İstanbul’da Dedeman Otel’de gerçekleştirilen toplantıya, HDP milletvekilleri, sivil toplum örgütü temsilcileri, siyasi parti temsilcileri, eski milletvekilleri, sanatçılar, aydınlar, yazarlar, farklı inanç çevreleri, Ermeni, Kürt, Türk, Roman, Pomak ve çok sayıda kimlik ile çok sayıda yurttaş katıldı. Kampanyanın startının verildiği salona “Hayır” sloganları ile süslenirken, salona “Oy ver hayır de kazan”, “Hayır savaşı durduralım”, “Hayır doğayı koruyalım”, “Hayır barışı kazanalım” pankartları asıldı. Platforma ise “Hayır hepimiz kazanalım” sloganı asıldı. Sabah erken saatlerde halk otele gelmeye başlarken, salonda yer kalmaması üzerine çok sayıda yurttaş ise salonun dışında kaldı. İzmir ve Amed’deki toplantılar alkış ve zılgıtlarla selamlandı. 

İstanbul tanıtımında konuşan HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, “Bu anayasada, işçiler, Kürtler, Türkler, Êzidîler ve Türkiye halklarıyla ilgili tek bir kelime var mı? Bize haber ulaştırmaya çalışan tutuklu gazeteciler Ahmet Şık, İnan Kızılkaya’nın bir sözü olacak mı? Taybet Ana’nın bir sözü olacak mı? Laik bir eğitim isteyen çocukların sözü olmadan bir anayasa yapılır mı? Kadınlar söz söylemeden bir Anayasa yapılabilir mi? Bu topluma bir söz söyletmeyen Anayasa’ya ne diyeceğiz?” sorularına salondan “Hayır” sesleri yükseldi. 

Kerestecioğlu, “Bu ölüm uykusundan ölüm kokusunda bir şekilde uyanılır. Özgürlük ateşiyle uyanılır. Hepimiz biliyoruz ki özgürlük ve mutluluk kokusu şimdiden burnumuzda” dedi. 

Kerestecioğlu, sözlerini Edip Cansever’in “Yer çekimli karanfil” şiiriyle sonlandırdı. 

Kerestecioğlu’nun konuşmasının ardından “Bêjin Na” isimli şarkının tanıtımı yapıldı.

Halayımızı kana boyadılar

Daha sonra HDP Sözcüsü ve Urfa Milletvekili Osman Bademir, Anayasa paketini eleştirdi. Konuşmasına, “Bugün İzmir’den, Amed’den, İstanbul’dan hayır yolculuğuna çıkıyoruz. On yıllarca mücadeleyle, emekle, can ile düş ile tırnak ile diş ile Mezopotamya’dan, Anadolu’dan, Kürdistan’dan, Ege’den, Karadeniz’den büyük bir umut oluşturdunuz. Barış, müzakere, kardeşlik masasını kurdurttunuz. Umut oldunuz, sevgi oldunuz, Umudunuz, sevginiz çığ oldunuz. Bentleri, barajları aştınız. 7 Haziran’da eşitlik, özgürlük ve kardeşlik halayını kurdunuz. Göz koydular! Milletin iradesini tanımadılar. Halayımızı, düğünümüzü kana buladılar” sözleriyle başladı. 

Baydemir, şair Ahmed Arif’in Diyarbekir Kalesinden Notlar şiirinden esinlenerek, şunları dile getirdi: “Bunlar Engerekler ve çıyanlardır. Bunlar aşımıza, ekmeğimize göz koyanlardır. Bunlar 120 bin insanın işine son verip nana muhtaç edenlerdir. Bunlar 6 milyonu işsiz bırakanlardır. Bunlar 5 bin üniversite hocasını kapı önüne koyanlardır. Bunlar kendi ekmeğine yağ sürenlerdir. Bunlar 80 milyon insanı kamplara bölenlerdir, kutuplaştıranlardır. Bunlar rengârenk gül bahçelerini teke indirip solduranlardır. Bunlar geleceğimize göz koyanlardır. Tanı bunları Amed, İzmir, İstanbul… Tanı da büyü…” 

Al birini, vur ötekine

HDP Sözcüsü Baydemir, Kürt’ün Anayasa ile sorunu olduğunu hatırlatarak, 12 Eylül Anayasası ve referanduma sunulan Anayasa paketini kıyaslayarak, “1924’ten bu yana tüm anayasalar kimliğimizi, varlığımızı reddetti. 12 Eylül darbecileri Ahmet Türk’ü, Gültan Kışanak’ı cezaevine koyup anayasa yaptılar. 12 Eylül Anayasası’nda Kürtler, Aleviler, demokrasi, adalet, özgürlük var mı? Sorarım size bugünün darbesiyle Demirtaşları, Yüksekdağları Balukenleri, Çağlarları cezaevine koyanların getirdiği bu pakette Kürtler, Aleviler, demokrasi, adalet, özgürlük var mı? Al birisini, vur ötekine. Topunuza hayır” dedi.

Kuz postundaki kurtlardır

Osman Baydemir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Anayasalar toplumu bir arada yaşatmanın dermanıdır. Müzakereyle, istişareyle, ortak paydalarda buluşmayla oluşturulurlar. Erdoğan-Bahçeli ikilisinin dayatmasıyla, tek başına Türkiye toplumunun Anayasası olabilir mi? Eş başkanlarımız Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş eşbaşkanlarımız cezaevinde iken bir Türkiye Anayasası yapılabilir mi? 200 bin insanın cezaevinde olduğu ülkede özgürlükçü bir Anayasa yapılabilir mi? Toplumun ikiye bölündüğü, kutuplaştırıldığı bir ortamda, ortak bir Anayasa yapılabilir mi? Gazetecilerin yazamadığı, yazanın sürgünde ya da zindanda olduğu bir yerde yeni bir Anayasa yapılabilir mi? OHAL kimseye nefes aldırmazken bir Türkiye Anayasası yapılabilir mi? Bu paket Kürdün derdine derman değildir. Olsa olsa bu paket demokrasinin, özgürlüğün, bir arada yaşamanın katline fermandır. Ferman padişahın ise hayır halkındır. Bunlar 12 Eylül’ün ruhunu yeniden hortlatanlardır. Bunlar kuzu postuna girmiş kurtlardır.”

Biç çoğuz, teke inmeyiz!

Anayasa paketinde bütün yetkilerin Cumhurbaşkanlığında toplanmasına da dikkat çeken Baydemir, şunları ifade etti: “Bunların dayattığı Anayasa’da bir gün forsunu takacak Cumhurbaşkanı olacak. Bir gün cübbesini giyecek hakim savcı olacak. Bir gün senin benim yerime Parlamento’nun, Meclis’in yetkisini kullanacak, ferman çıkaracak. Bir gün postalını giyecek başkomutan olacak. La sen ne yapıyorsun diyen kendisini cezaevinde bulacak. Her şeye muktedir olacak. Tek dil, tek millet, tek şef olacak. Allah’ın çeşit çeşit yarattığını teke indirecek. Bu şirktir, şirk. Biz tek değiliz ki? Biz Türk’üz, biz Kürt’üz, biz Ermeni’yiz, biz Süryani’yiz, biz Çerkes’iz, biz Aleviyiz, biz laikiz, bir dindarız. Biz işçiyiz, biz emekçiyiz, biz halkız. Hrant Dink’iz, aynı zamanda Tahir Ellçi’yiz, aynı zamanda Roboskili çocuklarız, Taybet Ana’yız. Çoğuz, teke inmeyiz.” 

İktidar için ateşe attınız

Baydemir, çözüm sürecinin bitirilmesi ile ilgili olarak da, “Cumhuriyet tarihinin en büyük siyasi gelişmesi olan müzakereyi bitirdiniz, Dolmabahçe mutabakatını yok saydınız. Tek başına iktidar olmak için bu ülkeyi ateşe attınız. Annelere evlat acısı yaşattınız. Halk ekmek telaşında, borç batağında, siz yandaşlara peşkeş derdindesiniz. Halk gelecek kaygısında, can korkusunda, siz ömür boyu garanti peşindesiniz. Eski ortakları gizli gizli soruları çalarlardı. Bunlar deveyi hamutuyla eşkere yutuyorlar. Hırsızlar hayır” diye konuştu. 

“Bu bir halkın özgürlük davasıdır, var olma, birlikte yaşam davasıdır” diye devam eden Baydemir, şöyle devam etti: “İki yıllık müzakere, istişare, çatışmasızlık sürecinde 90 yıllık yaralar kabuk bağladı. İnsanlar birbirini anlamaya başladılar. Empati kurdular. Geleceğe umutla baktılar. Bir arada eşitçe yaşayabiliriz demeye başladılar. Siz ne yaptınız? Milletin iradesini tanımadınız. 7 Haziran’ı yok saydınız. 2 yılda halkı bir birine düşman ettiniz. Ne uğruna? Tek başına iktidar olma uğruna. Bu paket derman değil, fermandır. Bu paket maya değil, tuzun kokmuş halidir.” 

Türkiye’ye kayyum paketidir

Bir başkanlık sistemi konuşulacaksa yerel meclisleri olup yerel yönetimlerine saygı duyulması gerektiğini kaydeden Baydemir, şunları ifade etti: “Yerel meclisleri bırakın. Bunlar oylarımızla seçtiğimiz 83 belediye eş başkanımızı zindana atıp, 81 belediyemize kayyum atadılar. Bunların Belediyelerimize bile tahammülleri yok. Bu paket bir kişiye ülkenin her kurumuna kayyum atama paketidir. Bu paket Türkiye’ye kayyum paketidir. Ha kayyum, ha zukkum. Kayyuma, zehire, zukkuma hayır. Kayyum ne yapıyor? Kürt dilini yasaklıyor. Kadın düşmanlığı yapıyor. Kadından şoför olmaz diyor, kadın başkan oluyor başkan. Yani ha kayyum, ha zukkum. Kayyuma da zukkuma da hayır.

Şeyh Said’in torunları, Seyit Rıza’nın torunları, Pir Sultan’ın torunları hayırda buluşacaklar. Ölümü değil, yaşamı kutsayacaklar. Dağkapı Meydanı’nda, Kordon’da, Gezi’de, Taksim Meydanı’nda kardeşlik halayına duracaklar. İdam sehpasında değil, müzakere masasında buluşacaklar. 

Güzel günler kapıda

Takke düştü, kel göründü. Bu halk artık sizi tanıyor. Biz halkın ferasetine güveniyoruz. Hayır, vicdanın tercihidir. Hayır, umudun tercihidir. Hayır, zulme boyun eğmeme tercihidir. Hayır, yangına su dökmektir, ateşi söndürmektir. Yılmayın, düşmeyin, umudunuzu yitirmeyin. Güzel günler kapıda, hayır kapısındadır. 

Gelin darbeyi, karşı darbeyi, OHAL’i, kararnameleri sandığa gömelim. Gelin kentleri yakıp yıkanları, tankları, topları sandığa gömelim. Gelin bir yudum su isteyenlerin üzerine ateş yağdıranları sandığa gömelim. Gelin her türlü vesayete hayır diyelim. Gelin şerri sandığa gömelim, bir hayır kapısı açalım. Bu kez hayırda iyilik vardır, ferahlık vardır, aydınlık vardır. Bu hayırda hak vardır, adalet vardır, özgürlük vardır. Bu hayırda saygı vardır, hoşgörü vardır. Bu hayırda biz varız. Bu hayırın kudreti bizde vardır.”