Stuttgart ve Mannheim'de gerçekleştirilen 'Demokratik İslam' konulu panellere çok sayıda kişi katıldı. CÎK tarafından organize edilen panellerde, İslam'ın demokratik esasları üzerine sunum yapıldı. 

Civaka Îslamiya Kurdistan'ın -CÎK- (Kürdistan İslam Topluluğu) organize ettiği Demokratik İslam Panelleri serisi devam ediyor. Bu hafta sonu Almanya'nın Stuttgart ve Mannheim kentlerinde yapılan panellere yüzlerce kişi katıldı. Stuttgart kentinde 13 Nisan'da Arena Kültür Salonu'nda yapılan panelle 100'den fazla Kürdistan'lı katılırken, katılanların büyük bir kısmının Kürt Alevi olması dikkat çekiciydi.


Medine Sözleşmesi gizli tutuldu

Moderatörlüğünü ilahiyatçı ve yazar Ahmet Turhallı'nın yaptığı panele, Hüda Kaya, İhsan Eliaçık ve Hikmet Serbilind konuşmacı olarak katıldı. Sunum ve soru-cevap olmak üzere 2 safhada gelişen panelde, HDP MYK üyesi ve yazar Hüda Kaya konuşmasının ilk bölümünde 'Medine Sözleşmesi' konusu üzerinde sunum yaptı. "Medine Vesikası (Sözleşmesi) bin 400 yıl önce yazılmış olmasına rağmen, bugüne kadar hep gizli tutuldu. İslam alemi ancak bir yıldan beri kamuoyu ile bu anlaşmanın içeriğini tartışabiliyor. Ben kendim bu anlaşmayı tanıdıkça, hayret ve hayranlığım artıyor. 18 yapının imzaladığı, içinde din, dil, ırk, cins adaletinin yer aldığı bu anlaşma İslam dünyasından gizli tutuldu. Bu anlaşma aslında medeni bir sözleşme olup, içi adalet ihtiva ediyor" diyen Kaya, sözleşmenin imzalandığı gün ile bugünü karşılaştırdı. Sözleşmenin imzalandığı tarihlerde her milletin mahkemede anadiliyle kendisini savunduğuna dikkat çeken Kaya, "Günümüzde özgür ve eşitlikçi bir bir adalet yokken, bugünün tersine o zaman kişinin olduğu yer, dil, din ve cinsi gözönünde tutularak soruşturması yapılıyordu. Amacımız Medine Vesikası'ndaki adalet, çeşitliliği ve farklı zenginliğimizi barış ve birlikte özgürce nasıl oluşturabiliriz çalışmalarını yürütmek" diye konuştu. 


İslam ve Cihad

Kürdistan İslam Partisi Genel Başkanı ve ABDEM İnançlar Komisyonu Sözcüsü Hikmet Serbilind ise, 'İslamda Cihad- Savaş' üzerine konuştu. "En büyük savaş insanın kendi nefsi ve çelişkilerine karşı verdiği savaştır" diyen Serbilind, "Bugün İslam adına savaşıyorlar. İslam adına insanları soyup, başlarını kesiyorlar. Bunun İslam'la hiç bir ilişkisi yoktur. Din zorla kabul ettirilemez. Bunu yapanlar Müslüman olamaz" ifadesine yer verdi. Serbilind, "İslam'da 'Bir insanı öldüren, tüm insanlığı öldürmüştür' denir. Zorla ve baskılarla, şiddet uygulanarak başkasına din kabul ettirilemez" diyerek kişilerin İslam'ı menfaatlarına alet edip kirlettiğini söyledi.


3 dinin benzerlikleri 

Araştırmacı ve yazar İhsan Eliaçık da, İslam’ın temel esasları ve araçları üzerine sunum yaptı. İslamiyet, Yahudilik ve Hıristiyanlık'taki benzer yönleri anlatarak konuşmasına başlayan Eliaçık, "Dinlerin ortak temel esasları; Musa’ya gönderilen 9 Ayet ile İsa'ya gönderilen 10 Emir aynı temellere dayanıyor İslam'da olduğu gibi" diyerek, üç dinin esaslarını şöyle anlattı: "Her üç dinde de 'Öldürmeyeceksin, çalmayacaksın, yalan söylemeyeceksin, zina etmeyeceksin, sihirbazlık yapmayacaksın, komşuna iyi davranacaksın, Allahın adını boşuna ağzına almayacaksın' denir. Cumartesi yasağında haftanın 6 günü çalışanların, 7. günde kazançlarını ibadet yerlerine getirip ihtiyacı olanlarla paylaşma günüdür. İslam'da da namaz kılmak ve Cuma günleri bu anlamdadır. Günde bir sefer namaz kılanın bir kere, 5 kere kılanın 5 kere kazancını ihtiyacı olanlarla paylaşması gerekir. Peki bugün hangi yer ve camide böyle bir şey yapılıyor?"


'Din yaşamdan ibarettir'

Sözkonusu kavramların Zerdüşt ve Kızılderili inanışlarında da var olduğunun altını çizen Eliaçık, "Bütün dinlerin özü somut kavramlar üzerinde oluşturulmamıştır. Din yaşamdan ibarettir. Dinin inançtan ibaret olduğu tartışmaya açıktır. Allah'ı görmediğimiz, duymadığımız halde varlığına inanırız. İnanmadıkları halde Allah'ın adına birşeyler yapanlar Allah’ın adını suistimal ederler. Namaz kılmak, oruç tutmak, haca gitmek, başını örtmek din değildir. Çalmamak, zina etmemek, öldürmemek, faiz almamak asıl iyi ve doğru dindir. Onun için günümüzde din adına bu yanlışlar var. Bugün hakimler haklarını Kürtçe savunmak isteyen Kürtlerin diline, 'Bilinmeyen dildir' tabirinde bulunabiliyor. Bizim görevimiz bu yanlışları düzeltmek olmalı" şeklinde İslam’ın temel esaslarını değerlendirdi.

Panelin son bölümü ise, çok yoğun soru ve cevap vermeler şeklinde büyük bir ilgi ile sürdürüldü. Yaklaşık 4 saat süren panel bu ikinci bölümle son buldu.  


Mannheim'de 200 kişi katıldı

Mannheim'deki paneli ise, CÎK, YEK-KOM ve Mizgefta İbrahim Xêlîl Ludwigshafen organize etti. Cumartesi günü yapılan panelin moderatörlüğünü CÎK temsilcisi Nizamettin Toğuç yaparken, Hüda Kaya, İhsan Eliaçık ve Hikmet Serbilind konuşmacı olarak katıldı. Panelistler konuşmalarında, Medine Sözleşmesi'ni ve günümüzde İslamiyet'in doğru yaşanmadığını, gerçek İslamiyet'in barış, çoğulcu ve halkların kardeşliği için olduğunu dile getirerek, "Rojava'da din adına savaşanlar İslamiyet adını kirletiyorlar" ifadesinde bulundular.

Yaklaşık 200 Kürdistanlı'nın katıldığı panel soru ve cevaplarla sona erdi. 


GÜL GÜZEL/STUTTGART/MEMO YILDIZ/MANNHEIM