İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutsakların serbest bırakılması talebiyle yaptığı "F Oturumu"nun 368’incisinde Mesane kanseri Erol Zavar'ın serbest bırakılmasını isteyerek, “Zavar'ın cezaevinde kalması vicdanları yaralamaktadır” denildi. İzmir’de de Menemen R Tipi Cezaevi’ndeki hasta tutukluların serbest bırakılmaları istendi. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından hasta tutsakların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen "F Oturumu"nun 368’incisi polis tarafından engellendi. Bunun üzerine açıklama İHD’nin Taksim’de bulunan binası önünde açıklama yapıldı. Hasta tutukluların fotoğraflarının açıldığı eylemde, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” ve “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır" pankartları açıldı. Bu haftaki açıklamada mesane kanserinin yanı sıra çeşitli hastalıkları bulunan Erol Zavar'ın durumuna dikkat çekildi. Bazı tutsaklar ölüm sınırında Bu haftaki basın metnini İHD Üyesi Mehmet Acettin okudu. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Leyla Güven ile cezaevlerinde tecridin kaldırılması talebiyle başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevine dikkat çeken Acettin, açlık grevinde olan tutsakların sağlık durumlarının kötüleştiğini hatırlattı. Acettin, “Bazı mahpusların gün geçtikçe ölüm sınırına vardıkları gözlemleniyor. Mide kanaması, idrarlarından kan gelmesi ve vücut bütünlüklerinin bozulduğu; yürüme problemi, halsizlik, mide bulantısı vb. rahatsızlıkları artmaktadır” diye belirtti. Acettin, tutukluların hukukun herkese eşit uygulanmasını talep ettiklerini ifade ederek, bu talebin karşılanması durumunda ölümlerin duracağına inandıklarını söyledi. Farklı cezaevlerinde yaşamına son veren tutuklular için “üzüntüsü içerisindeyiz” diyen Acettin, “Biran önce yeni ölümlerin yaşanmaması için iktidarın adım atmasını istiyoruz” dedi. Çok sayıda hastalığı bulunuyor İki çocuk babası olan Erol Zavar'a yargılandığı bir dosyadan 2001 yılında müebbet hapis cezası verildiğini anımsatan Acettin, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Sincan F Tipi hapishanesinde tutulurken 15 Temmuz darbesi sonrası Tekirdağ F tipi hapishanesine sürgün edildi. Halen Bolu F tipi hapishanesinde tutulan Zavar, hastalıklarının tedavisi ve zorunlu ameliyatları için bu hapishanede yaşam mücadelesi vermektedir. Komisyon olarak 90. F ve 245. F oturmamızda gündemimize taşıdığımız ağır hasta mahpus Erol Zavar, 15 defa mesane kanseri hastalığından dolayı ameliyat olmuştur. Mesanesinden 50'ye yakın kanser tümörü alındı. Yanı sıra başka hastalıklardan dolayı da yaşamını etkileyen rahatsızlıkları vardır. Kalp rahatsızlığı, Koah, Migren, Astım, Troid nodülü, akciğerde nodül, bacağında platin, dizinde menüsküs, safra kesesinden ameliyat, bel ve boyun fıtığı gibi hastalıklarıyla hapishane koşullarında kalmaktadır.” Serbest bırakılsın Acettin, Zavar’ın annesi Fikriye Zavar'ın kendilerine verdiği bilgileri ise, şu şekilde paylaştı: “9 Nisan 2019 Salı günü Bolu İzzet Baysal Üniversitesi hastanesine götürülen Erol Zavar kalbinden rahatsızlığı nedeniyle ilaçlı kalp grafiği çektirilmiş, tiroid bezi nodülünün ameliyat edilmesi için de Bolu F tipi hastanesine oğlunun dilekçe verdiğini, ameliyat zamanını beklediğini belirtmiştir. Kalbinden rahatsızlık yaşadığını ve anjiyo olması gerektiği bilinen Erol Zavar birçok hastalıkla yaşam mücadelesi veriyor. Troid kanserinden dolayı acilen kanser nodülünün ameliyatla alınması gerekmektedir.” Zavar'ın bu ağır hastalık koşullarında cezaevinde kalmasının insani bakımdan vicdanları yaraladığını belirten Acettin, Zavar ve benzeri durumda olan ağır hasta tutukluların serbest bırakılmasını istedi. Açıklama, “İnsan haklarıyla insandır”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” ve “Tecrit işkencesine son” sloganlarıyla sona erdi. İzmir'de de aynı talep İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, "Hasta tutsaklar serbest bırakılsın" talebiyle yaptıkları eylemin 476’ncı haftasında Konak ilçesindeki Başbakanlık binası önünde bir araya geldi. Açıklamaya, Halkların Demokratik Partisi (HDP) yöneticilerin yanı çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcileri destek verdi. "Susma, suça ortak olma ölüyorlar" pankartının açıldığı eylemde, Menemen R Tipi Cezaevinde tecride karşı açlık grevine giren iki eli olmayan ağır hasta tutsak Ergin Aktaş, Ehmedê Xemî, Ahmet Çelik ve Cemal Aslan’ın durumuna dikkat çekildi. Açıklamayı İHD İzmir Şube yöneticisi Cemile Karakaya yaptı. İnsan Hakları Derneği Genel Merkez verilerine göre 403’ü ağır toplamda bin 333 hasta tutsağın  bulunduğunu belirten Karakaya, ruhsal ve bedensel rahatsızlıkları olan tutuklu ve hükümlülerin kaldığı R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarının, yapılan incelemelerde, tedavi veya rehabilitasyona imkân sağlayacak koşullara sahip olmadığını dile getirdi. Hasta tutsak ve hükümlülerin sağlık hizmetlerine erişimlerinin de mümkün olmadığını kaydeden Karakaya, sürekli bakıma muhtaç olan tutukluların tedavi amaçlı getirildikleri R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumları’ndan ayrılmak istemelerini vurguladı. Karakaya, Menemen R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan hasta tutuklu Ergin Aktaş’ın 2 Mart tarihinden bu yana Kürt Halk Önderi  Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit uygulamalarına karşı açlık grevinde olduğunu hatırlatarak, cezaevinde yaşanan kötü muamele ve hak ihlallerine ilişkin Ehmedê Xemî, Ahmet Çelik ve Cemal Aslan’ın da 22 Mart tarihinden bu yana açlık grevinde olduğuna dikkat çekti. Açlık grevinde olan Ergin Aktaş’ın yaklaşık bir aydır kan kusmaya başladığını dile getiren Karakaya, son 10 gündür cezaevi koşullarının tekrar kötüleşmesinden dolayı tansiyon, kilo ve nabız ölçümlerinin yapılmasını da kabul etmediğini söyledi. Kan kusan Ergin Aktaş’a bir teşhis konulmadığını dile getiren Karakaya, “Hastane sevklerinin biri yapılsa dahi devamı ve tetkikleri yapılmadığı için ya hiç tedavi edilmiyor ya da tedavisi yarım kalıyor. Aktaş’ın ciğerleri ile ilgili şikâyetinin cezaevinde kaldıkları koşullardan kaynaklandığını düşünmektedir. Ehmedê Xemî de 22 Mart tarihinden bu yana cezaevinde oluşan koşullardan ve idarenin tutumundan dolayı süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başladı ve tedaviyi reddetmektedir. Ciğerleri ile ilgili şikâyeti devam etmekte, sırtında hali hazırda rahatsızlığından dolayı oluşan yaralar açılmıştır. 22 Mart tarihinde hastane sevki yapılan Ehmedê Xemî ambulansta bekletildiği sırada, ambulansın içerisinden gelen yoğun kokudan rahatsız olarak havalandırılmasının yapılmasını ya da nezarette bekletilmeyi talep etmiştir. Ancak görevli jandarma ambulansın içerisinin kokmadığını kendisinin aynı şekilde bekletileceğini belirtmiş bunun sonucu kendisine yönelik ölümle tehdit ve provokatif söylemler gerçekleştirilmiştir. İdare Ehmedê Xemî ve Ergin Aktaş’ın odalarına gelerek açlık grevini bırakmalarını istemiştir. İdarenin talebi doğrultusunda açlık grevini bırakmayan tutsakların odasına 26 Mart 2019 günü asker ve gardiyanlardan oluşan yaklaşık 20 kişilik bir ekip bir baskın düzenleyerek odada bulunan kitap, defter, sözlüklere el koyarak Ehmedê Xemî’yi zorla çıkartılmış ve yan odaya Ahmet Çelik ve Cemal Aslan’ın yanına götürmüştür. Ergin Aktaş engel olmak isterken birden fazla kez itilerek darp edilmiş yere düşmüştür. Ergin Aktaş 26 Mart tarihi itibariyle odada yalnız kalmaktadır” diye belirtti. 'İnsani muameleye davet ediyoruz' Hasta tutsak Ahmet Çelik’in de 28 Mart tarihinde koşullardan ve idarenin tutumundan dolayı açlık grevine başladığını beliren Karakaya, bu ağır hak ihlalleri ile ilgili gerek savcılığa gerek Adalet Bakanlığı’na defalarca dilekçe yazmalarına rağmen dilekçelerinin gönderilmediğini ifade etti. Ağır hasta tutukluların can güvenliklerinin tehlikede olduğunu ifade eden Karakaya, “Cemal Aslan, 21 Mart tarihinde Menemen R tipi Hapishanesine sevk edilmiş ve hapishanenin koşullarından dolayı tedaviyi reddetmektedir. İleri derecede kas hastalığı vardır. Ağır hasta olan tutuklular grevden dolayı ilaç kullanamamaları neticesinde durumlarının ağırlaşacağı kaçınılmazdır. Ağır sonuçların yaşanmaması için ilgili cezaevi idaresinin tarafı olduğu uluslararası sözleşmeler ile iç hukuka uygun insani muameleyi göstermeye davet ediyoruz. İki eli olmayan Ergin Aktaş’ın tek başına yaşamını idame edemeyeceği Adli Tıp Kurumu raporu ile de belirtilmiş olup kendisinin tek kişilik odadan alınıp arkadaşlarının yanına götürülmesi gerektiğini belirtmek istiyoruz. Yaşanacak olumsuzlukların birincil sorumlularının yetkililer olacağını tekrar hatırlatmak isteriz” dedi. İSTANBUL/İZMİR