Türkiye’de işsizlik oranı yüzde 17,1. İşsiz sayısı bir yılda 192 bin arttı. 930 bin üniversite mezunu işsiz. Kayıtlı işsiz sayısı 2 milyon 750 bini geçti. Her dört gençten biri boşta.

Mayıs 2018 döneminde yüzde 9,7 olan dar tanımlı standart işsizlik 0,5 puan artarak yüzde 10,2 olarak gerçekleşti. Dar tanımlı işsizlik bir önceki yılın aynı döneminde de yüzde 10,2 olmasına rağmen, işsiz sayısı bir önceki yıla göre 64 bin kişi artarak 3 milyon 315 bine ulaştı. Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik ise bir önceki aya göre 0,3 puan artarak 10,9 olarak gerçekleşti. Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizliğin son bir yıldır düzenli olarak arttığı görülüyor. Mevsim etkilerinden arındırılmış tarım dışı işsizlik yüzde 12,8 olarak gerçekleşirken, mevsim etkilerinden arındırılmış genç işsizliği 19’a yükseldi. Geniş tanımlı işsiz sayısı 5 milyon 950 bini aştı. Geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 17,1 olarak hesaplandı. İşsizlikteki artış eğilimi İŞKUR verileri tarafından da teyit ediliyor. Ağustos 2017 döneminde 2 milyon 560 bin olan kayıtlı işsiz sayısı Ağustos 2018’de 192 bin artarak 2 milyon 752 bine yükseldi. Kadın işsizliği yüzde 13,2, genç kadın işsizlik oranı ise yüzde 24,6 olarak gerçekleşti. 930 üniversite mezunu işsiz durumda. Her dört gençten biri ne eğitimde ne istihdamda (NEET). Diğer bir ifadeyle dört gençten biri boşta gezer durumunda.

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi (DİSK-AR) Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK’in) dün açıkladığı Haziran 2018 dönemi İşgücü İstatistikleri ile İŞKUR tarafından açıklanan Ağustos 2018 dönemi verilerini değerlendirdi.

 

İşsiz sayısı artıyor

TÜİK, Haziran 2018 işgücü istatistiklerine göre standart işsizlik oranı yüzde 10,2, mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik ise 10,9 olarak gerçekleşti. Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik geçen bir önceki aya göre arttı. TÜİK’e göre mevsim etkilerinden arındırılmış işsiz sayısı bir önceki yıla göre 64 bin kişi artarak 3 milyon 315 bine ulaştı. Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı 0,3 puan artarak yüzde 10,9’a yükseldi.

İşsizlikteki artış eğilimi İŞKUR verileri tarafından da teyit ediliyor. Temmuz 2017 döneminde 2 milyon 560 bin olan kayıtlı işsiz sayısı Ağustos 2018’de 192 bin kişi artarak 2 milyon 752 bine yükseldi. TÜİK’in mevsim etkilerinden arındırılmış işgücü verileri ile İŞKUR verileri işsizlikteki artış eğilimini teyit etmektedir. TÜİK verilerinin Haziran ayını yansıtması nedeniyle henüz ekonomik krizin (yükselen enflasyonun, faizin ve dövizin) açık etkilerini görmüyoruz. Ancak hem TÜİK hem de İŞKUR verileri işsizliğin artmakta olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki aylarda krizin etkisiyle işsizlikte yoğun bir artış olacağını söylemek mümkündür.

Standart işsizlik hesaplaması dışında alternatif ve gerçek bir işsizlik hesaplama yöntemi olarak kabul edilen geniş tanımlı işsiz sayısı DİSK-AR tarafından Eylül 2018 itibariyle 5 milyon 952 bin olarak hesaplandı. (Tablo 1).

Çalışmayan nüfusun 1 milyon 659 binini iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar oluşturdu. 484 bin işsiz ise iş bulma ümidini kaybetmiş durumdadır. DİSK-AR Haziran 2018 için geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 17,1 olarak hesapladı.

 

Geniş Tanımlı İşsizlik

Bilindiği gibi TÜİK tarafından açıklanan dar tanımlı (standart) genel işsizlik oranı işgücü piyasalarındaki durumu bütün boyutlarıyla ortaya koyamıyor. Dar tanımlı/standart işsizlik hesaplarının taşıdığı kısıtlar ve sorunlar nedeniyle, işsizliğin gerçek boyutlarının anlaşılması için alternatif işsizlik verilerine ve diğer işsizlik türlerine bakmak gerekiyor. TÜİK tarafından kullanılan standart işsizlik tanımı referans dönemi içinde istihdam halinde olmayan kişilerden iş aramak için son dört hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan 15 ve daha yukarı yaştaki kişiler işsiz kabul edilmektedir. Bu hesaplama yöntemi işsizliğin gerçek boyutlarının anlaşılmasını zorlaştırmaktadır.

Geniş tanımlı işsizlik hesaplaması klasik dar tanım kapsamında yer alan işsizler yanında, iş bulma ümidini kaybeden işsizleri, iş aramayan ancak çalışmaya hazır olan işsizleri, mevsimlik ve zamana bağlı eksik çalışanları kapsayan alternatif işsizlik tanımıdır. Çalışma ekonomisi literatüründe kullanımı giderek artan bir hesaplama yöntemidir.

Bütün türlerde yükselme

Tüm işsizlik türlerinin giderek arttığı görülüyor. Standart işsizlik yüzde 10,2 iken kentsel genç kadın işsizliği yüzde 30’a yaklaşıyor. Özellikle genç ve kadın işsizliği ile ne eğitimde ne istihdamda (NEET) olan gençlerin oranı yüksekliğini koruyor.

Veriler işsizliğin en çok kadınları etkilediğini ve kadınların bütün işsizlik türlerinde erkeklerden daha fazla işsiz kaldıklarını gösteriyor. Haziran 2018 TÜİK verilerine göre kadın işsizliği yüzde 13,2 olarak açıklanırken, kentsel kadın işsizliği ve genç kadın işsizliği yüksek oranda seyrediyor.

Tarım dışı kadın işsizliği yüzde 12,3 olarak açıklanırken, genç kadın işsizliği yüzde 24,6, kentsel kadın işsizliği ise yüzde 29,9 olarak hesaplandı. Her dört gençten biri ne eğitimde ne de istihdamdadır. 15-24 yaş arası gençlerin yüzde 24,3’ü boşta gezer durumundadır.

Yüksek öğrenin işsizliği yüzde 12,7 olarak gerçekleşirken, 930 bin üniversite mezununun işsiz olduğu görülüyor. Tüm işsizlerin yüzde 28’i üniversite mezunlarından oluşuyor.

İŞKUR verileri haberci

İŞKUR, Türkiye’de işsizlik ve istihdam alanında en önemli kurumlardan biri. Bir yandan işsizlik sigortası uygulaması, öte yandan teşvikler ve işe yerleştirmeler İŞKUR’u işgücü piyasasının önemli aktörlerinden biri yapıyor.

İŞKUR verileri TÜİK’e göre daha güncel eğilimleri gösteriyor. İŞKUR Ağustos 2018 verileri işsizlikteki yükselişin habercisi olarak görülebilir. İŞKUR’a göre son bir yılda kayıtlı işsiz sayısı 192 bin arttı. İŞKUR’a yapılan işsizlik sigortası başvuruları da giderek artıyor. Ağustos 2017’de 89 bin olan işsizlik sigortası başvuru sayısı Ağustos 2018’de 106 bini aştı.

İŞKUR verileri işsizlikte artış eğiliminin önümüzdeki aylarda süreceğine işaret ediyor. Ekonomik krizin de etkisiyle önümüzdeki aylarda işsizlikte tırmanma kaçınılmaz görünüyor.

Değerlendirme ve öneriler

DİSK’e göre; TÜİK ve İŞKUR verileri ile ekonomide derinleşen kriz işsizliğin önümüzdeki dönemde tekrar tırmanışa geçeceğini gösteriyor. İşsizliğin yaratacağı toplumsal tahribatı önlemek için güçlü sosyal politikalara ihtiyaç var. İşsizliğin azaltılması ve istihdamda kalıcı ve güvenceli artış sağlanması için öneriler:

  • Çalışanların sorumlu olmadıkları krizin sonuçlarından korunması için toplu işten çıkarmaların yasaklanmasını ve yargı iznine bırakılmasını istiyoruz.
  • İstihdam artışlarında kamunun payı dikkate değerdir. Kamu istihdamının artırılması, kamuda eğreti ve güvencesiz çalışma biçimleri yerine, kadrolu ve güvenceli istihdam artışının sağlanması yaşamsal önemdedir. Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalı ve kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır.
  • İş başında eğitim adı altında çırak, stajyer, kursiyerlerin ve bursiyerlerin ucuz işgücü deposu olarak kullanılması uygulamasına son verilmelidir.
  • “Herkesin çalışması için, herkesin daha az çalışması” ilkesi doğrultusunda haftalık çalışma süresi gelir kaybı olmaksızın 37,5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.
  • Uluslararası çalışma normları doğrultusunda herkese en az bir ay ücretli yıllık izin hakkı tanınmalıdır.
  • Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun “insana yaraşır iş” yaklaşımı temelinde herkese güvenceli ve nitelikli işler sağlanmalıdır.
  • Sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımı güvence altına alınmalı, sendikal barajlar kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
  • Toplum yararına çalışma programları kapsamında çalıştırılanlar daimi işçi statüsüne geçirilmelidir.
  • İşsizlik Sigortası Fonunun amaç dışı kullanımına son verilmeli ve yararlanma koşulları özellikle kriz dönemlerinde kolaylaştırılmalıdır.
  • Ücret Garanti Fonu kapsamı genişletilmesi işçilerin 6 aylık her türlü işçilik alacağı garanti kapsamına alınmalıdır.
  • Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için işgücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım emeği devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır. 
 

İSTANBUL

 
 

Çocuk işçiliği büyüyor

   

HDP, AKP'nin kâr hırsının çocuk işçiliğini artırdığına dikkat çekerek, "Her şeyi kapitalist pazarda alınıp satılan bir mal gibi gören bu anlayışla çocuk işçiliği çözülemez" dedi.

HDP Emek, Ekonomi ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Günay Kubilay, dün yazılı açıklama yaparak, çocuk işçiliğinin yasaklanmasını istedi. "Ne yazık ki, bazı çocuklar için hala merdiven altı atölyelerde, sanayi sitelerinde, tarlada ve sokakta işçilik devam ediyor. Türkiye’nin de onayladığı BM Çocuk Hakları Sözleşmesinde de belirtildiği gibi 18 yaş altı herkes çocuktur. Ancak Türkiye’de çocuk emeği her türlü alanda denetimsiz bir şekilde kullanılmakta ve sömürülmektedir" denilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

 

2 milyon çocuk işçi

"Resmi verilere göre Türkiye'nin çocuk nüfusu 2017 sonu itibariyle 22 milyon 883 bin 288 ve ülke nüfusunun yüzde 28,3'ünü oluşturuyor. Çocuk işçi sayısı ise 2 milyonu aşıyor. 2013 yılından Eylül 2018’e kadar 319 ‘çocuk işçi’ iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

Çocuk işçiliğinin önlenemez biçimde artmasının nedeni, AKP hükümetinin ‘az ücret-çok iş, az maliyet-çok kâr’ stratejisine dayalı esnek ve kuralsız çalışma politikası ile taşeronluk sistemidir. Bütün insani değerleri bir kenara bırakmış, emeğin yağmasını ve doğanın talanını temel bir düstur olarak benimsemiş, çocuklar dahil, her şeyi kapitalist pazarda alınıp satılan bir mal gibi gören bu anlayışla çocuk işçiliği çözülemez.

Suriye iç savaşı nedeniyle yaşadığı topraklardan koparak Türkiye’ye göç etmek zorunda kalanların içinde en fazla mağdurun çocuk olması, aynı zamanda Türkiye’deki çocuk işçiliğini de büyüten acı bir gerçekliktir.

Döviz karşısında liranın sürekli değer kaybetmesi yoksulluğu, krizin derinleşmesi işsizliği artırmaya devam ediyor. İşsizlik ve yoksulluk artıyorsa ‘çocuk işçiliği’ de artacak demektir.

AKP hükümeti, 2018 yılının son çeyreğinde ‘çocuk işçiliği’ ile mücadele etmek istiyorsa, toplumu oyalamayı ve çocukları siyasi istismar etmeyi bırakmalı ve öncelikle çocuk işçiliğini yasağını uygulayarak işe başlamalıdır. Eş zamanlı olarak ülke nüfusunun yüzde 28’ini oluşturan çocuklar için bir ‘Çocuk Bakanlığı’ kurma çalışmalarını başlatmalıdır."

HDP, ‘çocuk işçiliği’nin sona erdirilmesi konusunda bütün demokratik kurum ve kuruluşları, emek örgütlerini, demokratik kitle örgütlerini, inisiyatif, platform ve oluşumları duyarlı olmaya ve birlikte mücadeleye çağırdı. 

 

ANKARA

 
 

Yoksulları sert vuracak

   

Ekonomi yazarı Uğur Gürses, ekonomik krizin asıl etkisini 2019’da göstereceğini, krizin yoksulları sert bir biçimde vuracağını söyledi.

BirGün’den Meltem Yılmaz’ın sorularını yanıtlayan Gürses, şunları söyledi: "Türkiye’de 17 milyon yoksul var. Yoksul hane halkının harcama kalıplarına baktığınız zaman en çok harcama gıda ve barınma. Fiyat artışının en çok vurduğu yer de gıda fiyatları. Daha henüz kur şokunu görmeden yüzde 20’lere zaten gelmişti yıllık bazda. Dolayısıyla yoksul kesimin harcamaları içinde bunun önemli bir yer tuttuğunu hesaba katarsak muhtemelen bu yüzde 39-40’lara vuran üretici fiyatlarındaki fiyat artışları ister istemez gıda fiyatlarına yansımaya devam edecek. Bu, Ekim’de Kasım’da Aralık’ta da devam edecek.

Enflasyon artmaya devam edecek. Hane halkına yansıyacak. Her zaman enflasyon artışı yoksulu da vurur. Çünkü onların harcama esneklikleri yoktur. Minimum gelirle yaşamaya zorunlu oldukları için de gıdayı almak zorundasınız. Bunun kaçış yolu yok. Gıda harcaması yapmak zorundasınız. Barınma, ısınma harcaması yapmak zorundasınız. Yol masrafınız var. Ulaşım harcaması yapmak zorundasınız işe giderken.

Türkiye para girişlerinin azalacağı bir sürece gireceğiz. O yüzden de bu krizin hemen çözülmeyeceğini düşünüyorum. Dördüncü çeyrek muhtemelen ekonominin yavaşladığı, negatif olduğu bir süreç olacak. Ve muhtemelen 2019’un ilk çeyreği de 0 büyümeye yakın bir yerde olacak. Dolayısıyla bu, şunu getirecek; ekonomik yavaşlama, şirketlerin sorunlarla karşılaşması ve işsizlik. Şirketler sorunlarla karşılaştığı zaman ister istemez eleman çıkarmaya başlayacaklar ki onlar zaten şimdiden başladı. Bu dalga dalga 2019’un Mart’ına, Nisan’a hatta Haziran’a kadar karşılaşacağımız bir fotoğraf olacak. Bu şekilde giderse 2019 çok ağır geçecek." 

 

İSTANBUL

 
 

Cargill işçileri gözaltına alındı

   

Sendika hakları için Bursa’dan Cargill’in İstanbul’da bulunan genel müdürlüğü önüne yürüyen işçiler Tuzla’da gözaltına alındı.

Sendikalaştıkları için işten atılan Cargill işçileri başlattıkları İstanbul yürüyüşünde, Gebze’de direnişte olan Flormar işçileri ile buluştu. Bursa’dan başlayan yürüyüşün 4. gününde işçiler Gebze’ye geldi. Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Flormar'da yine aynı gerekçeyle işten çıkarılan Flormar işçileri ile bir araya gelen işçilere sendikalaştıkları için işten atılan Tuzla Organize'de bulunan Bilgin Tekstil işçileri de destek verdi. Eskihisar feribot iskelesinden Gebze Meydanı’na yürüyen işçiler sık sık, “Flormar işçisi yalnız değildir” ve “Cargill işçisi yalnız değildir” sloganlarını attı. 3. Havalimanı işçilerinin mücadelesine de değinen işçiler “İnşaat işçisi yalnız değildir” sloganını da attı.

Gebze Meydanı’nda Cargill işçileri adına konuşan Suat Karlıkaya, 153 gündür mücadele ettiklerini belirterek, “Biz bir aileyiz dediler yıllarca bu insanlara ama sendikalaşmak istediğimizde aile olmayı unutup arkadaşlarımızı sokağa attılar” dedi. Her mücadelenin bir şeyler öğrettiğini söyleyen Karlıkaya, “Flormar işçisinin mücadelesi yoktur, Cargill işçisinin mücadelesi yoktur, Türkiye işçi sınıfının mücadelesi vardır. İşçi sınıfı ayağa kalkarsa oturması zordur, işçi sınıfını ayağa kaldırmak boynumuzun borcudur, çocuklarımızın geleceğidir. Bunu herkes bilecek, patronlar bilecek. Çocuklar iyi yaşasın diye babalar direniyor, anneler direniyor, hepimiz direneceğiz” diye konuştu.

Petrol-İş Sendikası Genel Örgütlenme Sekreteri Mustafa Mesut Tekik, şunları söyledi: “Bugün ülkede siyasi partiler, basın, toplumun çok geniş katmanları sindirilmişken toplumun direniş adacıkları da yavaş yavaş oluşmaya başlıyor. Cargill direnişçilerinin, Flormar direnişçilerinin, 3. Havalimanında kölelik dayatılan inşaat işçilerinin, Tayaş işçilerinin ve başarıyla biten DHL Express işçilerinin tüm eylemleri birer adacık olarak Türkiye halklarının, Türkiye işçi sınıfının önünü ve cesaretini, mücadele alanını açmaya devam ediyor. Biz sendikacılara, emek dostlarına, işçi sınıfının öncüsüyüz iddiasında bulunan herkese de bu mücadeleleri birleştirmek ve birleşik bir emek mücadelesi ile sermayeye ve onun siyasal sözcüsü olan iktidarlara kafa tutmak düşüyor.”

Tek Gıda-İş Gebze Şube Başkanı Yunus Durdu ise “154 gündür Cargil işçileri 125 gündür de Flormar işçileri mücadele ediyor. Bu iki mücadele de ikisi de kazanana kadar devam edecek. Bu mücadeleye destek veren sendikalara, üyelerimize, destek olan herkese teşekkür ediyoruz. Biz bu meydanda bu gece sabahlayacağız. Sabah yürüyerek Flormar işçilerinin yanına gideceğiz” dedi.

Geceyi meydanda geçiren işçiler dün öğle saatlerinde vardıkları Tuzla’da gözaltına alındı. Cargill işçi komitesi tarafından paylaşılan mesajda, “Gözaltına alınmış bulunmaktayız.. Karakola götürülüyoruz” denildi. Polisin engel olmak istediği yürüyüşe devam etmekte kararlı olan işçilerin polis tarafından gözaltına alındığı öğrenildi. 

 

İSTANBUL

 
 

CSUN’da 200 işçi atıldı

   

Ücretleri ödenmediği için aylardır fabrika önünde haklarını isteyen 200 CSUN işçisi işten atıldı.

380 işçinin çalıştığı ve DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikasının örgütlü olduğu Tuzla’daki Çin sermayeli fabrikada işçiler, 4.5 aydır ücretlerini alamıyordu. Daha önce ise 120 işçi işten atılmıştı.

Güneş panelleri üreten ve aylardır üretim yapılmayan fabrikada çalışan işçiler “daralma” gerekçesiyle işten atıldı. İşçilere tek tek işten atıldığına dair fesih tebligatı gönderildi. Tebligatta, “Bildiğiniz üzere şirketimiz birkaç aydır üretim ve operasyonda ciddi problemler yaşamakta olup söz konusu problemler kısa vadede çözülebilecek gibi gözükmemektedir. Bu nedenlerden ötürü, şirket yönetimi tarafından şirkette küçülmeye gidilmesine ve bu hususta gerekli işlemlerin yapılmasına karar verimiştir” ifadeleri kullanıldı. İşçiler, ödenmeyen ücretleri ile kıdem ve ihbar tazminatlarını da alamadı. Ücretleri ödenmeyen CSUN işçileri haziran ayından bu yana fabrika önünde dönüşümlü olarak nöbet tutuyordu.  

 İSTANBUL