AKP Hükümeti tarafından Meclis’ten geçirilen 3. Yargı Paketi ile Türkiye’de yargı alanına ilişkin yeni bir tartışma süreci başladı.
3. Yargı Paketi, AKP tarafından “reform” olarak kamuoyuna sunulurken, Yargı Paketi’nin ardından katillerin bırakılarak, vekillerin tutukluluk halinin devam ettirilmesi yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. 3. Yargı Paketi ile kaldırılan Özel Yetkili Mahkemeler yerine Terörle Mücadele Kanunu 10. maddesiyle görevli 13 yeni ağır ceza mahkemesi kuruldu. ÖYM’de bu sayı sekizdi. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), söz konusu mahkemelere atamaları da yaptı. 2’si İstanbul, 2’si de Amed’de olmak üzere Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Malatya, Samsun, Erzurum ve Van’da kurulan Bölge Ağır Ceza Mahkemeleri’ne 145 hakim ve cumhuriyet savcısı atandı. Devam eden KCK, Ergenekon, Balyoz gibi davalar ise sonuçlanana kadar mevcut mahkemelerde görülecek. Ancak soruşturma safhasında olan dosyalara yeni kurulan mahkemeler bakacak. Tutuklama kararlarına itiraz, arama ve gözaltı kararlarını incelemek üzere 26 hakim görevlendirildi. 

Muhalifler tutuklanacak
Uzun yıllardır siyasi davalarda avukatlık yapan Gülizar Tuncer, değişiklikleri bir aldatmaca olarak nitelendirerek, bu konudaki itirazlarını şöyle aktardı: “Özel Yetkili Mahkemeler kaldırıldı deniyor ama özel yetkiler Terörle Mücadele Kanunu’nun 10 maddesiyle korunuyor. Bu yetkileri de çoğunluğu Kürt illerinde olan Bölge Ağır Ceza Mahkemeleri kullanacak. Bu mahkemeler, esas olarak Kürtlere karşı, sosyalistlere karşı ve sistem muhaliflerine karşı geçmişteki Devlet Güvenlik Mahkemesi, Sıkıyönetim Mahkemeleri gibi konumlandırılıyor. Bölge Ağır Ceza Mahkemeleri ile eskisinden daha ağır uygulamalar yaşanacak. Yargı iktidarın emir eri gibi çalışıyor. Yargı takdirini hak ve özgürlüklerden yana kullanmayacaktır. Adli kontrol ile insanlar devletin esiri haline getirilecek. Yeni düzenlemeyle pek çok adli suçlu cezaevinden çıkacak, ama onların yerine Kürtler, sosyalistler ve muhalifler cezaevlerine konulacak.”

İsteseler vekiller tahliye olurdu


3. Yargı Paketi ile birlikte “tutuklu milletvekillerine tahliye yolu açıldı“ söyleminin ortaya atıldığını hatırlatan Tuncer, “Bunların tümü aldatmaca. Eğer gerçekten bu konuda bir çözüm istiyor olsalardı, basit bir düzenleme ile bu sorunu hallederlerdi” dedi.

Topyekun değişiklik şart

Tuncer, yargı sistemindeki adaletsizliği ve hukuksuzluğa son verilmesi için öncelikle binlerce insanın yargılanmasına ve tutuklanmasına referans yapılan Terörle Mücadele Kanunu’nun tümüyle kaldırılması gerektiğini söyledi. Tuncer, “Tek başına bu da yetmez. Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Basın Yasası, Siyasi Partiler Yasası, Dernekler Yasası gibi temel yasalardaki bütün anti demokratik uygulamaların ortadan kaldırılması gerekiyor” dedi.

Hakimlerin zihniyeti değişmeli

Yargı Paketi’nde 10 yıllık tutukluluk süresine dokunulmadığını ve kimsenin bu durumu tartışmadığını ifade eden Tuncer, tutukluluk süresinin mahkemelerin takdir yetkisine bırakıldığının altını çizdi: “Türkiye’deki hakim ve savcıların büyük bir çoğunluğu yapılan anketlerde hak ve özgürlüklerden yana olmaktansa devletin güvenliğinden yana olmayı tercih ediyorlar. Bu yüzden de yargı organları devleti ve devletin kolluk kuvvetleri koruma ve kollama görevi içerisinde olmuşlardır. Bugünden sonra da yine öyle olacaktır.”

İBRAHİM ASLAN / DİHA/İSTANBUL