İstenirse Türkiye yargılanır

26 Temmuz 2022 Salı - 19:30

  •  Ceza hukukçusu Günal Kurşun, Irak devletinin girişimde bulunması veya BM Güvenlik Konseyi’nin istemesi durumunda, Türk devletinin UCM’de yargılanabileceğini söyledi. 

 

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Dihok’un Zaxo ilçesinin Derkar kasabasına bağlı Perex köyündeki piknik alanına 20 Temmuz'da top atışları yapan Türk devletinin, 9 kişinin katledilmesine onlarca kişinin de yaralanmasına yol açan saldırısını kınadı. 

BMGK'dan yapılan yazılı açıklamada, "Güvenlik Konseyi üyeleri, 20 Temmuz 2022'de Dihok vilayetinde düzenlenen saldırıyı en sert şekilde kınadı. Saldırı, aralarında çocukların da bulunduğu en az 9 sivilin ölümüyle sonuçlandı. Güvenlik Konseyi üyeleri, kurbanların ailelerine ve Irak hükümeti ile Kürdistan Bölgesel Hükümeti'ne en derin taziyelerini ilettiler, yaralananlara acil ve tam iyileşme dilediler ve soruşturmalarla ilgili Irak makamlarına desteklerini ifade ettiler. Konsey üyesi tüm devletler bu soruşturmaları desteklemek için Irak hükümeti ve diğer tüm ilgili makamlarla aktif iş birliğine çağrılarak, Irak'ın bağımsızlığı, egemenliği, birliği, toprak bütünlüğü, demokratik süreci ve refahına destek verildiği yinelendi" denildi. 

BMGK’nin dün öğleden sonra Türk devletinin Zaxo'daki katliamı gündemiyle toplanması bekleniyordu. Bu arada Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı yetkililerinden oluşan bir heyet dün Zaxo’ya gitti. Irak Güvenlik Medya Ofisi'nden yapılan açıklamaya göre Ortak Operasyonlar Komutanı Yardımcısı Korgeneral Abdulemir Şemeri başkanlığındaki askeri heyet, Zaxo’nun Batifa kasabasında Sınır Muhafız Birlikleri Tugayı'nı ziyaret etti.

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen ceza hukukçusu ve insan hakları savunucusu Yrd. Doç. Dr. Günal Kurşun, savaş suçları karşısında işletilecek uluslararası hukuku, BM’nin rolünü ve söz konusu saldırıyı gerçekleştiren Türkiye’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yargılanmasının yolunun nasıl işletileceğini, MA'dan Zemo Ağgöz'e anlattı: 

Yrd. Doç. Dr. Günal Kurşun

Savaş suçu ve mevzuatı

Cenevre Sözleşmeleri adıyla bilinen dört sözleşme grubu var. Savaş suçu, temel olarak Cenevre Sözleşmeleriyle tanımlandı. Cenevre Sözleşmelerinin ortak 3. maddesi savaşan taraflara -devlet olması gerekmez- kim olursa olsun sivillerin bu savaştan zarar görmesini engellemesi mükellefiyeti yükler. Dolayısıyla Cenevre Sözleşmeleri bu konuda belirleyici ilk belge olarak modern uluslararası ceza hukuku tarihinde karşımıza çıktı. 1993’te ise eski Yugoslavya’nın parçalanmasından sonra BM, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) adında özel bir mahkeme kurdu. Bu mahkemenin kurucu belgesinde de savaş suçları tanımlandı. Benzer bir tanımlamayla bu kez Afrika’nın ortasında 1994’te Ruanda soykırımdan sonra Ruanda için savaş suçları mahkemesiyle karşılaştık. Nihayet savaş suçları bugünkü tanımına, 1998 tarihli kalıcı ve sürekli hareket eden UCM’nin Roma Statüsü’ndeki savaş suçları tanımıyla ulaştı. Cenevre Sözleşmelerinden Roma Statüsü’ne kadar savaş suçları tanımının değişmediğini görüyoruz.

Perex'te temel ilke ihlal edildi

Cenevre Sözleşmeleri ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne göre; savaşan taraflar kim olursa olsun savaşmayan tarafların, sivillerin zarar görmemesi en temel ilkedir. Zaxo'da bu temel ilkenin ihlal edildiğini görüyoruz. Bir insan hakları savunucusu ve bir Türk olarak çok rahatsız oldum. Bunun benzerlerine daha önce Roboskî’de karşılaştık. Ölen Kürt köylüler öldükleriyle kaldı. Olabilecek en kötü sonuçla karşılaştık. İdari anlamda bir soruşturma açılmadı. Büyük bir utanç.

BM de siyasi bir örgüt

BM, ne kadar uluslararası hukuku koruduğunu ve savunduğunu söylese de nihayetinde siyasi bir örgüt. Dolayısıyla kararları ve yaklaşımları da siyasi oluyor. Roboskî’de BM devreye girmedi, çünkü Türkiye karşısında mütereddit kaldı. Gerekçesi de “Egemen bir ülke gerekli soruşturmayı kovuşturmayı yapacak” diye bekliyor. BM, devlet düzeni çökmüşse, sağlıklı işleyen bir hukuk düzeninden söz edebilecek imkan olmadığı durumlarda devreye giriyor.

UCM'nin yargılama yetkisi

Roma Statüsü’yle kurulan UCM’nin, bu olayda doğrudan bir yargılama yetkisi yok, çünkü söz konusu suç UCM’ye taraf bir devletin toprakları üzerinde işlenmeli. Irak devleti, UCM’ye taraf değil. Irak devletinin izleyeceği bir yol var; bir kereye mahsus bu olaya özgün olarak UCM’nin yargılama yetkisini tanıması durumunda, yargılama yetkisi devreye girer. UCM’yi kuran Roma Statüsü’nde buna cevaz veren hüküm var. 

Roma Statüsü’nde bir başka hüküm var; BM doğrudan bir olayı UCM’ye gönderebiliyor. UCM savcısına “Bu konuda davayı aç” emri anlamına geliyor ve BM Güvenlik Konseyi’nden böyle bir talep gelmesi durumunda dava açılmak zorunda. BM Güvenlik Konseyi’ne Türkiye dahil 15 devlet üye, bunlardan ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve Çin daimi üye ve veto hakları var. Bu 5 ülkenin siyaseten uzlaşabildikleri son derece nadir konular oluyor zaten. Bu yapıdan böyle bir karar çıkarsa Türkiye için UCM bir yargılama başlatabilir. Böyle bir şeyin olması son derece zayıf bir olasılık.  ANKARA

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.