Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine yapılacak olan Demokratik İslam Kongresi hazırlıkları son aşamaya geldi. Kongre Hazırlık Komite üyesi Ayhan Bilgen, kongrenin Ortadoğu'da yaşayan tüm halkların geleceğini ve kaderini ilgilendirdiğini belirterek, "Hedeflenen, mümkün olduğu kadar geniş katılım ve aynı zamanda güçlü bir iradenin ortaya çıkmasıdır" dedi.

Uzun süredir çeşitli kesimler tarafından tartışılmaya başlanan Demokratik İslam Kongresi'nin hazırlıkları son aşamaya geldi. "İslam'ın özü" ve Medine Anlaşması'nın yoğun bir şekilde tartışıldığı panel, seminer ve çalıştayların ardından geniş katılımla Amed'de yapılacak olan kongreden beklentiler fazla. Demokratik İslam Kongresi Hazırlık Komite üyesi Ayhan Bilgen, çalışmanın eski bir ihtiyaçtan kaynaklı olarak ortaya çıktığını belirterek, bu ihtiyacın karşılanması için yapılan çağrı ile büyük bir buluşmanın planlandığını söyledi. Şu ana kadar yapılan inanç çalıştayları ve İslam konferanslarının bu arayışın alt yapısını oluşturduğunu kaydeden Bilgen, "Bu çalışmalar Kongre'nin yol taşlarını hazırladı. Ama bugün özellikle Rojava'da yaşanan süreç ve Türkiye'nin kendi iç siyasetinde yaşanan kırılma, iktidar içi çekişmeler ve dinin bu çekişmelerde araçsallaştırılması önlenmeye çalışılacak" diye konuştu. İslam adına söz söylemenin ve İslam'ın varlık nedeni, özü ile esasının yeniden masaya yatırmak gerektiğini ifade eden Bilgen, bu durum ile yüzleşmek ve hakikat arayışı üzerinden hayatı yeniden tartışmak gerektiğini belirterek, "Hayatı yeniden adalet, barış, demokrasi eksenli tartışmak, toplumsal ilişkileri bu anlamda yeniden sorgulamak gerekiyor. Şüphesiz bu tartışmayı İslami duyarlılığı, hassasiyeti olan çevrelerin öncülüğünde yapmak gerekiyor" dedi.

Kongre için 40 çağrıcı

Kongre'de yapılacak olan tartışmaların, Ortadoğu'da yaşayan tüm halkların geleceğini ve kaderini belirleyeceğine işaret eden Bilgen, "Bu kongrede tabiki hedeflenen mümkün olduğu kadar geniş katılım ve aynı zamanda güçlü bir iradenin çıkması. Bu dengeyi gözetmemiz gerekiyor" diye vurguladı. Geçmişten kaynaklı sorunları ve tartışmaları bulunan tüm çevrelerin bu kongre ile bir araya gelmesinin güç olacağına dikkat çeken Bilgen, kongrenin sonucunda ortaya çıkacak olan bir irade ve toplumsal talebi karşılayabilecek yerel çalışmaların mutlaka devam etmesi gerektiğine vurgu yaptı. Bilgen, Kongre'yi daha önce yapılan çalışmalardan ayıran en önemli özelliği şöyle ifade etti: "Delegelerin hazırlanması ve kongrenin gündemi öncesi yerelde tartışmaların yapılmasıdır. Kongre çağrıcıların bir araya gelip bir konsepti ve çağrı metnini paylaşımı ile kısmen başlamış olacak."
Ön görüşmelerle şekillenen ve aralarında akademisyen, kanaat önderi, çeşitli vakıf ile dernek yöneticilerinin bulunduğu 40 civarında çağrıcının bulunduğunu belirten Bilgen, "Aynı zamanda, yurtdışından, Avrupa'dan, Güney Kürdistan'dan, Rojava'dan çağrıcılarla gerçekleştirilecek" dedi.

Kadının yeri de tartışılacak

Kongrede çok ciddi tartışmaların olacağını ifade eden Bilgen, şu bilgileri paylaştı: "Kongre yaklaşık 5 oturumdan oluşacak. Öncelikle, 'neden demokratik İslam?' tartışması yapılacak, buna dair bir çerçeve oluşturulacak. Çünkü bu kavramın kendisi ciddi bir tartışma nedeni oluyor. Ortadoğu'daki süreci, savaşı, şiddeti ve bunun din adına sergileniyor olmasını masaya yatıracağız. Kürt sorunu başta olmak üzere bölgesel bir takım sorunların acaba Hazreti Peygamber'in mesajı/misyonu üzerinden çözümüne dair ipuçları bulunabilinir mi? soruları sorulacak. Özellikle Medine Sözleşmesi'nin yeni bir birlikte yaşama hukukunun referansları ve evrensel değerlerle güncellenmesi ile referans alınıp alınamayacağı konusunda sorulara cevap aranacak. İslam dünyasında kadının yeri, konumu gibi çok ciddi tartışmalar yapılacak."
Kongrenin başlayıp biten bir konferans, bir paneller zinciri; teorik tespitlerin yapıldığı bir ortam olmayacağını belirten Bilgen, "Bu kongrenin sonucunda ortaya çıkacak sorumluluk üstlenen bir heyetin bundan sonraki çalışmaları planlamasıdır" diye konuştu.

Toplumsallaşmaya açık bir kurumsallaşma

Kongre'nin kendi varlığını yayın çalışmaları, yerel paneller ve etkinlikler ile bir sonrakine kadar nasıl örgütleneceğine dair cevapların aranacağına işaret eden Bilgen, "Kongre'nin bitiminde mutlaka buna dair bir irade alınması somut bir planlamanın ortaya çıkması gerekiyor" dedi. Kongre'nin kurumlaşmasının kapalı dar bir örgüt gibi değil, esnek bir planlama gerektiğine vurgu yapan Bilgen, "Şimdiye kadar sıkça bir araya gelmiş, alimler de var; ama ilk defa belki bu platformda yer alacak diğer çevreler içinde olmamış insanlar da olacak. Dolayısıyla bir kurumsallaşma zorunlu; ama bu kurumlaşma aslında toplumsallaşmaya açık bir kurumlaşma olmalı" şeklinde konuştu. Kurumlaşmanın doğru algılanması gerektiğine dikkat çeken Bilgen, aksi bir durumda bir tabela asmak ve bir ismin deklare edilmesi ile mesafe alınamayacağı uyarısında bulundu. "Çalışmalar sırasında kurumlaşmanın ortaya çıkmasının daha değerli olduğunu düşünüyorum" diyen Bilgen, Kongre'deki niyeti ve nasıl olması gerektiği konusundaki uyarıları somutlaştırmanın önemini vurguladı.

Çağrının Öcalan'dan gelmesi
Toplumsallaşmanın talepleri ve beklentileri karşılamaya yönelik Kongre kurumunun şekillenmeyi ve birlikte büyümeyi planlamak gerektiğini ifade eden Bilgen, ecikmesini şöyle izah etti: "Kongre'nin gecikme sebepleri büyük oranda seçimdi. Seçim atmosferine kurban gitmesini hiçbirimiz istemediğimiz için doğal olarak 10 - 11 Mayıs tarihi şu an planlanıyor. Seçimlerden önce yapılan yerel paneller, çalıştaylar ve görüşmeler, son derece ciddi bir ilgi olduğunu gösterdi. Burada sadece bu toplantıya ev sahipliği yapan çevrelerin bu çağrının Sayın Öcalan'dan gelmiş olmasının uyandırdığı bir ilgi de var. Ama bunun yanında güncel olarak İslam dünyasındaki yaşanan krizler, Türkiye'nin iç siyasetinde yaşanan kaosun İslam'ı yeniden masaya yatırmayı, yeniden tartışmayı, yeniden konuşmayı gerektirmesinden kaynaklı bir durum da var."


İSMAİL ESKİN/DİHA/AMED