
İspanya’da 40 yıllık iki parti dönemi pazar günkü seçimlerle bitti. İlk defa genel seçimlere katılan Podemos (Yapabiliriz) ve Ciudadanos (Vatandaşlar) partileri aldıkları oy oranlarıyla İspanya'nın demokratik siyasi tarihinde bugüne kadar süregelen PP-PSOE iki partililiğini yıktı. Hükümeti kuracak çoğunluğa ulaşılması için çok sayıda partinin bir araya geleceği bir koalisyon oluşturulması gerekiyor.
İspanya’da Pazar günü yapılan seçimlerden tek parti iktidarı çıkmadı. İki büyük kitle partisi muhafazakarlar ve sosyalistler seçmen tarafından cezalandırıldı. Başbakan Mariano Rajoy'un genel başkanı olduğu iktidardaki muhafazakar Halk Partisi (Partido Popular/PP) meclisteki mutlak çoğunluğunu kaybederken, sandıktan birinci parti olarak çıktığı için hükümeti kurma hakkını elde etti. Resmi olmayan sonuçlara göre Halk Partisi, bir önceki seçime göre 64 sandalye kaybederek 122 milletvekiliyle çıkarabildi. Önceki seçimlere göre 19 sandalye kaybeden Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) ise 91 milletvekiliyle ikinci olarak ana muhalefet özelliğini korumuş oldu. Ancak ilk defa PP ve PSOE'nin ülke genelinde aldıkları oy oranlarının toplamı yüzde 50 düzeyinde kaldı. 2011 yılındaki seçimlerde bu oran yüzde 72 idi.
Podemos büyük çıkış yaptı
Ekonomik krizin etkisiyle başlayan "Öfkeliler" adlı halk hareketinin siyasi uzantısı olan ve 2014 yılında kurulan Podemos (Yapabiliriz) partisi ise ülke genelinde aldığı yaklaşık yüzde 21'lik oy oranıyla öne çıktı.
Pablo Iglesias önderliğindeki Podemos, meclise 69 milletvekili göndererek üçüncü parti olmayı başardı. Bu sonuçla Podemos, İspanya'da solun yeni alternatifi olduğunu gösterdi.
Ciudadanos da ilk kez meclise girdi
Katalonya'nın bağımsızlığını savunan Ciudadanos (Vatandaşlar) ise yüzde 14'lük oy oranıyla dördüncü parti oldu. Ciudadanos beklentilerin altında kalarak 40 milletvekili kazansa da en büyük hedefi olan "iki partililiği kırıp, İspanyol siyasetinde yeni bir dönem başlatacak" sonucu aldı.
Seçime katılım yüksek oldu
Diğer partilerin kazandığı milletvekili sayısı ise şöyle; Katalonya Cumhuriyetçi Solu (ERC) 9, Demokrasi ve Özgürlük (DL) 8, Bask Milliyetçi Partisi (PNV) 6, En Marea ( Akıntı/ Galiçya Bölgesi) 6, Unidad Popular (Popüler Birlik/Sol Koalisyon) 2, Euskal Herria Bildu (Bask Ülkesi Birleşmesi) 2, Kanarya Koalisyonu (CCA-PNC) 1.
Seçime katılım oranının yüzde 73'e ulaştığı ve bunun 2011'deki orandan daha yüksek olduğu açıklandı.
İki partili sistem sona erdi
Bu sonuçlarla birlikte 36 yıllık Franco diktatörlüğünden sonra 1977’de yapılan ilk demokratik seçimlerin ardından, İspanya politikasına damga vuran merkez sağ Halk Partisi ile zaman içinde merkez sola evrilen Sosyalist İşçi Partisi arasında el değiştiren iki partili sistem de sona ermiş oldu.
Koalisyon dönemi başladı
350 sandalyeli mecliste Halk Partisi lideri Rajoy ve Sosyalist İşçi Partisi lideri Pedro Sanchez’in, 176 sandalye sayısına ulaşabilmesi için sadece ilk kez genel seçimlere katılan Podemos lideri Iglesias ve Yurttaşlar Partisi lideri Albert Rivera’yı değil, aynı zamanda meclisteki küçük partileri de ikna etmeleri gerekiyor.
60 günleri var
İspanya Anayasası’na göre Rajoy'un yeni hükümeti kurması için tam 60 günü var. Ancak ülkedeki siyaset uzmanları seçim sonuçlarıyla ilgili yaptıkları yorumlarda, İspanya'da ilk defa böyle bir siyasi sahne ile karşılaşıldığının altını çizdi. Olası bir PP-Ciudadanos veya PSOE-Podemos koalisyonlarının mecliste çoğunluğu elde etmeye yetmediğinin altını çizen uzmanlar, 4 siyasi partiyi "uzun ve sert müzakereler" beklediği görüşünü savundu. İspanyol televizyonlarında yapılan seçim yorumlarında "İspanya'yı kimin yöneteceği belli değil" ortak görüşü çıktı.
Koalisyon olasılıkları
Koalisyon olasılıkları ise şöyle sayıldı;
* Grand (Büyük) koalisyon: Bu senaryoda Sosyalistler ve muhafazakar Halkçı Parti'nin anlaşması gerekiyor. Bu, İspanya tarihinde bugüne dek hiç gerçekleşmedi.
* Solun ve liberallerin koalisyonu: Sosyalistlerin Podemos ve Ciudadanos ile koalisyon kurduğu senaryo. Portekiz'de geçen ay böyle bir koalisyon kurulmuştu.
* Bölgesel çözüm: Sosyalistler Podemos ile anlaşır ve küçük, bölgesel partilerin desteğini alırlarsa Ciudadanos'la anlaşmalarına gerek kalmayacak.
Liderler ne dedi?
Başbakan Mariano Rajoy, seçim sonuçlarının belli olmasının ardından yaptığı açıklamada, "Seçimleri kazandık. Seçimi kim kazandıysa hükümeti kurmak da onun görevidir" dedi. Rajoy, koalisyon ihtimalleri konusunda ise açıklama yapmadı. Halk Partisi, 2011 yılında yapılan seçimlerden zaferle çıkmış ve tek başına hükümet kurmayı başarmıştı. Sahip olduğu sandalyelerin üçte birini kaybeden Halk Partisi'nin bu sonuçları almasında ülkede ekonomik kriz döneminde uygulanan sıkı kemer sıkma politikalarının etkili olduğu belirtiliyor. Öte yandan parti hakkındaki yolsuzluk iddialarının da sonuçta etkili olduğu yorumları yapılıyor. Franco rejiminden bu yana tarihinin en kötü sonuçlarını alan Sosyalistlerin (PSOE) lideri Pedro Sanchez de yenilgiyi kabul ettiklerini belirtti. Büyük bir sıçrama yaparak muhafazakar ve sosyalistlerin ardından üçüncü parti olmayı başaran Podemos'un lideri Pablo Iglesias ise seçim sonuçlarını "tarihi ve İspanyol siyasetinde yeni bir dönem" olarak yorumlandı.
HABER MERKEZİ
Podemos’un başarısının sırrı ne?
Yunanistan'da SYRIZA, Türkiye'de ise HDP ise özdeşleştirilen Podemos özellikle gençlerin büyük desteğini alıyor. 37 yaşındaki lideri Pablo Iglesias ise İspanya’da siyasetin "yeni yıldızı" olarak nitelendiriliyor. Podemos'un asıl başarısı, ülkesinin yakın geçmişindeki sokak hareketi deneyim birikimini doğru ve etkili bir şekilde parlamentarist mücadeleye katabilmiş olması olarak görülüyor. Bu başarı ilk olarak geçen Mayıs’ta gerçekleşen Avrupa Birliği Parlamentosu seçimlerinde somutlaştı. Bütçesiz ve neredeyse reklamsız gerçekleşen kampanyada Podemos 1,2 milyon oy ile AB parlamentosuna beş milletvekili gönderdi. Podemos, SYRIZA gibi Avrupa Birliği tarafından dayatılan tasarruf politikalarına karşı çıkıyor. Partinin özellikle ekonomik hedefleri İspanya’da gündemin ilk sıralarında. Zaten Podemos’un büyüyüşü de 2008 yılından beri ekonomik kriz, işsizlik ve kemer sıkma politikaları ile gerçekleşti. Buna Halk Partisi'nin yaklaşık 20 yıldır mali işler sorumluluğunu yürüten Luis Barcenas gibi ana akım partilerin aktörlerinin ve kralın yolsuzluk davaları da eklendi. Podemos büyürken ana akım partilerin gerilemesi ise geleneksel siyasetten kopuşa işaret ediyor. Podemos 2008 krizinden sonra ortaya çıkan Öfkeliler Hareketi ile birlikte şehir işgallerini gerçekleştirenlerin, kemer sıkma politikalarının mağdurlarının sesi oldu. Aşağıdan örgütlenen Öfkeliler Hareketi işgallerin ardından binden fazla forum ile siyasi tartışmayı ve örgütlenmeyi devam ettirdi. Dayanışma üzerine odaklanan hareket ülkenin birçok yerinde mekanları ve Madrid’de kullanılmayan bir oteli de işgal etmiş, yüzlerce odasını evsizlerin kullanımına açmıştı. Tüm bunlar da Öfkeliler Hareketi'nden doğan Podemos'u üçüncü parti olarak Meclis'e taşımaya yetti. Podemos lideri Pablo Iglesias seçim sonundaki konuşmasında "yolsuzlukla savaşacak ve sosyal adaleti savunacak 69 koltuğumuz var" diyerek, emekçilerin yanında olacaklarına işaret etti. Öte yandan Podemos'un başarısı, kemer sıkma politikalarının siyasi olarak yenildiğini de ortaya koydu. Ancak yüzde 21 gibi büyük işsizliğin olduğu ülkede Podemos'un işi oldukça zor. Zira Avrupa’da "radikal sol" olarak adlandırılan hareketler birçok zorluk ile karşılaşıyor. Örneğin "Kemer sıkmaya son" sloganıyla iktidara gelen SYRIZA’nın kreditörlerinin baskısına dayanamayarak kemer sıkma politikalarını yürürlüğe koyması, partinin başlangıç noktasından sapması ve onu iktidara getiren kitlenin taleplerinin göz ardı edilmesi olarak algılanmıştı. Bu aşamada ancak böylesi bir tehlikenin Podemos'tan uzak durmasını temenni edebiliyoruz.