IŞİD iki yıldır Kürdistan’ın batısında, Rojava’da Kürtlere karşı savaşıyor. Kobanê ise bir aydır IŞİD çetelerine, çakallarına karşı düz ovada direniyor. Ve dünya bu destansı direnişine tanıklık ediyor.
Kürtlerin elinde ne tank, ne top, ne de modern silahlar var. IŞİD çetelerinkilerine kıyasla adeta mantar tabancalarıyla mücadele ediyorlar. Şengal ve Kobanê’deki destansı direniş iyi Kürt, kötü Kürt ayrımına son verdi. Artık eski Alman Genelkurmay Başkanları (Kujat), Avrupa Parlamentosu Başkanı Schulz, CDU’lu Laschet gibileri Kürt direniş güçlerine, PYD’ye silah verilmesi gerektiğini belirtiyorlar. Yeşiller ise bir adım ileri giderek Alman Kara Birlikleri’nin IŞİD’e karşı operasyonda yer alması gerektiğini belirtiyorlar (Göring-Eckardt). Tümü birden Kobanê ve Rojava’nın Türk devletinin, Erdoğan ve ekibinin insafına bırakılmaması gerektiğini söylüyor.
Taliban, tüm dünya birleştiği, NATO devreye girdiği halde Afganistan’dan sökülüp atılamadı. Irak’ta Saddam gitti, ne var ki yerine Sünni bölgelerde IŞİD çadır açtı. Amerika ve dünyanın irilerinin Afganistan ve Irak’ta yapamadığını Kürtler çıplak yürekleriyle yapıyorlar. IŞİD Kürdistan’da yaban otudur ve sökülüp atılacaktır. Rakka’yı, Dera Zor’u bilmem, ama Kobanê’de, Êfrin ve Cizîrê’de IŞİD’e yer yoktur. Kürt halkı bu gerçeği çok geçmeden tüm dünyaya gösterecektir.
"IŞİD’le PKK arasında hiçbir fark yoktur. İki terör örgütü Kobanê’de savaşıyor” diyenler daha bugünden kaybettiler. Daha düne kadar Kobanê diye bir Kürt kentinin varlığından haberdar dahi olmayan dünyanın vicdanında Kürtler kazandı. Dünyanın kalbi bugün Kobanê için çarpıyor.
Yeter ki yaptığımız haklı eylemlere, protestolara gölge düşürmeyelim ve gösterilerimize katılan üç-beş insanın kendi ajandalarını, hesaplarını bizim üzerimizden görmelerine müsade etmeyelim. Bu dostlarımız dayanışmalarında samimi iseler, üç kişiyle beş bayrak taşımaktan vazgeçer, örneğin Alman polislerini gösterilerimizde provoke etmekten el çekerler.
Kürtlerin Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de Kobanê ile dayanışma eylemlerini vandallık ve terörizmle eşdeğer görenler, şayet benzer eylemler Gazze veya Mısır’daki Müslüman Kardeşler için yapılsaydı, baştacı ederlerdi. TC, IŞİD’in sınırlarında bir hilafet devleti kurmasını ister, ama Kürdistan’da bir kuşun yuva yapmasını tehlike addeder.
Dünya kamuoyu, dünyanın vicdanı bizimle beraber. Aynen 1991 Baharı’ındaki gibi. O kamuoyu, Saddam’ın saldırılarına karşı ayağa kalktı ve kendi başkentlerini sallayarak harekete geçmesini sağladı. Bugün de benzer bir durum Kobanê özgülünde yaşanıyor. Tamam canımız yanıyor, nefes almakta zorlanıyoruz, öfkemizse dorukta. Ama bugünden şunu rahatlıkla söylemek abartı olmaz: Kazanan Kürtler oldu, YPG ve Rojava’da direnenler oldu. Kaybedense IŞİD ve ona toz kondurmamak için elinden geleni yapan TC’dir. Bugün stratejik derinlik kuyusunda debelenen Kürtler değil, TC’nin kendisi ve onun yöneticileridir. Bugün dünyada IŞİD dendiğinde, Kobanê’den bahsedildiğinde akla ilk gelen TC ve Erdoğan’dır.
Son iki yıldır dilim döndüğünce Ortadoğu’ya yeni bir balans ayarı verilmeye çalışıldığını, Erdoğan ve ekibinin kirli oyununun görüldüğünü, bu nedenle de Sünni eksende yer alan ve bilhassa da AKP ile ortak bir gelecek tasavvur eden güçlerin bu gelişmeleri dikkate almaları gerektiğini anlatmaya çalıştım.
PKK’yi, PYD ve Kobanê’de mücadele edenleri IŞİD’den daha tehlikeli gören ve bunu her kademeden dile getirenlere bir yanıtımız olmalı. "Biz bu oyunun sonunu biliyoruz. Bu oyunda biz yokuz” diyebilmeliyiz.
Kobanê’ye yaklaşımdan çıkarmamız gereken en önemli sonuç bu. Erdoğan ve onun sahip olduğu anlayışla dün de kardeş değildik, bugünde olamayız. Kobanê direnerek öğretiyor!
IŞİD Kürdistan’da yaban otudur!