El Kaide bağlantılı gruplar tarafından ölümle tehdit edilen üç kişilik bir aile, 2011 yılında İsveç’e gelerek iltica talebinde bulundu. İltica başvurusunda Bağdat’ta işlettikleri kafeteryaya ABD askerlerin de müşteri olarak geldiği için cihatçı grupların baskı ve saldırılara uğradıklarını; evlerinin yakınlarında bomba atıldığını, kafetaryanın deposunun yakıldığını ve arabalarının kurşunlanması sonucu bir çocuklarının yaşamını yitirdiğini söylediler.
Göçmen Dairesi ve Göçmen Mahkemesi ailenin anlatımlarını inandırıcı bulmakla birlikte, kafeteryanın 2008 yılında kapatıldığını ve bu tarihten sonra aileye yönelik bir tehdit olmadığını gerekçe göstererek iltica başvurusunun reddedilmesini ve ailenin sınır dışı edilmesini kararlaştırdı.
Aile, Irak’a iade edilmeleri halinde yaşamlarının tehlikeye gireceğini belirterek sınır dışı etme kararının durdurulması için davayi AİHM’ye taşıdı. AİHM ailenin talebini reddeder ve İsveç’i haklı bulurken, aile bir kez daha karara itiraz etti.
AİHM’in en üst organı Büyük Daire, İsveç’in iltica hakkını güvence altına alan sözleşmeleri ihlal etmekten suçlu buldu. Kararda, İsveç Göçmen Dairesi yetkililerinin Irak’ta incelemeler yaptığı 2011 ve 2012 yıllarından sonra güvenliğin daha da kötüleştiğini ve Iraklı kurumların tehdit altında bulunan grupların güvenliğini gerektiği gibi sağlayamadığı belirtiliyor.
17 hakimden 7’sinin karşı oy kullandığı karar, içtihat kararı olması dolayısıyla bağlayıcı nitelikte. Irak’dan gelerek İsveç ve Avrupa ülkelerine iltica eden benzer durumdaki sığınmacılar için özel bir önem taşıyor.
MURAT KUSEYRİ/STOCKHOLM