Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan ‘İslamın koruyucusu’ edasıyla İsrail’e kafa tutunca, İsrail Başbakanı Benyamin Netenyahu, Türk devletinin Kürtlere yönelik zulmünü hatırlatarak “Erdoğan, İsrail’e öğüt verebilecek en son kişidir” dedi. 

Osmanlı döneminin çoktan geride kaldığını hatırlatan İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü de, “Camdan evde yaşayan Erdoğan’ın başkalarının evine taş atmaması gerekir” ifadelerini kullandı. 


Ölen her Filistinli Erdoğan için rant

Kudüs’te Mescid-i Aksa Camisi’ne metal dedektörlerin yerleştirilmesinden sonra Filistinliler ile İsrail askerleri arasında çıkan çatışmaları, İslam dünyasına açılmada ve Türkiye’deki iç gündemi değiştirmede bir fırsat olarak değerlendiren Erdoğan, önceki gün İsrail’e yönelik açıklamada bulunmuştu.

Erdoğan şunları söylemişti: “İsrail’in, Mescid-i Aksa’ya Müslümanların girişine engel olan son günlerdeki tavrını şiddetle kınıyoruz. Mescid-i Aksa’ya ibadete giden Müslümanlara terörist muamelesi yapılmasını asla kabul edemeyiz. Şu an yapılan, Mescid-i Aksa’yı Müslümanların elinden alma girişimidir. Başka izahı yok. Eğer bugün İsrail askerleri çok basit hadiseleri bahane edip, pervasızca Mescid-i Aksa’nın bahçesini postalları ile kirletiyor, orada kolayca Müslüman kanı döküyorlarsa, bunun sebebi, bizlerin Kudüs’e yeteri kadar sahip çıkmıyor oluşumuzdandır.” 

Erdoğan, İsrail-Filistin çatışmasını protesto bahanesiyle Türkiye’de Yahudilere ait sinegoglara yapılan saldırıyı ise “ufak tefek hadiseler” olarak niteledi. 


Erdoğan öğüt verecek en son kişi

Erdoğan’ın sözlerine İsrail’den yanıt gecikmedi. Türk devletinin en temel haklarını gaspettiği Kürt halkını ve işgal altında tuttuğu Kıbrıs’ı gündeme getiren İsrail Başbakanı Benyamin Netenyahu şunları söyledi: “Erdoğan’ın Kuzey Kıbrıs sakinlerine veya Kürtlere ne diyeceğini görmek ilginç olurdu. Erdoğan, İsrail’e öğüt verebilecek en son kişi.”


Camdan evin var, taşlama!

İsrail Başbakanı’ndan önce İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Emmanuel Nahshon, Bakanlık’ın resmi Twitter hesabında Erdoğan’a sert cevap verdi. Osmanlı İmparatorluğu döneminin çoktan kapandığını hatırlatan Nahshon şunları söyledi: “Erdoğan’ın kendi ülkesinin sıkıntıları ve sorunları ile ilgilenmesi daha iyi olur. Osmanlı İmparatorluğunun günleri çoktan bitti. Yahudi halkının başkenti Kudüs’tür ve öyle de kalacaktır. Geçmiş yılların aksine, güvenlik, özgürlük, dini özgürlük ve tüm azınlıkların haklarına saygı göstermeyi taahhüt eden bir hükümet kentidir. Camdan evde yaşayan Erdoğan’ın başkalarının evine taş atmaması gerekir” dedi.

İsrail ile Türkiye arasında söz düellosu 9 Mayıs’ta da meydana gelmişti. Haliç Kongre Merkezi’nde kendi yandaşlarına konuşan Erdoğan “Kudüs semalarında ezanın susturulmasına izin vermeyeceğiz” demişti. 

İsrail’in hak ve hukuku tanımazlığından bahseden Erdoğan’a İsrail Dışişleri Bakanlığı şu yanıtı vermişti: “Kendi ülkesinde sistematik olarak insan haklarını ihlal edenler, bölgedeki tek demokrasiye ahlak dersi vermemeli. İsrail Yahudiler, Müslümanlar ve Hristiyanların tam ibadet özgürlüğünü sürekli olarak koruma altına alır ve kendisine karşı temelsiz iftiralara rağmen böyle yapmaya da devam edecektir.” 


Ne olmuştu?

14 Temmuz’da Musevi, Hristiyan ve İslam dinince kutsal sayılan Kudüs’te Mescid-i Aksa’da düzenlenen saldırıda çatışma çıkmış, 2 İsrail polisi ve 3 Filistinli yaşamını yitirmişti. 1 Polis ise ağır yaralanmıştı. 

Bu olayın ardından İsrail, Mescid-i Aksa önüne ‘güvenlik’ bahanesiyle metal dedektörler kurmuştu. Bu uygulamaya karşı çıkan Filistinliler ile İsrail kolluk kuvvetleri arasında yaklaşık bir hafta çatışmalar yaşandı.

Hem Filistinliler hem de dış kamuoyunun tepkisi üzerine İsrail, metal dedektörleri kaldırdı. 

İstanbul’da ise sivil faşist bir örgütlülük olan Alperenler,  Beyoğlu’daki Neve Şalom Sinegogu’na saldırmıştı. AA ve TRT, teşvik amaçlı olay yerinde fotoğraf ve görüntüleri paylaşmıştı. 


HABER MERKEZİ