Amed’de gerçekleştirilen 1. Kürdistan İslam Konferansı’nı değerlendiren KCK İnanç ve Azınlıklar Komitesi Üyesi Serhat Amanos, “İslam inancını devlet kontrolünden ve istismar konusu olmakta çıkarıldıktan sonra bölgede ve tüm İslam toplumları açısından ciddi değişimler olacaktır” dedi. Konferansın, “İslam ümmetini oluşturan hiçbir kavmin diğer bir kavim üzerinde üstünlük kurma hakkının olmadığına, bu minvalde Ortadoğu coğrafyasında yaşayan tüm kavimlerin sahip oldukları etnik, dilsel ve kültürel haklara Kürt halkının da sahip olması gerektiğine inanmaktadır” vurgusunu değerlendiren Amanos, gerek “eşit statü” talebi, gerekse de “Barış Komisyonu”nun kurulması kararlarının da önemli olduğunu belirtti.
Koma Civakên Kurdistan (KCK) İnanç ve Azınlıklar Komitesi Üyesi Serhat Amanos, 8-9 Eylül tarihinde Amed’de gerçekleştirilen 1. Kürdistan İslam Konferansı’nın Ortadoğu rönesansı açısından bir başlangıç olduğunu belirtti. Amanos, konferansta tartışılan hususların İslam’ın özüne uygun olduğunu, İslam’ın devlet tekelinden çıkarılmasında önemli bir adım olacağını bunun giderek tüm Ortadoğu’da böyle bir işlev ve misyona kavuşturulması gerektiğini belirtti. Amanos dinin bu şekilde devletin tekelinden çıkarılarak kullanılmaktan kurtulabileceğini ve toplumsal sorunların çözümünde büyük bir güce dönüşebileceğine dikkat çekti.
Uzun bir süredir Kürt halkının Kürdistan’da başlattığı devletsiz Cuma namazlarıyla İslam inancının devlet kontrolünden çıkarılarak, kendi özüne, İslam’ın asıl rol ve işlevine kavuşturulması için halkımızın uleması tarafından Amed’de yapılan İslam uleması konferansıyla yeni bir aşamaya taşınmış diyen KCK İnanç ve Azınlıklar Komitesi Üyesi Serhat Amanos, “Konferans gerçekten hem tüm bölge açısından hem de özel olarak da Kürdistan halkı açısından son derece önemli sonuçları olacak bir toplantıdır. Bölge açısından çok önemli sonuçları olacağını düşünüyoruz. Çünkü dikkat edilirse İslam coğrafyası bugün dünyanın en sorunlu coğrafyası durumundadır. Neredeyse bu coğrafyada yaşayan nüfusun yüzde doksanlara varan bölümü aynı inancı paylaştığı halde bu devletler arasında çok yoğun çelişki ve çatışmalar söz konusudur” dedi.
Ortadoğu coğrafyasının dünyanın geri kalanıyla önemli problemler yaşadığını belirten Amanos, “Dışarıdan bakıldığında sanki bu problemler İslam’dan kaynaklanıyormuş gibi bir algı hakimdir. Özellikle batı tarafından böyle bir algı söz konusudur. Fakat gerçekte sorunların İslam’dan kaynaklanmadığı hem İslam coğrafyasındaki toplumlar açısından hem de İslam toplumlarının batılı toplumlarla olan sorunlarının İslam’dan kaynaklanmadığı, bilakis İslam’ın istismarından kaynaklandığı çok açık bir biçimde görülüyor” vurgusu yaptı.

Devlet kontrolünden çıkarsa ciddi değişimler olacaktır


İslam bu coğrafyada ne düzeyde devletin kontrolü altına girmişse o düzeyde hem bu devletlerarasında sorunlara yol açmış, mezhep sorunlarına, farklı inançlar arası sorunlara yol açmış hem de İslam dışı toplumlarla devletlerle sorunlara yol açmıştır, diyen Amanos şu değerlendirmelerde bulundu:
“Kürt  halkının, ulemasının başlattığı bu girişimle İslamı devletin kontrolü dışına çıkardıkları oranda bu sorunların ortadan kalkacağı, sorunların İslam inancının kendisinden kaynaklanmadığı, istismarından kaynaklandığını ortaya koyacak bir hareket başlatmış durumdadır. Bu hareketin Ortadoğu’da en az Avrupa’daki reformasyon hareketi kadar etkisinin olacağını düşünüyoruz. Nasıl ki Avrupa’da büyük atılımlar Hıristiyanlık üzerindeki dinsel istismarından kalkmasından sonra Hıristiyanlık inancının çok yönlü tartışılıp kendisine bulaşan yabancı unsurlardan, devletçi unsurlardan arındırılmasıyla batı toplumlarında ciddi bir gelişme söz konusu olduysa benzer biçimde hatta fazlasıyla İslam inancı için de geçerlidir. İslam inancını devlet kontrolünden ve istismar konusu olmakta çıkarıldıktan sonra bölgede tüm İslam toplumları açısından ciddi değişimler olacaktır. Bu açıdan bölge toplumları açısından bölgede aydınlanmanın, rönesansın başlaması açısından önemli olacaktır. İslam inancının böyle bir şeye ihtiyacı vardır.”
Amanos İslama yabancı öğe bulaştırılmıştır, gerçek islam nedir, ne değildir bu gerçekten anlaşılmıyor, diyerek, “Örneğin birileri gidip İslam adına büyük  katliamlar yapıyor. Bu İslamın kabul etmeyeceği şeydir, İslam’da yeri yoktur. Örneğin farklı inançlara İslam adına saldırılar yapılıyor. Bunların İslam’da yeri yoktur. Sabahtan akşama kadar ezan okunan topraklarda en büyük yolsuzluklar, cinayetler, en büyük toplumsal sorunlar var, kadın cinayetleri var. Bu sorunların İslam’la bir alakası yoktur. İslam’ın istismarıyla ilgilidir. İslam’ın gerçek yüzü tartışılıp ortaya çıkarıldığı oranda, İslam adına yapılan kötülükler ayıklandığı oranda o zaman İslam’ın kendisi de toplumsal sorunlara çözüm üretebilecekti” diye konuştu. 

Kürtlere bu zulüm niye uygulanıyor?


Kürt halkı açısından da bu konferansın büyük öneminin olduğunu, Kürt toplumunun uzun zamandan beri çevresindeki Müslüman toplumlarla uyumlu bir yaşam sürdürmek istediğini, ama egemen devletlerin Kürtler üzerinde İslam’ı kullandıklarını, Kürtleri istismar ederek sömürdüğüne işaret eden Amanos, “Bir noktada Kürt halkı şu gerçeğe ulaştı. Eğer hepimiz Müslümansak, eğer gerçekten hepimizi bu ümmetin müminleriysek üzerimizde neden bu zulüm uygulanıyor. Bizim ana dilimiz üzerinde neden konuşma yasağı var, eğitim hakkı neden yoktur, neden Kürtlerin diğer toplumlar gibi temel hak ve özgürlükleri yoktur. Bu sorular Kürt halkı tarafından sorulmuştur. Kürt halkı kendi üzerinde uygulanan politikaların İslam inancıyla bir ilgisinin olmadığını, tam tersi İslam’ın suiistimal edilmesinden kaynaklandığını görmüştür. Örneğin bu ulema toplantısında da dikkatimizi çeken bir husus oldu. En önemli tartışma konularından biridir. Kürt sorununa bir İslami çözüm, bir dinsel çözüm arayışları başlatılacak. O konuda girişimler olacaktır. Şuna getiriyor Kürt halkı İslami çözüme de Kürtler açıktır.” Değerlendirmesinde bulundu.
İslam’ın bütün toplumlara verdiği hak ve özgürlüklerin Kürt  halkına verilmesine Kürtlerin açık olduğuna dikkat çeken Amanos, “Fakat belli ki İslam adına hareket eden güçler, özellikle AKP Hükümeti İslam’ın temel toplumlara tanıdığı hak ve özgürlükleri Kürt halkına tanımıyor. Bu konuda tamamen bir İslam istismarı yaptığı çok açıktır. Kürt halkı böyle bir davette bulunuyor. Eğer gerçekten samimi ise gerçekten İslam inancını iğne ucu kadar dahi taşıyorlarsa o zaman buyursunlar. Kürt halkına İslam inancının diğer tüm toplumlar için tanıdığı haklar neyse, onları Kürt toplumuyla tartışsınlar, o haklar Kürt toplumuna da tanınsın. Böyle bir çözüm girişimi de vardır. Kaldı ki İslam inancı sadece ibadetlerle sınırlı değildir. Toplumsal sorunların çözümüyle ilgilidir. Eğer Kur’an’ı Kerim’e dikkatli bakılırsa, yine Hz. Peygamber’in Hadis-i Şeriflerine dikkatli bakılırsa bütün ayetlerin ve hadislerin büyük çoğunluğu toplumsal sorunların çözümüyle ilgili olduğu görülecektir. Fakat bugün sanki İslam’ın toplumsal sorunlarla sanki hiçbir ilgisi yokmuş gibi, sadece camiyle, namazla, oruçla sınırlı bir inanç haline getirilmeye çalışılıyor.
Kuşkusuz oruç ve namazın İslam inancındaki yeri çok büyüktür. Ama İslam’ın esas önemli rolü toplumsal sorunlarla toplumsal yaşamla ilgilidir. Toplumsal sorunları çözmeyen, yaşamla ilgisi olmayan bir islam inancı düşünülemez. Bu açıdan islam biraz da gerçekten gerçek rolü olan toplumsal sorunlarla ilgilenme, bunlara çözüm arayışları içerişe girme gibi gerçek rol ve misyonuna kavuşturulması da bu konferansta önemli bir tartışma konusu olmuştur. Kürt  toplumunun islam inancı konusunda bir bütün olarak ortak bir konsensüse ulaşmasının, kendisini aydınlatacak bir mercie ulaşmasında da etkisi olmuştur” dedi.

Önemli olan kararları topluma yansıtmaktır

Kürdistan İslam Konferansı’nın asıl tartıştığı konular İslam’ın gerçekten toplum tarafından olduğu gibi, esasının anlaşılmasıdır ve bu yönde bir çalışma başlatmaktır. Konferansın birçok karar almasının önemli olduğunu ifade eden Amanos, “Ama önemli bundan sonrasıdır. En önemli husus konferansta tartışılan konuların başta Kürt toplumu olmak üzere Türkiye ve bölge toplumlarına yansıtılmasıdır. Bu temel konu nedir? Temel konu İslam gerçekten nedir, ne değildir, hususunun ayrıştırılmasıdır. Gerçek İslami esaslara sahip çıkılması, İslam’a sonradan bulaştırılan, gerçekten İslam’ı suiistimal eden yaklaşımların dikkatle görülüp onların ayıklanmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
KCK İnanç ve Azınlıklar Komitesi Üyesi Serhat Amanos, “Gerçek İslam’a sahıp çıkılması açısından yapılması gereken temel şeylerin başında gerçekten ciddi bir aydınlatma hareketi başlatılmalıdır. Her yerde toplum tüm kesimlerine asıl İslam, özellikle de Hz. Peygamber döneminde yine sahabeler döneminde yaşanan İslam, onun temel ayırt edici özellikleri topluma iyi yansıtılmalıdır. İslami inanç çerçevesinde yaşamını yürütmek, örgütlemek isteyen toplumsal yaşama böyle katılmak isteyen insanların bunu gerçekten bilerek anlayarak geçekleştirebilmesini sağlamaktır” şeklinde konuştu.

İslam temel rolüne kavuşturulmalıdır


İslam inancının kesinlikle sadece ibadetlerle sınırlı bırakılmaması gerektiğini, toplumsal yaşamın tüm alanlarına çözüm yaklaşımı olarak girmesi, toplumsal sorunlara çözüm araması gerektiğini belirten Amanos, “kuşkusuz tek çözüm İslam değildir” diyerek bundan sonra yapılabilecekler konusunda şu hususların altını çizdi:
“Bütün inançlar olduğu gibi İslam da bir çözüm yöntemidir. Bütün inançların aşağı yukarı böyle bir hedefi var. İslamın ön önemli bir özelliği de bölgemizin temel inançlarından biri olmasıdır. İslam’ın değer yargılarını gerçekten bölgemiz önemsemektedir. O halde bu sorunların çözümünde bu kadar önemsenen bir inancın sahipleri bunun temel kriterlerini toplumsal yaşamın çözümünde mutlaka ortaya koyabilmelidir. Bunun tartışmalarını yapabilmeli ve bu yönde ciddi bir örgütleme içerisine girebilmelidir. Kuşkusuz bu çalışma burayla sınırlı kalmamalı, konferansın aldığı önemli kararlardan biri de bu çalışmanın genişletilerek ulusal düzeyde Kürt İslam ulemasının bir araya gelmesiyle yeniden konuların tartışılması ve ortak amaçlara gidilmesidir. Bu önemli bir karar ancak hedef büyütülmeli ve bölgesel çapta, gerçekten İslam bütün yönleriyle tartışılıp doğru bir temelde işlevsel olabileceği kendi rolüne kavuşturulmalıdır.”

Egemenler devletler İslam’ın önünü tıkadı


Ortadoğu’da gerçekten beklenilen rönesans da, gelişmeler de, açılımlar da ancak İslam inancında kendi hakikatine kavuşmasıyla mümkün olabilir, diyen Amanos devamen şunları söyledi:
“Gerçekten İslam inancı doğru kavranmadığı sürece İslam inancı üzerine devletlerin, egemen güçlerin çektiği perdeler, yaptığı istismarlar ortadan kaldırılmadığı sürece Ortadoğu da ciddi bir gelişme kesinlikle mümkün değildir. Çünkü gelişmenin kendisi öncelikle zihniyetle ilgilidir. Bu zihniyette bir berraklaşma, netleşme olmadı mı böyle bir gelişme de söz konusu olmaz. İslam gerçekten değişime açıktır. Bilime, felsefeye açıktır. Bunların geçmiş İslam’ın ilk dönemlerinde bu tür tartışmalar çok yoğundur. Hatta böyle bir Rönesans’a yakın bir deneme söz konudur. Fakat sonradan egemen devletler bunun önünü kapatmışlardır. Şimdi Ortadoğu’da hem toplumsal sorunların çözümü hem de ciddi gelişmelerin yaratılması ancak bununla mümkündür. Yine bakın Ortadoğu’da din ve mezhep etnik çatışmalar söz konusudur. Yani bunlarda da temel konu inanç konularıdır. İslam inancıdır, yine İslam içindeki mezhep sorunlarıdır. Yani çatışmalar şiddetle bu olgular etrafında dönmektedir. Bu olgular da bir netleşme olmadıktan sonra, özünü kavrama olmadıktan sonra kör bir çatışma sürecektir. Ne zamanki bu olgularda özü kavranırsa, bu olgular gerçekten toplumun geniş kesimleri tarafından idrak edilirse o zaman bütün bu şiddetin önünü almak mümkündür. O açıdan bu Kürdistan İslam Konferansı önemli bir aşamadır. Geliştiği oranda kesinlikle Kürdistan’daki gelişmeleri ve bölgedeki gelişmeleri çok hızlı ve önemli düzeyde etkileyecektir.”
Devlet konrolünden çıkan inançların özgürce gelişeceğini belirten KCK İnanç ve Azınlıklar Komitesi Üyesi Serhat Amanos son olarak şu hususun altını çizdi: “İslam inancının bu biçimde kendisini örgütlemesi diğer inançlar açısından bir tehlike oluşturmamaktadır. Bunun altını çiziyorum. Özellikle azınlıktaki inançlar için belirtiyorum. Onlar için devlet kontrolü altına alınmış inançlar o inanç grupları için tehlikelidir. Çünkü devlet kontrolü altına aldığı oranda ihtiyacı olduğunda kullanmaktadır. Bununla yapılmak istenen inancın devlet kontrolü dışına çıkarılmasıdır. Devlet kontrolü dışına çıkarılmış bir inancın kullanılmak bir yana diğer inançların özgürce yaşayıp gelişmeleri için koruyan kollayan pozisyonda olacaktır. Bu açıdan demokratik tüm çevrelerce de desteklenmesi gereken bir çalışma olarak görüyoruz.”


ÇİÇEK HELEN