MURAT KUSEYRİ / ANF/STOCKHOLM
İsveç Dışişleri Bakanı Margot Wallström Kuzey Suriye’de DAİŞ’lilerin yargılanacağı uluslararası bir mahkemenin kurulabileceğini söyledi. Wallström tüm dünyanın, Kürtlerin Suriye’de DAİŞ’e karşı mücadelesini görmesi gerektiğini söyledi. Wallström, Stockholm’de gerçekleşen bir toplantıda Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile ilişki içinde olduklarını belirterek “Her şeyden önce Kürtlerin DAİŞ’e karşı nasıl büyük mücadeleler verdiklerini kabul etmeliyiz” dedi.
İsveç mahkeme için inisiyatif alıyor
İsveç Devlet Radyosu’ndan Beşir Kavak, Suriye ve Irak’taki DAİŞ’lilerin yargılanmaları için Suriye’nin kuzeyinde kurulması düşünülen uluslararası mahkemeyle ilgili gelişmeleri sordu.
İsveç’in uluslararası bir mahkeme kurulması için inisiyatif aldığını ve girişimlerde bulunduğunu hatırlatan Wallström, bir çok Avrupa ülkesinin olumlu yaklaşımına rağmen hukuki ve siyasi engellerden dolayı mahkemenin kurulmasının zaman alacağını söyledi.
Wallström, Irak’ta ölüm cezası olduğu için uluslararası mahkemenin Irak’ta kurulmasına karşı olduklarını, kurulacak yerin belirlenmesi ve finansman sağlanması için diğer ülkelerle görüşmeleri sürdürdüğünü belirtti. Mahkemenin Suriye’nin kuzeyinde kurulması konusunda ne düşündüğü sorusunu “Bunu araştırmalıyız. Kürtlerin kontrol ettiği bölgede mahkeme kurulabilir. Her türlü olanağı araştırıyoruz” diyerek yanıtladı.
Özerk yönetimle ilişkiler sürüyor
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile ilişkileri sürdürdüklerini söyleyen Wallström, “Her şeyden önce Kürtlerin DAİŞ’e karşı nasıl büyük mücadeleler verdiklerini kabul etmeliyiz” dedi.
Cezaevlerindeki muhalifler serbest bırakılmalı
Biz de İsveç Dışişleri Bakanı’na, HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve diğer tutuklu HDP milletvekilleri ile İsviçre’de gündemde olan 1915 Ermeni Soykırımı’nın tanınması ile ilgili sorular yönelttik.
Wallström, ülkesinin Türkiye ile diplomatik ilişkileri olduğunu ve Avrupa Birliği aracılığıyla cezaevinde tutulan muhaliflerin serbest bırakılmaları için Türkiye’ye baskı yaptıklarını söyledi.
Muhalifler, gazeteciler ve sivil toplum örgütlerine yönelik baskıların son bulmasını pek çok kez talep ettiklerini hatırlatan Wallström, cezaevinde bulunan muhaliflere destek verdiklerini ve duruşmalarına temsilci gönderdiklerini belirttikten sonra “Bunları gündemde tutmak oldukça önemli” dedi.
Wallström, Başbakan Stefan Löfven’in 2014 yılında yapılan seçimler öncesi hükümet kurmaları halinde Ermeni ve Süryanilere dönük soykırım yapıldığını kabul etme sözü vermesine rağmen hükümetin neden soykırımı kabul etmediği yönündeki sorumuzu da şöyle yanıtladı: “Hayır, şimdiye kadar neredeyse hiç bir ülke bunu yapmadı. Bu, bu tür tarihi olaylarda karar vermenin güç olmasından kaynaklanıyor. O zaman adaletin sağlanması ve birilerinin yargı karşısına çıkarılması istenir.”
Wallström, katliam veya insanlığa karşı suç gibi terimlerin kullanılmasının daha doğru olacağını öne sürdükten sonra şunları kaydetti: “Ama tarihi olaylarda soykırım terimini kullanmak sorunlu. Bu nedenle bundan kaçınılıyor. Sanırım soykırımını kabul eden iki hükümet var. Bunun dışında parlamentoların kabul etme hakkı var. Ama hükümet için sorumlulukları yerine getirme zorunluluğu olduğu için daha zor. Ve hiç de öyle kolay değil.”