
Chomani'nin gazetemiz için yazdığı analizi olduğu gibi sunuyoruz…
***
Mevcut karmaşık durumda her ne kadar Iraklı Kürtler, kazançlı çıkan kesim olarak görülse de, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD veya ISIS) isimli örgütün yaptığı saldırılar, halk nezdinde bir belirsizlik yaratmış, siyasi partiler arasında mevcut olan farklılıkları daha da derinleştirmiştir.
Kürdistan Bölgesel Hükümeti, IŞİD örgütünün saldırılarının Kürdistan bölgesine olan olumsuz etkilerini kontrol altında tutmaya çalışıyor. Ancak IŞİD'in artan saldırılarının, Irak Başbakanı Nuri El Maliki'nin, Şii çoğunluğa dayalı hükümetine karşı resmen bir Sünni ayaklanmasına dönüşmesi, bu durumu maalesef daha da zorlaştırmaktadır.
IŞİD'ın Irak, Kürdistan Bölgesi ve ABD'nin bölgedeki çıkarlarına yönelik büyük bir tehdit oluşturduğu açık olmasına rağmen, Maliki'nin otoriter yaklaşımları, kendisinin yalnız kalmasına, Kürtlerin de IŞİD'ın saldırıları karşısında Bağdat hükümetine yardım etmediklerini ilan etmelerine sebep olmuştur.
Kim kime yakın duruyor?
IŞİD'in saldırılarının Kürdistan Bölgesi'nde bıraktığı çeşitli etkiler vardır ve bunlar yavaş yavaş belirgin hale gelmeye başlamaktadır. IŞİD isimli aşırı örgütün gerçekleştirdiği saldırılar, Kürt lider kesimlerinin korudukları pozisyonları da birbirinden ayırmıştır. Çünkü Kürt siyasi güçleri de bu saldırılar ile birlikte ortaya çıkan Sünni ve Şii eksenli siyasetin içine girmişlerdir. Celal Talabani başkanlığındaki Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) Şii kesimlere daha yakınken, Mesud Barzani'nin başında bulunduğu Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Sünni kesimlere yakındır. Örneğin Kerkük şehri sınırları içinde yerleşik bulunan YNK silahlı güçleri, bu örgüte karşı savaşırken, Musul kenti sınırları içinde konuşlanan KDP güçleri, Musul'u ele geçiren ve etki alanını Irak'ın diğer bölgelerine kadar genişleten IŞİD'i neredeyse görmezden gelmiştir. Yakın dönemde YNK liderleri IŞİD'in KDP ile değil sadece YNK ile savaşıyor olmasına yönelik kaygılarını açıktan göstermişlerdir.
Tam da aynı zamanda, KDP ise Sünni aşiret liderleri ve siyasetçileri geçen hafta Erbil'de ağırlamış, bu Sünni kesimler düzenledikleri basın toplantısında IŞİD örgütünü 'devrimciler' olarak tanımlamıştır. Hatta bazı medya organları, KDP ile IŞİD'in işbirliği içinde olduklarını iddia etmiş ancak bu iddiaların sağlam bir temeli bulunmamakta. Gerçekte de KDP, IŞİD onlara saldırmadığı sürece bu örgüte saldırmamaktadır. Öte yandan IŞİD, Maliki rejimine karşı bir örgüttür ve Mesud Barzani de defalarca Maliki'nin üçüncü kez görevde kalmasına karşı olduğunu açık bir şekilde ifade etmiştir. Kürtler işte tam da bu noktada birbirlerinden ayrılmaktadır: Barzani yakın dönemde CNN'e verdiği röportajda açıkça Maliki'nin istifa etmesini istediğini bir kez daha ifade etmiştir. Buna karşılık olarak YNK ise IŞİD isimli örgütü sadece Irak için değil Kürdistan bölgesi için de büyük bir tehdit olarak gördüğü için bu örgüte karşı mücadele etmek istemektedir.
En önemli kazanım
IŞİD saldırılarının Kürtler açısından ortaya çıkardığı en büyük kazanım ise Kürtlerin bu saldırılar sonrası Güney Kürdistan topraklarının yaklaşık yüzde 95'ini kendi kontrolleri altına almasıdır. Kerkük şehri, şu anda bütünüyle Peşmerge güçlerinin kontrolü altındadır. Ancak bu yeterli değildir çünkü YNK ile KDP arasında Kerkük kentinin idaresinin kimde olacağına dair tartışma, en uç noktalara varmış durumdadır.
Bazı medya organları, KDP'nin YNK'ye 'Kerkük'ü birlikte idare etme' önerisi getirdiğini, YNK'nin ise oldukça güçlü olduğu Kerkük'ü KDP ile birlikte idare etme teklifini reddettiğini, buna karşılık olarak KDP'nin Erbil bölgesinde otoriter bir yerel hükümet kurduğu yorumlarını yapmaktadırlar. En son yapılan Irak seçim sonuçlarına göre YNK Kerkük'te 12 milletvekilliğinin yarısını kazanırken, KDP sadece 2 milletvekilliği alabilmiştir. KDP de buna karşılık olarak Erbil'de Türkmenler ve Asurilerle ortaklaşa bir yerel hükümet kurmuş ve bu yerel hükümete İslami kesimler, Goran Hareketi ve YNK'yi dahil etmemiştir.
Kerkük'teki bir diğer tartışmalı konu ise Kürdistan Bölgesi Başkanlığı'nın aldığı söylenen Maliki hükümetinin şehrin ihtiyaçlarını karşılamaması halinde şehirden çıkan petrolün satılıp gelir elde edilmesi yönündeki kararıdır ki, bu yöndeki bir ima Kerkük Şehir Konseyi tarafından yalanlanmıştır. Erbil, Kerkük petrolünün Kürdistan Bölgesi'nin petrol borularına bağlanması teklifinde bulunmuş ama şehir Konseyi bunu da reddetmiştir.
Barzani'nin Vali ile arası kötü
Kerkük şehrinin valisi olan Dr. Najmaddin Kareem, KDP'nin şehir hakkındaki düşüncelerini dikkate almadığı gerekçesiyle KDP tarafından ciddi olarak eleştirilmektedir. Vali'nin KDP ile özellikle de Mesud Barzani ile ilişkileri olabilecek en kötü durumdadır. Barzani'nin yakın dönemde Kerkük'ü ziyaret etmesi beklenmekte ancak Barzani şu ana kadar şehrin valisi olan Dr. Najmaddin ile irtibata dahi geçmemiştir.
IŞİD saldırıları, Kürt siyasi partileri arasındaki mesafeyi daraltmamış aksine genişletmiştir. IŞİD saldırılarının Kürtler arasında bir birlik yaratması beklenmekteydi ancak maalesef bu gerçekleşmemiştir.
Siyasal söylem alanında da KDP ile YNK farklı noktalarda durmaktadırlar. KDP bağımsızlık talebinde bulunurken, YNK koşulların ve zamanın henüz bunun için uygun olmadığını ifade etmektedir. Her ne kadar Barzani'nin bağımsızlık ilan etme iddiası ciddiyetten uzak olsa da, Irak ve ABD'ye karşı kullanabileceği tek araç bu taleptir. Kürt siyasi partilerinin, Kürtlerin bu uzun soluklu rüyası hakkında farklı düşünmesi Kürtlerin acılarını daha da arttırmaktadır.
Ekonomik alanda sıkıntılar
IŞİD örgütünün saldırıları, Kürdistan bölgesi üzerinde ekonomik sıkıntılar da yaratmıştır. Özellikle petrol kıtlığı en önemli sorundur çünkü IŞİD Baiji petrol rafinerisinin kontrolünü eline geçirmiştir. Kürdistan Federal Bölgesi'nin büyük petrol depolama tesisleri olmadığı için bölge bu sorundan etkilenmektedir. Bağdat ile Erbil arasındaki yolun kapalı olması sebebiyle Umm Qassir limanı da işlememektedir. Öyle ki işletmeler yüklerini Umm Qassir limanı yerine İran'ın Bandar Abbas limanına yönlendirmeye başlamışlardır.
IŞİD örgütünün Musul'un kontrolünü ele geçirmesi sonrasında binlerce otel ve uçak rezervasyonu iptal edilmiştir. Erbil, 2014 yılı için Arap Ülkeleri Turizm Başkenti olarak seçilmiş bir şehir olduğu için bu gelişmeler Erbil'in hazırladığı turizm planlarını da doğal olarak değiştirecektir. Buna karşılık olarak Kürdistan Federal Bölgesi güvenlik için ayırdığı bütçeyi arttırmıştır. Bölgede faaliyet gösteren uluslararası şirketler de bir belirsizlik içindedir. Çatışmaların kuzeye doğru gelişmesi sebebiyle petrol firmalarının çalışanlarını bölgeden çekebileceğine dair haberler yayınlanmaktadır. Çatışmalardan kaçarak Kürdistan Federal Bölgesi'ne sığınan insanlar sebebiyle ilerde bölgede ekonomi ve güvenlikle ilgili sorunlar da baş gösterecektir. Birleşmiş Milletler'in verdiği rakamlara göre yaklaşık 1 milyon kişi Anbar ve Musul'dan kaçmış, bu insanların en az yarısı Erbil, Duhok ve Süleymaniye'ye gelmiştir. Bu sığınmacılar Kürdistan Federal Bölgesinin bütçesine ek bir yük getirmektedirler. Kürdistan Federal Bölgesi'nin yaşadığı ekonomik krizin dikkate alınmasıyla birlikte bu yük daha da ağırlaşacaktır. Suriye'deki çatışmalardan kaçan yaklaşık 200 bin sığınmacı zaten aylardır Güney Kürdistan'da bulunmaktadır.
Genel anlamda Güney Kürdistan medyasının IŞİD konusundaki kötü haberleri ve siyasi partiler arasında siyasal bir birliğin olmaması sebebiyle halkın bir belirsizlik duygusu içinde olduğunu söylemek mümkündür. IŞİD krizinin hükümetin hesap verebilirliği ve denetlenebilirliği üzerine de bir etkisi olacaktır. Kürdistan Federal Bölgesi şu anda kendi petrolünü satmaktadır ancak insanlar IŞİD sorunu ile meşgul oldukları için bu konuda KDP ya da YNK'yi etkili olarak denetleme imkanı olmayacaktır.
Halkın adalet ve denetim sağlama konusunda umut bağladığı parlamento ise daha çok savaş üzerine yoğunlaşacak, bütçe harcamalarının denetlenmesi ve yolsuzluk ile mücadele ise daha az yoğunlaşılan konular haline gelecektir.
Çeviri: SUNA ALAN