İşkence tehdidine rağmen sınır dışı!
Dünya Haberleri —

- Almanya, Türkiye’de işkence ve kovuşturma tehdidi altında olan 39 yaşındaki bir Kürdü ‘ırkı, siyasi görüşü nedeniyle değil, terör nedeniyle işkence gördü’ diyerek, sınır dışı etmek istiyor. Avukat Roland Meister, Göç ve Mülteciler Dairesi’nin kararını “küstahça” olarak nitelendiriyor.
BERDAN DOĞAN
Almanya’da kriminalizasyon politikaları, insan hakları için mücadele veren aktivistlere karşı uygulanan yaygın yöntemlerden birisi olarak gündemde. Birçok siyasi aktivist Almanya mahkemelerinde para veya hapis cezalarına çarptırılıyor. İltica veya mülteci statüsünde olan insanlar ise ülkeye geri gönderilme tehlikesi ile karşı karşıya kalıyor.
Bunlardan birisi Türkiye’de cezaevindeyken işkence gören ve tahliye olduktan sonra Almanya’ya gelen bir Kürt yurttaş. Almanya, gözaltında işkence gördüğüne dair kanıtlara rağmen bir Kürdü, 'ırkı, siyasi görüşü nedeniyle değil, terör nedeniyle işkence gördü' gerekçesiyle sınır dışı etmek istiyor. Kürt yurttaşın avukatı Roland Meister ile görüştük.
3 yıl cezaevinde kaldı
Roland Meister, 39 yaşında olan müvekkilinin üniversite öğrencisi iken 2009’da kapatılan DTP’ye üye olduğu için arandığını ve bu yüzden kaçmak zorunda kaldığını belirtti. Müvekkilinin uzun süre Güney Kurdistan’da kaldığını söyleyen Meister, “Kendisi silahlı bir çatışmada yer almadığı halde Türkiye’de bu yüzden yargılandı. Türkiye tarafından yapılan suçlamalardan birisi müvekkilimin HPG’de komutan olduğudur. Müvekkilimin babası da 80’li yılllarda tutuklanarak ‘örgüt üyeliği’nden 12 yıl cezaevinde kaldı. 2016 yılında tutuklanan müvekkilim ağır işkencelerden geçti. 2019 yılında şartlı tahliye olduktan sonra 2022 yılında ailesini Türkiye’de bırakarak Almanya’ya gelmek zorunda kaldı” dedi.
BAMF kırmızı çizgiyi aştı
Müvekkilinin yaşadığı işkencenin Almanya’da ırkı, siyasi görüşü nedeniyle değil, ‘terör’ nedeniyle olduğu iddiası ile reddedildiğini belirten Meister, “Bu küstahça bir karardır. Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) bu vahim kararı ile kırmızı çizgiyi aşmıştır. Müvekkilim Türkiye’ye geri gönderilirse tekrar cezaevine girecek ve işkence görecek. Bir insan iddia edildiği gibi ‘terörist’ ise de işkence göreceği yere geri gönderilemez” diyerek, alınan kararın yanlış olduğunu belirtti.
Hem sınır dışı hem 129b
Müvekkiline Alman Ceza Kanunu’nun 129b maddesinden soruşturma açıldığını söyleyen Meister, “Türkiye’de yürüttüğü faaliyetler ve HPG’ye üye olduğu iddiası ile dava açıldı. Bu yüzden müvekkilimin Almanya’da yaşadığı iltica kampındaki odası Alman polisleri tarafından basıldı. Yani bir tarafta iltica reddi üzerinden sınır dışı edilme tehdidi varken diğer yandan 129b maddesi gereğince ‘terör örgütü’ne üye olma üzerinden ceza davası açılmıştır. Almanya’da uzmanların hazırladıkları raporlara göre Türkiye hukuki devlet kriterlerine uymuyor, yargılamalar yasal ve adil yapılmıyor. Ayrıca insanlar ‘terör’ gerekçesi ile yargılanarak işkence görüyor ve ağır hapis cezalarına çarptırılıyor” dedi.
YPG ‘terör örgütü’ değil
Müvekkilinin sınır dışı edilmesine itiraz ettiklerini söyleyen Meister şöyle devam etti: “Kendisi 129b’den yargılandığı için sınır dışı edilemez. İltica için verdiğimiz savunmada müvekkilimin faaliyetlerinin ‘terörizm’ değil barış çalışmaları olduğunu belirttik. Müvekkilimin Başûr ve Rojava’da DAİŞ’e karşı yürüttüğü silahlı mücadele ‘terörizm’ olarak adlandırılamaz. Êzîdîleri DAİŞ’lilerin saldırısına karşı korumak yasak ve yasa dışı faaliyet ya da bir ‘terör’ eylemi değil, takdir ve övgü gerektiren bir faaliyet. Yaklaşık 6 ay önce ağır yaralanan bir YPG’linin davasında verilen, YPG’nin ‘terör örgütü’ olmadığına dair hüküm var. Kanıt olarak sunulan video görüntülerinde kişinin YPG üyesi olduğu ispatlandı. Gelsenkirchen İdare Mahkemesi YPG’nin yasadışı bir ‘terör örgütü’ olmadığı ve DAİŞ’e karşı haklı olarak çatışan bir savunma gücü olduğuna karar vermişti. Bizim itirazımız bu yoldan olacak.”
Korumaya alacağına dava açıyor
İşkencenin bu şekilde hafif görünmesine de karşı çıkacaklarını vurgulayan Meister, “Terörizme karşı mücadele adı altında yapılsa bile böylesi bir işkence uygulanamaz. Almanya kendi ülke tarihinden kaynaklı da bunu kabul edemez. Bu dava Almanya’da var olan ve gelecekte görülecek davalar için örnek olacak” dedi.
BAMF’ın İçişleri Bakanlığı’na bağlı olduğunu hatırlatan Meister, “İltica süresinde yaşadıklarınızı anlatmak zorundasınız. Fakat aynı zamanda güven içinde değilsiniz çünkü size karşı böylesi bir ceza davası açılma ihtimali var. Almanya’ya iltica eden kişilerin verdikleri savunma Federal Savcılığa iletiliyor. Bu gerçekleri göstermek için bu gibi davaları kamuoyuna taşımak önemli. 129 maddeleri sadece Kurdistan-Rojava davaları üzerinden devam etmiyor. Almanya’da Filistinlilerin haklarından mahrum edilmelerine karşı kurulan ‘Letzte Generation’ örgütlenmeleri de 129. madde üzerinden ağır bir kriminalizasyona maruz kalıyor” diye konuştu.
129b’ye karşı dayanışma büyümeli
Kriminalize ve mağdur edilen Kürtlerle dayanışmanın önemine vurgu yapan Avukat Meister son olarak şunları belirtti: “PKK yasağının ilk yürürlüğe girdiği yıllarda da avukat olarak görev yaptım. O yıllarda birçok soru cevapsız kalmıştı. Bugün Kürt Özgürlük Hareketi güçlendi ve büyüdü. Dünya genelinde nam ve övgü kazanan bir örgüt oldu. Haklı olan bir özgürlük mücadelesinde dayanışma kazandıracak. Bu mücadelede yer alan herkesin iltica hakkı var. 129b maddesine karşı mücadele ve dayanışma içinde olmak çok önemli.”














