Çünkü bu vahşet çetesinin en çok zarar vereceği kesim kadınlardır. Bölgeye ‘şeriat’ adı altında yönetilen İran devlet rejimi zaten fazla geliyorken, ikinci bir İran ‘şeriat’ını, özellikle de kadınlar kabul etmemelidir. Kadınlar buna karşı, vicdan sesini ve iradi tepkilerini yükseltmelidir.
Bu vahşet örgütü, adeta İslam’ı karalamak için oluşturulmuş gibi görünüyor. 2002’lerden bu yana Irak’da bir İslam devleti kurma amaçlı kurulduğunu iddia eden örgüt, kurmayı hayal ettiği islam devletine, Rojava Devrimi’nden sonra Suriye’yi de ekledi.
ABD’nin Irak’a müdahalesi ile beraber, bölgede alternatif bir vahşet yürüttü. Bir yandan Irak’ın birçok yerinde yuvalanma faaliyeti yürütürken, diğer yandan acımasız yöntemlerle binlerce insanı katletti. Binlerce gencin aklını, duygusunu, inancını afyonlayıp, ahlak, vicdan dinlemeyen birer vahşet bombası haline getirdi. Sünni Müslüman olmayan insanları ne kadar çok öldürürse, cennet ödülüne o kadar layık görüleceklerine inandırdı.
Ölümü kutsadıkça kutsadı. Öyle ki, bu insanlar ölümden zevk alacak duruma getirildi. Kamuoyuyla paylaşılan bazı çekimler, insanın kanını donduracak niteliktedir. Rasgele, yoldan geçen sivil savunmasız, günahsız insanların üzerine üstelik müzik eşliğinde zevk alırcasına kurşun yağdırmakta, ölüm yağdırmaktadır.
İslam adına böyle sınır tanımayan bir vahşeti din de kabul etmiyor, iman da kabul etmiyor, vicdan da kabul etmiyor. Kendisine İslam devleti adını takan bu vahşet çetesinin, oluk oluk döktüğü kanı gören herkesin, "hangi islam” diye sorması gerekiyor önce.
İslam devleti kurmak adı altında uygulanan bu vahşetin, İslam toplumunun ahlak ve vicdanıyla yakından uzaktan alakası yoktur. Hazreti Muhamed’in İslamı ile hiç alakası yoktur. Medine vesikası etrafında sözleşerek barışa ve kardeşliğe dayalı gelişen kültürel İslam ile demokratik islam ile hiç alakası yoktur.
IŞİD’in vahşeti, kapitalizmin vahşetiyle yarışan bir vahşettir. Bu vahşetin yol açacağı sosyolojik sonuçlar olacaktır. Neredeyse Müslümanı, kendi Müslümanlığından şüphelendirecek, kendi Müslümanlığını sorgulatacak bir duruma getirmektedir. İslam inancına yaklaşımı etkilemektedir. İslama karşı beklenmeyen tepkilerin gelişmesine yol açma potansiyeli taşımaktadır. Egemen kılınan bu vahşetle İslam adına, İslam’a en büyük kötülük yapılmaktadır. İslam’a gönül vermiş toplumlar, bu kötülüğü hak etmemektedir. Karşısında büyüttüğü, güçlendirdiği, umutların bağlanmasına sebep olduğu kapitalizm ise böyle ucuz güçlenmeyi hak etmemektedir.
Bu vahşetin İslam adı altında yürütülüyor olması, bölge insanının kurtuluşu uluslararası kapitalist güçlerde görmesine yol açma tehlikesi taşımaktadır. Kurtuluş umut ve arayışlarının, bu açıdan yanlış yönlenme olasılığı vardır. Bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için, gerçek demokratik İslam çevrelerinin hızla aktif bir biçimde devreye girmesi gerekmektedir.
Geçen ay Amed’de toplanan Demokratik İslam Kongresi bu konuda çok önemli bir deneyim oldu. Özellikle de kadınların bu kongreye öncülük etmesi ve belli bir örgütlülükle katılması çok önemli bir gelişmeydi. İslamın demokratikleşmesi, kadınla erkeğin, Müslümanla gayri Müslim’in, farklı etnik kökenlerin birlikte aynı ortamda oturabilmesi, birbiriyle tartışabilmesi, aynı zeminde yan yana kardeşlik içinde yaşayabilmesidir. İslamın ümmet anlayışının üzerinde inşa olduğu düzlem, tam da bu demokratik islam düzlemidir. Evrendeki külli iradenin yarattığı farklılıkların ve çeşitliliğin birlikte yaşamasını, külli iradeye saygının gereği sayar.
Demokratik İslam Kongresi’nin kalıcı kurumlaşmasını tam da bu süreçte oluşturmasına büyük ihtiyaç bulunmaktadır. İlki, önemli bir deneyim ve tecrübe oldu. Süreklileşen bir tartışma platformu, kalıcı kurumlaşma ve gelişmeler karşısında tavır ortaya koyan eylemsel bir duruşa dönüşmelidir. IŞİD vahşetine karşı kurtuluş umutlarını uluslararası kapitalizme değil de; demokratik, kültürel inançları olan bir topluma kanalize etmelidir. Tıpkı Hazreti Muhamed’in Medine’sinde olduğu gibi.
İslam adına İslam’a düşman IŞİD
Irak Şam İslam Devleti adlı örgütün sergilediği vahşet pratiğini, yerinde oturarak izlemek mümkün değil. Ortaya çıkan vahşet görüntülerini kabullenmek ve normal karşılamak, insani vicdana sığmaz. Buna karşı herkes bir şeyler yapmalıdır. Özellikle de kadınların, böyle bir vahşeti yanı başlarında asla kabul etmemesi gerekir.