Uzun bir aradan sonra ilk defa yazmanın zorluğu yanına bir de gündemin çok yoğun ve karmaşık olduğu eklenirse, asıl yazmak  istediğim konu netliğini fazlaca koruyamayabilir. Oysa yazımın konusu içinden geçtiğimiz süreçte Kürtler arası birlik, ilişkiler, Ulusal Kongre ve birliğin dili. Düşünce ve iletişim araçlarındakı psikolojik bariyerler.
Ortadoğu da kan gövdeyi götürürken, başlar kesilirken Kürtler arası ilişkiler de nereden çıktı diye düşünülebilir. Ancak bugün en yakıcı sorun birlik ve ona ulaşmanın önündeki engellerden en önemlisi olan,  ilişki biçimi ve kullandığımız dil. Bir kaç yazı dizisi olabilir.
Belki de konun önemini daha iyi kavrayabilmek için, çok değil son üç aydaki gelişmelere bakmak yeterli.
Daha üç dört ay önce varlığı dünyada çok duyulmayan,bir örgüt ortaya çıktı. Nasıl örgütlendi, nasıl gelişti, lojistik desteıi nerelerden ve kimler tarafından sağlandığı çokça konuşulan, bazı küresel güçlerin etkisinin artık açıkça konuşulduğu bir örgüt. 21 yüzyılda İslami inanç uğruna insanların başını kesen bir örgüt. Kadınları ve çocukları esir alıp köle pazarında satan bir örgüt.
İlk etapta adından anlaşılacağı gibi, Irak ve Suriye'de Esad ve Maliki rejimine karşı kurulmuş, Sunni Arapların haklarını savunan ve toplumsal zemini de olan bir örgüt izlenimi veriyorken, birden bire yönünü Kürtlere çevirdi. Kobanê'ye saldırdı, Musul'u aldı, Kerkük'e yürüdü, Maxmur'u aldı, Hewler'e 45 kilometre yaklaştı, geleneksel Kürt inancının temsilcileri olan Êzîdîleri katliamdan geçirdi. Son anda gerilla ve peşmergenin işbirliği ile hareket alanı sınırlandırıldı. Henüz tam püskürtülmedi hala Kürdistan topraklarında varlar. Ve en önemlisi hala tehlike oluşturuyorlar.
Ortaya çıkış biçimi hangi amaç ile olursa olsun, sadece üst paragrafta yazılı olan eylemleri IŞİD'in  Kuütler için kurulduğu izlenimi veriyor. Sembollere bakılırsa, bir: kesinlikle Rojava'da oluşacak, özerk Kürt oluşumlarına izin vermeyeceğiz diyor. İki: Musul ve Kerkük'ü almak istemeleri, Kürtler için yaşamın tersi olan her şeyi kapsayan, 1923 Anlaşması'nın devam ettirmek istedikleri mesajını veriyor. Üç:  Hewler'e yürümeleri, Kürtlerin ilk ulusal kazanımı olan KRG'yi yok etmek istediklerini mesajını veriyor. Dört: Êzîdîleri katliamdan geçirerek, İslam'ın 1.5 asırlık intikamını alıyorlar. Bu intikam kimin adına alınıyor, o da büyük bir soru işareti.
Kürtlerin müthş bedeller ödeyerek iki asırdır oluşturdukları kazanımlar, neredeyse bir ay içinde yok edilecekti... Kabul edilmesi çok zor olsa da bu bir  gerçek. Tam bir şok durumu. Bu şoku yaşamadığını söyleyenler, kendilerini kandıranlardır.
Kazanmak ya da sahip olmak yetmiyor. Kazanılanı korumak önemli.. Kürdistan'da bir parçanın kazanımının garantisi  diğer parçadaki mücadeledir. Ya da bir parçada ki mücadelenin kazanma şansı, diğer parçadaki kazanımın korunmasıdıir.
Bu sürece damgasını vuran, Kürtlerin varlık-yokluk savaşıdır. Topyekün kurtuluş savaşıdır. Bunun sosyolojide ki çevirisi  "ulusal kurtuluş savaşı"dır.
Biz önce topraklarımıza, sonra da düşüncelerimize ve dilimize örülen duvarlar ile uğraışrken, düşman topyekün bitirme ile meşgul. IŞİD'in bir ay içinde Kürdistan'ın parçalarında ki eylemleri ve geçici başarıları, Êzîdî katliami, Kürtlerin politik öngörüsündeki zaafı, ya da savaş zaafı olarak açıklamak önemli ancak yeterli değil.
İçinde bulunduğumuz sürecin tespitini yukarıdaki sembolleri ele alınmadan yapılması sonucudur.
Çok yakıcı olan soru, ulusal kurtuluş savaşının gerekleri yerine getirilecek mi? Nereden başlanacak? Nasıl başlanacak? Bizlere düşen görevler nedir....
Politik partilerimiz, örgütlü güçlerimiz yeni doneme nasıl geçiş yapacak...Yeni dönemin kodları ne olacak...
Haftaya devam edeceğim.