AKP’nin on yıllık iblis siyasetini geride bıraktık. Geçmişe bir baktığımızda Türkiye’yi etkileyen her olgunun amacından edinerek amaçlarını sahipleyip, bu olguları devre dışı bırakan siyaset oldukça iblisçeydi. Öyle düşünce çalımları yapıldı ki birçok hareket buna hazırlıksız yakalandı. “Benim Kürt vatandaşım”, “benim Alevim”, “benim sanatçım”, “benim gayri Müslimlerim” vb… sözlerle Türkiye siyasetinin alışık olmadığı yepyeni bir dil kullanıldı. Her şeye el atıldı. Demokratların bile aklına gelmeyen şeyleri kendileri sahiplendi. Kalıplaşmış yapıların harcırahına uğramış halk, bu yapılara her kimse bir şeyler söylese de; kim olursa olsun diye iblisten bile umut bekleme durumuna gelmişti. PKK dışında AKP’ye şapka çıkarmayan nerdeyse tek bir kurum ve kişi kalmadı. Nereden bilsinler AKP ne yapıyor ve ne amaçlıyor?
İki antagonist taraf, bir birinin dostu, birinden beslenen ve birbirinin varlık nedeni biçiminde diyalektiğe eden AKP beyni demokrasi paradigmasının en şahane sihirli değneğini eline aldığını inandırmaya çaba sarf etmekteydi. Siyasal türev, ontolojik durumlar gibi en ağır sosyolojik olguları büyük akıl-yüksek siyaset yerlerinden alıyor gibi bir hava ortalığı kasıp kavurdu. Büyük fırtınalı dönemlerden geçmeyen akıl ve yürekleri esir alacak kadar etki yaptı. Zaferleri buydu, kendilerini yanıltan da buydu. Karşı karşıya duran cezaevi pencerelerinde bir birine baktırmaya çalıştıkları bir dönemin aktörlerine bu büyük ironi karşısında kahkaha seslerini demokrasi çığlığı gibi haykırmaya çalıştılar. Aynı süreçlerin suçunu işleyen hasımlar aynı terör suçuyla yargılandılar. İki tarafın da ya da kendileri taraf olanların benzer terör suçları vardı.
Geriye kalan AKP’nin “benim Kürdüm”, “benim Alevim”, “benim askerim” kalıyordu. Kalanların da talepleri zaten yoktu. Müthiş bir tefeci akıl ile bir zamanlar hasım olanlar kendi dilini ısırarak neredeyse birbirini savunacak kördüğüm siyasetine çektiriliyordu. Zaten amaç da buydu. Böyle siyasal bir güçle uğraşmak, potansiyelini buna karşı korumak basit değildi. Siyasetçilerin ağzında kullanacakları laf bırakmayan AKP hükümeti on yıllık bir zamanı böylece geride bıraktı.
Yanılmak ve yanılmayanlara saldırmak dini literatürde iblisin oyununa gelmek oluyor. Bunu en güzel vecize eden Dante’nin İlahi Komedyası bu süreçte okunmaya değerdir. AKP’yi en tanıyacak vicdan Kürt ve hareketinin vicdanıydı. Utanmadan, çarşaf çarşaf bu vicdan ile cellatları yan yana getiren dil her gün günah işliyordu. Arşiv bile sayılmayacak kaç yıllık gazete sütunlarına baktığımda tüylerim diken diken oluyor. İblis aklı ile insan karşılaştığında titrememek elde değil; çünkü Müslüman bir anne ve babadan geliyoruz. Günah dışında hiçbir siyasal kavram maalesef aklıma gelmiyor. Aklı karışan dostların mağrur düşüncelerini okuduğumda iblisin cehennem-i kahkahasını duyumsuyorum. İblisin başlarda iyi bir Müslüman olduğunu kutsal kitabımızdan biliriz. Onu o hale getiren insan kibri kutsiyet sınavında cezalandırılmıştı. Bu hikaye ne kadar da Fethullah şahsiyetinin hikayesine benziyor. Dante’de var. Cehennemin en dipteki katında yer alan şeytan, kandırdığı insanlarla cehennem-i bir diyalog içindedir.
İblisin aklı Türkiye’ye taşıran Fethullah Gülen zatı oluyor. Pensilvanya bildiğimiz kadarıyla Ortadoğu üzerine araştırma yapan ve Yahudi lobisinin oldukça hakim olduğu bir yer olmaktadır. Onlar iblisi tanımaz. Bildiğimiz kadarıyla iblisi kötüleyen ilk din literatür farkı olsa da Ehrimen şahsında Zerdüşt dini oluyor. Onun için ilk elden bu akla iblis aklı diyoruz. Geldiğimiz kutsal gelenek böyledir. Bu iblis aklı ve uygulayıcı takımı cehennemde yanacaktır. Biz ona inanıyoruz çünkü dini duygularımız çok tazedir. Kürt şahsında PKK, barışa oldukça inandı ve inanıyor. Yaptıklarımızla yarattıklarımızla onurlu bir şekilde halkımızla özgür bir şekilde yaşamak istiyorduk. Ancak AKP’nin hilelerini en başta, ilk konuşmada anlamamak için bu dünya da yaşamamak gerekiyordu. Kürt özgürlük hareketini kendi iktidar kavgasının bir yedeği haline getirmek isteyen AKP inin politikası açıktı. PKK’nin kaç yıllık sabrı bu oyunu boşa çıkartmak, AKP’nin maskesini düşürüp, gerçek yüzünü açığa çıkartmak kadar iblis aklının ortalığı toza dumana çevirdiği politik zeminde barışa ve demokrasiye kanmış kişi ve dostların görüş ve taleplerini dikkate almaktı. Buna rağmen PKK’ye yapılmış eleştirilerin kokusu hala burnumuzdadır. Türkiye’de demokrasiyi geriye çeken iki güç olarak PKK ve MHP kadrosunu aynı kefeye koyan akıl nemenem bir akıldır denilirse! İşte iblis aklı budur.
PKK ile uğraşmak kendi mezarını kazmaktır. Şimdiye kadar PKK ile uğraşmış hiçbir güç kahraman olamamıştır. AKP’nin şu an uğraştığı Ergenekon dediği şey kahraman olmak için çok çaba sarf etti. Onları yargılayan Silivri yargıçları değil; Kürt halkı ve vicdanıdır. Çünkü asit kuyularında eriyen kemikler bizim diz, kafa ve göğüs kafesimizdeki kemiklerdir. Kürt halkının bedeli budur. Bu bedel ki onları mağlup eden, onları insanlık karşısında bir çete ve çete başı durumuna düşüren… Bedellerimiz; bizim silahımız, bizim yürek ve beynimiz olmaktadır. Ceylan, Müslüm, Rûken ve cezaevinde yatan binlerce Kürt halk evlatlarının özgürlük umudu bizim silahımız olmaktadır. Peki ya senin neyin var, iblis aklı ve kazan bomban dışında??
İşte AKP budur!