
Jacob Jonhson, Sol Parti Milletvekili:
Türk devleti Kürt sorunu diyologla çözme yerine iktidarı ve devleti eleştirenleri tutuklamayı yeğliyor. Avukatları, yazarları ve politikacılarının tutuklanmaları Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olmasını güçleştiriyor. Tutuklamalar Türkiye'nin uymayı taahüt ettiği Kopenhag kriterlere aykırı. Bağımsız uzmanların verdiği bilgiler Türkiye'nin Kürtlere karşı kimyasal silah kullandığını gösteriyor. Bu sorun ciddi olarak ele alınmalı ve araştırılmalıdır. Ben bu konuyu parlamento gündemine getirdim. Ancak İsveç Hükümeti Türkiye'nin kimyasal silah kullanmadığı yolundaki açıklamasını yeterli görüyor ve sorunun araştırması için girişimde bulunmuyor. İddiaların oluşturulacak bir komite trafından ele alınıp araştırılması gerekir.
Jabar Amin, Çevre Partisi Yeşiller Milletvekili:
Türkiye'nin kimyasal silah kullandığı iddiası ciddiye alınarak araştırılmalıdır. Kime ve niçin kullanıldığından bağımsız olarak Avrupa Birliği veya Birleşmiş Milletler'in iddiaları araştırması için harekete geçmesi gerekir. Türkiye'de demokratik bir ülkede olmaması gereken gelişmeler oluyor. Binlerce Kürt politikacı, yazar ve gazeteci cezaevlerinde. Ama bizim korkak hükümetimiz, olanlar karşısında sessiz kalıyor. İsveç sesini yükseltmeli ve olanları protesto etmelidir.
Bodil Cebellos, Çevre Partisi Yeşiller Milletvekili ve Dış Politika Sözcüsü:
Demokratik bir hukuk devletinde insanlar düşüncelerini açıkladıkları ve iktidara muhalefet ettikleri için tutuklanamazlar. Eğer Türkiye modern bir ülke olmak ve Avrupa Birliği'nde yer almak istiyorsa tutuklamalara son vermelidir. Eğer idda edildiği gibi Türkiye Kürtlere karşı kimyasal silah kullanmışsa Türkiye'nin Irak'taki Kimyasal Ali'den farkı kalmaz. Bu tür ciddi iddiaların uzmanların içinde yer aldığı bağımsız bir komite tarafından incelenmesi gerekir.
Urban Ahlin, Sosyal Demokrat İşçi Parti Milletvekili ve Dış Politika Sözcüsü:
Asılsız iddialarla insanların tutuklanmaları kaygı verici. Demokratik hukuk ilkelerinin geçerli olduğu ülkelerde insanlar devleti ve iktidarı eleştirdikleri için tutuklanamazlar. Biz bu tür uygulamalara her zaman karşı çıktık ve çıkmaya da devam edeceğiz.
Amineh Kakabaveh, İsveç Sol Parti Milletvekili:
AKP iktidarı Kürt sorunu diyalogla barışcıl yöntemlerle çözme yerine savaşı ve toplu tutuklamaları tercih etti. Ama sorun savaşla ve Kürt politikacılar, aydınlar ve yazarlar tutuklanarak çözülemez. Bu politika toplumun daha fazla kutuplaşmasına ve halklar arasındaki gerginliklerin artmasına yol açar. Türkiye'nin kimyasal silah kullanması bir savaş ve insanlık suçudur. Ben bu konuyu iki kez parlamento gündemine getirdim. Ancak Dışişleri Bakanı Carl Bildt klişeleşmiş cevaplar veriyor. İsveç AKP iktidarı ve Türk devleti ile uzlaşmayı ve suçlarına ortak olmayı bırakıp tavır koymalıdır.
Albert Van Der Meer, Türkiye'de İnsan Haklarını Destekleme Komitesi Üyesi:
Türkiye'nin Kürtlere, gazeteciler ve aydınlara yönelik toplu tutuklamalara gitmesi kaygı verici boyutlara ulaştı. Ne yazik ki İsveç Hükümeti olanlara karşı tepki göstermede isteksiz davranıyor. Biz Komite olarak olanlar hakkında İsveç kamuoyunu bilgilendirmeye ve kamuoyu oluşturmaya çalışıyoruz. Komite üyesi milletvekili arkadaşlarımız konuyu parlameno gündemine getiriyorlar. Biz Türk Hükümetinin demokrasinin prensiplerini ihlal ederek toplu tutuklamalara gitmesini kınıyor ve tutuklanaların serbest bırakılmalarını talep ediyoruz.
Kristina Ahlinder, İsveç Yayıncılar Derneği Başkanı:
Türkiye'deki gelişmeleri kaygı ile izliyoruz. İnsanların düşüncelerini açıkladıkları için tutuklanmaları korkunç bir şey. Politikacılar, yazarlar, gazeteciler ve avukatların temelsiz iddialarla tutuklanıp yıllardır mahkemeye çıkarılmadan cezaevinde tutulmaları ancak totaliter sistemlerde olur. Ragıp Zarakolu benim şahsen tanıdığım bir yayıncı ve insan hakları savunucusu. Serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
MURAT KUSEYRİ/STOCKHOLM