İngiltere Gündemi
2014 yılında bağımsızlık referandumuna hazırlanan İskoç halkı, kimi değerlendirmelere göre, ekonomik “aklı” ile ulusal “gururu” arasında zorlu bir seçim yapmak zorunda kalacak gibi. 17. yüzyılın başında İngiltere ile yaptığı Birlik Anlaşması’yla Birleşik Krallık’a dahil olan İskoçya’nın bağımsızlık referandumu Britanya’nın hem coğrafi hem de siyasi ve ekonomik geleceğini yeniden şekillendirme potansiyeline sahip. Tarihi referanduma henüz iki yıl gibi uzun bir süre kalsa da hem halkın tercihinin ne olacağına ilişkin araştırmaların sayısı artmış durumda hem de bağımsızlık yanlıları ile karşıtlarının kampanyaları hız kazanmış görünüyor.
Referandumda bağımsızlığa “evet” cephesinin başını çeken iktidardaki İskoçya Ulusal Partisi’nin (SNP) Mayıs ayında kampanyasını başlatmasının ardından “hayır” cephesini oluşturan bileşenler de geçen hafta kampanyalarına start verdiler. Muhafazakar Parti, İşçi Partisi ve Liberal Demokrat Parti’nin başını çektiği hayır cephesinin başında İşçi Partili eski Maliye Bakanı Alistair Darling var. Britanya ile birlikten yana olanlar kampanyalarını “birlikte daha iyiyiz” sloganıyla yürütürken, bağımsızlıkçılar “evet, İskoçya” diyerek halkı bağımsızlık seçeneğine ikna etmeye çalışıyorlar. Ancak araştırmalar Avrupa’da yaşanan ekonomik krizin epey ürküttüğü İskoçlar’a bağımsızlık fikrini benimsetmeye çalışan ulusalcıların işinin kolay olmadığını gösteriyor.
Strathclyde Üniversitesi’nden Siyaset Bilim Profesörü John Curtice’nin yaptığı araştırmaya göre şu anda halkın sadece yüzde 40’ı bağımsızlıktan yana görünüyor. Bağımsızlık seçeneğine soğuk bakanların oranı ise yüzde 60 gibi yüksek bir rakamda seyrediyor. Analistler, İskoçya Ulusal Partisi lideri Alex Salmon’ın bağımsızlık gibi tarihi bir siyasi meselede seçmenlerin kuşkularını gidermek için Sean Connery gibi popüler İskoç simaları öne çıkarmak yerine halkın ekonomik realitelerine hitap edebilecek argumanlar geliştirmesi gerektiğinin altını çiziyorlar.
Bağımsızlığa karşı olanlar ise şu sıralar halkı, referandumdan evet çıkması durumunda ülkenin içine sürükleneceği ekonomik belirsizlik silahıyla korkutmaya çalışıyorlar. İskoçya’nın bağımsız olmasıyla yatırımcıların ülkeyi terk edeceği söylemini işleyen birlik yanlıları ülkenin merkezi hükümetten aldığı subvansiyonların kesilmesi durumunda İskoç halkını zorlu günlerin beklediği propogandasını yapıyorlar.
Seçmenlerin daha çok milli gururuna hitap eden “Bağımsızlıkçılar” ile “İskoçyalılık”, “Britanyalılık” ve “Avrupalılık” gibi çok-kimlikliliğin yanı sıra iktisadi olgulara vurgu yaparak “cüzdan” unsurunu öne çıkaran “Birlikçiler” İskoç halkını iki seçenekten birine zorlarken, güvenilir kamuoyu yoklama kuruluşlarından Ipsos-MORI’nin geçen hafta yaptığı bir araştırma, halkın şu sıralar bağımsızlığa ne evet ne de hayır dediğini ortaya koyuyor. Araştırma İskoçlar’ın bağımsızlıktan ziyade merkezi hükümetin yönetim alanında İskoçya’ya daha fazla yetki vermesini sağlayacak üçüncü seçenekten yana olduğunu gösteriyor. Ankete göre İskoçlar’ın yüzde 56’sı oy pusulasına İskoçya Parlamentosu’na daha fazla yetki verilmesi seçeneğinin de eklenmesini istiyor. Halkın yüzde 70’i kendisini “evet” ve “hayır” cephesi arasındaki tartışmanın dışında hissettiğini söylerken, yüzde 68’i referandum tartışmasının olası bütün alternatifleri içermesi ve daha geniş bir bağlamda yapılması gerektiğini ifade ediyor.
Araştırmanın ortaya koyduğu en ilginç sonuçlardan biri ise Londra ve Edinburg siyasi elitleri ile İskoç halkının gündemi arasındaki uçurumu ortaya koyması. İskoçya’nın şu andaki en önemli sorununun ne olduğu sorusuna katılımcıların yüzde 51’i ekonomi cevabı veriyor. Yüzde 21’i işsizlik ve eğitimin, yüzde 20’si merkezi hükümetin uyguladığı sosyal kesintilerin en önemli sorun olduğunu söylerken, bağımsızlık referandumunun en önemli mesele olduğunu ifade edenlerin oranı ise sadece yüzde 16 civarında.
Araştırma ayrıca, İskoçların hangi alanların merkezi hükümet tarafından hangilerinin ise yerel hükümet tarafından belirlenmesi gerektiği yönündeki düşüncelerini de ortaya koyuyor. Halkın yüzde 57’si vergi ve ekonomi politikaları, yüzde 67’si sosyal yardımlar, yüzde 69’u çevre, spor ve kültür politikaları, yüzde 64’ü enerji politikaları, yüzde 80’ni ise ev yardımları konularının İskoçya Parlementosu tarafından belirlenmesini istiyor. Araştırmaya göre halkın yaklaşık yüzde 65’i ise Savunma, Dış İlişkiler ve Uluslararası Gelişim gibi yetkilerin Londra’da kalmasını istiyor.
Bağımsızlık referandumundan çıkacak sonuç resmi olarak merkezi hükümet açısından sadece bir öneri olma özelliği taşısa da hem Başbakan David Cameron hem de ortağı Nick Clegg İskoç halkının kararına saygı duyacaklarını ifade ederek kararı uygulama yönünde sinyal vermişlerdi.
İskoçlar’ın bağımsızlık tereddüdü...