İsveç Sol Parti’nin ev sahipliğini yaptığı panele, BDP PM Üyesi Prof. Dr. Büşra Ersanlı, Sol Parti Milletvekili Amineh Kakabaveh, Kadın Barış İnsiyatifi’ndan Latife Fegan, Hıristiyan Parti Milletvekili ve Dış Politika Sözcüsü Desiree Petrus, Olof Palme Merkezi Temsilcisi Helin Şahin, Çevre Partisi Yeşiller Milletvekili Annika Lillemets, Amara Kürt Kadın Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ferah Bozcalı katıldı.

Açılış konuşmasını yapan Sol Parti Milletvekili Amineh Kakabaveh, Türkiye’de Kürt, Türk, Ermeni ve Alevi kadınların bir araya gelerek oluşturdukları “Barış İnsiyatifi’nin, Kürt sorununun çözümü amacıyla hükümet ve siyasi partilerden daha ileri adımlar atması, barış sürecinin başarıya ulaşması ve demokratik bir Türkiye’nin kurulması için umut verdiğini ifade etti.

Kadın mücadelesi belirleyici

Kürt Halkı üzerindeki baskıların sürdüğünü ve Kürt çocuklarının hala ana dillerinde eğitim yapma haklarının olmadığını hatırlatan Kakabaveh, Kürtlerin hakları verilmeden ve sorun çözülmeden, Ortadoğu'da barış ve istikrarın sağlanamayacağına vurgu yaptı. Kürtlerin ateşkes ilan etmelerine ve gerillayı sınırların ötesine çekmesine rağmen, AKP iktidarının sorunun çözümü için adım atmadığını belirten Kakabaveh, Kürt kadınlarının verdikleri kararlı mücadelelerin sorunun çözümü için belirleyici bir öneme sahip olduğu değerlendirmesini yaptı.
AKP iktidarının kadınları sosyal ve siyasal yaşamın dışında bırakan ve eve hapseden bir dünya anlayışına sahip olduğunu söyleyen Kakabaveh, buna karşı Kürt kadınların parlamento ve belediyelerde önemli görevler üstlendiklerine ve siyasal ve toplumsal yaşamın örgütlenmesine öncülük yaptıklarına dikkat çekti.
Kadın Barış İnsiyatifi’nden Latife Fegan, gözlemci sıfatıyla gittiği Türkiye'deki izlenimlerini anlattı.

'Terör sorunu' söylemi çözümü güçleştiriyor

Prof. Dr. Büşra Ersanlı ise, Kürt sorununu ele alırken,1980 ve daha sonrası gelişmeler üzerinde durdu. Kürt sorununun devletin inkar ve asimilasyon politikasından kaynaklanan çok önemli ve eskilere dayanan bir sorun olduğuna dikkat çeken Ersanlı, Türk milliyetçiliği üzerine yaptığı kapsamlı araştırmalarını da paylaştı. Ersanlı, Türk milliyetçiliğinin toplumdaki çoğulculuğu inkar ettiğini, kadınların, farklı dil ve kültürden gelen tüm azınlıkların kapsamlı bir ayrımcılığa uğradıklarının altını çizerek, otoriter devlet kültürünün toplumun tüm kesimlerine nelerin kendileri için iyi olduğunu dikte ettirme ve buna karşı çıkanları bastırma eğiliminde olmasının büyük bir sorun yarattığını söyledi.
Ersanlı, yüzyıldan boyunca kapsamlı bir ayrımcılığa uğrayan Kürt halkının buna karşı değişik araçlarla mücadele ettikten sonra sorunun politik yöntemlerle ve barışçıl yöntemlerle çözülmesine karar verdiğini söyledi. Kürt sorununun demokratik çözümünde gelinen aşamayı değerlendiren Ersanlı, devletle görüşmelerin sürmesine rağmen AKP iktidarının Kürt sorununu tarihi ve sosyolojik bağlamından koparıp bir terör sorunu olduğunu söylemesinin sorunun çözümünü güçleştirdiğini belirtti.
Sorunun çözümü önündeki diğer engelleri şeffaflığın olmaması ve görüşmelerin yasal bir zemine dayanmaması olarak sıralayan Ersanlı, sürecin başarıyla sonuçlanması için şeffaflığın sağlanması, kadın örgütleri başta olmak üzere sivil toplum örgütlerinin sürece dahil edilmeleri gerektiğini ifade etti.

Mesafe katedilmedi

Hıristiyan Parti Milletvekili ve Dış Politika Sözcüsü Desiree Petrus, İsveç’in Kürtlerin ve diğer azınlıkların içinde bulundukları durumu uluslararası kamuoyunun gündeme getirmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa Birliği’ne aday ülke olmasına rağmen, Türkiye’nin demokratik hak ve özgürlüklerin sağlanması ve Kürt sorununun çözümünde mesafe katetmediğini gözlemlediklerini söyleyen Petrus, Avrupa Birliği'nin Türkiye’den somut taleplerde bulunması gerektiğini söyledi.
Olof Palme Merkezi adına konuşan Helin Şahin, İstanbul ve Kürdistan’da bulunan kadın örgütleriyle gerçekleştirdikleri ortak projeler hakkında katılımcıları aydınlattı. Kürdistan’da kadınların örgütlenmesine, sosyal ve siyasal alanlarda yer almasına rağmen, özellikle Batman ve Amed'de kadına yönelik şiddetin sürdüğünü gözlemlediklerini belirten Şahin, bazı bölgelerde de kadınlar içinde okuma yazma oranının düşük olduğunu belirlediklerini söyledi. Kürdistan’da yapılan yerel seçimlerde BDP’nin birinci parti olarak çıkmasına rağmen Amed ve Colemêrg'de oylarının azalmasını gözlemlediklerini söyleyen Şahin, bunun nedenlerinin parti yönetimi tarafından ciddiyetle incelenmesi gerektiğini ifade etti.

Desteğimizi sürdüreceğiz
Çevre Partisi Yeşiller Milletvekili Annika Lillemets, Kürt kadınlarının kendi kaderlerini kendi ellerine alarak mücadele etmelerinin oldukça sevindirici olduğunu, partilerinin Kürt halkının haklarını parlamento gündemine getirmeye ve desteklemeye devam edeceklerini söyledi.
Küçük bir ülke olmasına rağmen İsveç’in demokratik hak ve özgürlüklerle, insan haklarını destekleme konusunda geçmişten gelen köklü bir geleneğe sahip olduğunu hatırlatan Lillemets, İsveç hükümetinin Kürtlerin haklarının desteklenmesi için daha aktif ve etkili bir politika izlemesini istediklerini dile getirdi.
Kadın Barış İnsiyatifi’nin kurucuları arasında yer alan Amara Kürt Kadın Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ferah Bozcalı, Türkiye’de Kürt, Türk ve azınlıklara mensup kadınların kadınların örgütlenmelerinden ilham alarak İsveç’te örgütlenmeye gittiklerini anlattıktan sonra, kadınların özgürlüğü sağlanmadan toplumların özgürleşemeyeceğini söyledi.


MURAT KUSEYRİ/ANF/STOCKHOLM