
Bugün 1. Dünya Savaşı’nın başlamasının 100. yıldönümü ve aynı zamanda dünya barış günü. Tarihin bir ironisi midir bilinmez ama 1. Dünya Savaşı’na neden olan ve hatta en fazla zarar gören ülkelerin başında gelen Almanya ise böylesi tarihi bir günde Güney Kürdistan yönetimine silah desteğini tartışacak. Bugün Alman Federal Meclisi’nde IŞİD’e karşı mücadelede Federe Kürdistan Yönetimi’ne verilecek silahlara ilişkin özel bir oturum yapılacak. Meclis'te oylama yapılmayacağı için muhalefet partilerin itirazı hükümetin peşmergeye silah verme kararını etkilemeyecek gibi görünüyor.
Aachener Barış Ödülü sahibi Alman gazeteci ve yazar Jürgen Grässlin ise bölgeye yeni silahların gönderilmesine karşı çıkan isimlerden. Geçtiğimiz yıl yayınlanan "Silah ticaretinin kara kitabı: Almanya savaşlardan nasıl kazanıyor?" adlı kitabının yazarı olan Grässlin öncelikle IŞİD’in kaynaklarının kurutulması gerektiğini belirtiyor. Özellikle Alman Heckler & Koch firmasının ürettiği G3 ile G36 tipi silahların dünya çapında nasıl bir ölüm makinesine dönüştüğünü yazan Grässlin’in kitabında şu çarpıcı bilgiyi veriyor: "Dünyada her 14 dakikada bir insan Heckler & Koch firmasının ürettiği silahlardan çıkan kurşunlarla hayatını kaybediyor. Firmanın işbaşı yaptığı 1949 yılından bu yana dünyada en az 1,5 milyon bu silahlarla öldürüldü. Çoğu zaman kimin avcı, kimin av olduğu önemsiz. Önemli olan ise ticaret..."
Birçok kez Kürdistan’a da giderek bölgede araştırmalar yapan Alman araştırmacı ve insan hakları savunucusu Jürgen Grässlin, sorularımızı yanıtladı.
IŞİD’in bölgede bu kadar hızlı bir güç olması sizi şaşırttı mı?
Hayır şaşırmadım. Çünkü IŞİD arkasına bölgedeki üç güçlü ülkeyi almış durumda. Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye, Suriye rejimiyle mücadele etmesi için IŞİD’e her türlü desteği verdiler. Zaten Musul’u aldıktan sonra ABD’nin Irak’taki en önemli ikinci silah deposunu ele geçirdiler. Ellerinde şu anda dünyanın en modern silahları var. Batılı ülkeler de bu terörist örgüte zamanında çok göz yumdu.
IŞİD’in Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan tarafından desteklendiğine dair elinizde belge veya deliller var mı?
Bunu belgelememiz şimdilik imkansız. Öncelikli olarak bu üç ülkede çalışan gazeteciler-muhabirler bunu sıkça dile getiriyorlar, bu konuda sayısız haberlere imza attılar. Katar ve Suudi Arabistan’ın IŞİD’e para yardımı yaptığı, Türkiye’nin de her türlü lojistik desteği verdiği herkesçe biliniyor. Üstelik bu üç ülke de bunun aksini ispatlamış değil. Yani dünya kamuoyunun önüne çıkıp belgeleriyle "Hayır biz IŞİD’i desteklemiyoruz, üstelik onlara mücadele ediyoruz" demediler.
IŞİD çetelerinin elindeki silahların yapısına ilişkin neler söyleyebilirsiniz?
Görüntülerden gördüğümüz kadarıyla IŞİD’çilerin elinde şu anda dünyada kullanılan en modern silahlar var. Deyim yerindeyse IŞİD ağzına kadar silaha boğulmuş durumda. Zaten bölgede, yani Suriye-Irak üçgeninde sağlık ve eğitim malzemeleri gibi en temel insan ihtiyaçlar yerine her çeşit silahı bulmak mümkün. Eğer bir dünya haritasında en fazla silahın olduğu bölgeleri boyarsak karşımıza şu 5 ülke çıkacak; Somali, Sudan, Afganistan, Suriye ve Irak. Yani bu sözüne ettiğim ülkeler dünya haritasında silahlanmanın kırmızı bölgeleridir.
IŞİD’in Güney Kürdistan’daki son saldırı ve katliamları karşısında Almanya’nın tavrını nasıl buluyorsunuz?
Almanya Êzîdî Kürtlere yapılan saldırılar için "soykırım" dedi. Fakat diğer taraftan Almanya az önce IŞİD’e destek veren ülkeler sıralamasında saydığım üç olağan şüpheli ülkenin de en iyi partneridir. Suudi Arabistan’daki silah depoları Alman yapımı silahlarla doludur. En ilginç nokta ise şu anda ‘IŞİD’e karşı Kürtleri koruyalım’ diyen Dışişleri Bakanı Steinmeier 2008’de yine dışişleri bakanıyken Suudi Arabistan’a Heckler & Koch firmasının G3 ve G36 silahlarını üretmesi için lisans hakkı verildi. Arabistan 2010’da itibaren bu silahları istediği şekilde üretip istediğine veriyor. Heckler & Koch firması dünya çapında işlenen suçlar ve kirli savaşlarda payı en fazla olan silah üreticisidir. Son yıllarda Suudi Arabistan ordusu ve polisi baştan aşağıya kadar Alman silahlarıyla donatıldı. Almanya dünyanın hiçbir ülkesiyle yapmadığı kadar Arabistan ile silah dostluğunu ilerletti. Almanya hem IŞİD’in saldırılarına soykırım diyor, hem de IŞİD’in arkasındaki ülkeyi de silaha boğuyor.
Sizce IŞİD, Irak’ta nasıl bu kadar güçlendi?
Bence burada da Batılı ülkelerin önemli bir payı var. Batının desteğini alan Şii lider Maliki despot oldu, Sünniler arka plana atıldı. Zamanında Irak’ta bütün halklar ve mezheplerle demokratik ve stabil bir yönetim oluşturulsaydı, şüphesiz IŞİD de bu kadar güçlenmezdi.
Peki Batı ülkeleri ve özellikle de Almanya IŞİD’le mücadelede ve bölgedeki trajediye müdahalede nasıl bir yol haritasına sahip olmalı?
Öncelikle Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye’ye IŞİD’e verilen desteğin kesilmesi için baskı yapmalı. Burada en önemli rol Almanya’ya düşüyor. Çünkü az önce dediğim gibi bu üç ülkeyle en iyi ilişkilere sahip olan ülke Almanya’dır. Bölgeye yeni silahlar gönderileceğine insani yardımlar artırılmalı. Ayrıca yerinden-yurdundan olanlara kapılar açılmalı. Almanya yeni mültecileri kabul edebilir, bu konuda yeteri kadar olanaklar vardır.
Kürt güçlerine silah yardımına da karşı çıkıyorsunuz? Peki Kürtler, IŞİD’in saldırılarından nasıl korunacak?
Almanya’nın gündeminde olan Kürt güçlerine silah desteği konusunda tavrım nettir. Silah gönderilmesine karşıyım. Belki güçlü bir silah desteği IŞİD’i durduracaktır. Fakat başka ülkelerde edindiğim tecrübeler gösterdi ki silahlar çok rahat el değiştirebiliyor. Bugün ‘iyi’ dediğiniz birisi ‘kötü’ olabiliyor, ya da iyi birisinin elinde olan silahlar yarın kötü birisinin eline geçebiliyor. Örneğin birkaç ay öncesine kadar Suriye’de muhalifler ve IŞİD iyiydi, Esad rejimi kötüydü, şimdi onlar kötü oldu, Şam rejimi iyi oldu. Ya da Batı'ya göre Suriye’de IŞİD iyiydi, Irak’taki IŞİD ise kötü oldu. Yani kimin iyi, kimin kötü olduğu göreceli bir durumdur. Bu tabloda yeni silahlar göndermek ateşe benzin dökmek anlamına gelir. Sonuna kadar insani yardım yapılmalı, bölge stabilize edilmeli.
Alman silahlarının Kürdistan’daki suçlarına ilişkin de önemli araştırmalarınız var. Sizce bu destek Almanya’nın tarihinde nasıl bir yer alıyor?
Alman silahlarıyla Kürdistan’da işlenen suçlar, katliamlar Almanya’nın tarihinde kara bir sayfa gibi duruyor. Saddam’ın Halepçe’ye attığı kimyasal silahlar Alman teknolojisiyle üretildi. Diğer yandan 1984-1999 yılları arasında Türk ordusu ve PKK arasındaki savaşta Almanya Türk devletine her türlü desteği verdi. Birçok kez Diyarbakır’a gittim, orada savaş mağdurlarıyla görüştüm. Kürt köyleri Alman silahlarıyla yakıldı, Kürt siviller o silahlarla öldürüldü. Almanya’nın bu konuyu hala tartışmaması ve açığa çıkarmaması bir utançtır.
PERWER YAŞ/ANF/BERLİN