Erik Ullenhag, İsveç Entegrasyon Bakanı:
Şuç işlediklerine dair delil olmayan insanların tutuklanmaları kabul edilemez. Biz Türkiye gibi Avrupa Birliği üyeliğine aday olan bir ülkenin Kürt oldukları veya hükümete karşı oldukları için insanları tutuklamasına karşıyız. Türkiye’nin kimyasal silah kullandığına dair bize ulaşan bir bilgi yok. Ama hiç bir şekilde kimyasal silah kullanılması kabul edilemez. Biz Türkiye’nin reformları tamamlandıktan sonra Avrupa Birliği’ne alınmasından yanayız. Ancak toplu tutuklanmalar ve kimyasal silah kullanıldığına ilişkin iddiaların Avrupa Birliği bünyesinde ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.

İsmail Kamil, Halk Partisi Milletvekili:
Türkiye baskı ve tutuklamalarla Kürt sorununu çözemeyeceğini anlamış olmalı. Son 25 yılın deney ve tecrübeleri sorunun savaşla ve tutuklamalarla çözülemeyeceğini gösterdi. Türkiye baskıları artırmayı değil demokratikleşmeyi ve Kürtlerin haklarını vermeyi yeğlemeli. Kimyasal silah kullanılması bir suçtur. Dış dünyanın buna sesini çıkarması ve iddiaları araştırması gerekir. Bunun sağlanması için de Kürtlerin çalışmalarını yoğunlaştırmaları ve kamuoyu oluşturmaları önemli.

Khaligfi Hosein, Stockholm Kürt Enstitüsü Başkanı:
Geçmişten beri Kürtlere karşı sürdürülen ırkçılık bu sıralar tırmanışa geçti. AKP Hükümeti aydınları, avukatları tutuklayarak topluma korku vermeye, Kürtlerin ve muhalif diğer kesimleri susturmaya çalışıyor. İnsanlar Kürt oldukları için zindanlara atılıyor. Bunlar demokratik bir ülkede olmaz. Olanlar Türkiye’de demokrasinin tam olarak yerleşmediğini ve işlemediğini gösteriyor. Demokrasinin yerleşmesi için iki halkın Kürt ve Türklerin birlikte mücadele etmeleri gerekir. Türk devletinin Kürtlere karşı kimyasal silah kullanması korkunç bir şey. Bunu şiddetle kınıyorum. Konunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde ele alınması ve suçluların yargılanması gerekir. Bunun sağlanması için de mahkeme önünde toplanmalı ve gösteriler yapmalıyız.

Ali Çiftçi, Apec Basın ve Yayın A.Ş. Genel Müdürü:
AKP Hükümeti aldığı yüzde 50 oyla geçmişte yapamadıklarını şimdi yapmaya çalışıyor. Eski politikasını bugün aldığı oylara güvenerek sürdürüyor. İki yüzlü davranıyor. Bir yandan Dersim Katliamı'ndan ötürü özür diliyor ama aynı anda aralarında Dersim’in de bulunduğu Kürdistan topraklarını bombalıyor. Kürtler, aydınlar ve avukatlar toplu olarak tutuklanıyor. Yapılanlar soykırımıdır. Bu saldırılar sadece Kürtlere değil, muhaliflere ve özgür düşünceye yapılıyor. Şimdi saldırıların hedefinde Kürtler var ama yarın bu saldırılar AKP gibi düşünmeyen tüm muhalif kesimlere yönelecektir. Türk devleti geçmişte de bugün de gerillalara karşı kimyasal silah kullanıyor. Bu bir insanlık suçudur. Gerillayı klasik savaş yöntemleri ile yenilgiye uğratamayınca yeni silahlar, kimyasal silahlar kullanıyorlar. Avrupa içinde bulunduğu ekonomik kriz nedeniyle olanlara sessiz kalıyor. Ama tüm bunlar kaydediliyor. Türk devleti bir gün bunun hesabını ödeyecektir.

Kemal Görgü, tiyatro sanatçısı, İsveç Barış Konseyi Başkanı:

Almanya’da Hitler’in iktidara geldikten sonra Yahudilere ve devrimcilere yaptıklarını bugün seçimlerden sonra Recep Tayyip Erdoğan ve AKP Kürtlere ve sosyalistlere yapıyor. Demokrasi ve özgürlük isteyen Kürt ve Türk aydınlarını hapse doldurarak mücadeleyi engellemeye ve halka gözdağı vermeye çalışıyor. Bir yandan Dersim halkından özür diliyor ama aynı zamanda Kürt halkını kimyasal silah kullanarak katletmeyi sürdürüyor. Aydınları, Kürtleri ve avukatları cezaevlerine yolluyor. Ama Hitler, Mussoloni  direnişi bastıramadılar ve sonlarının ne olduğunu biliyoruz. Erdoğan’ın akibeti de onlarınki gibi olacak. Bugün Türkiye ve tüm Dünyada barış ve özgürlüğü savunanların bir araya gelmeleri ve mücadeleyi yükseltmeleri gerekiyor.


Osman Aytar, Stockholm Üniversitesi Öğretim Üyesi: 

AKP ikiyüzlü bir politika sürdürüyor. Bir yandan demokrasi ve insan hakları alanında reformlar yaptığını söylerken bilim insanlarını, yazarları ve avukatları tutuklatırıyor. AKP kendi Kürtlerini yaratmak istiyor. Kendi politikalarına  karşı çıkan ve bu politikayı desteklemeyen kesimlere tutuklamalarla gözdağı vermeye çalışıyor. Dersim’den özür dileyen zihniyet 30 gerillayı kimyasal silahlar kullanarak katlediyor. Tüm bunlar AKP’nin iki yüzlü bir politika izlediğini gösteriyor. İzledikleri politikaların Milliyetçi Cephe Hükümetleri döneminde izlenen baskıcı ve saldırgan politikalardan bir farkı yok. AKP’ye destek veren Türk ve Kürtlerin olanları görmeleri ve suçlarına ortak olmamak için AKP’ye tavır almaları gerekir.

Ahmed Karamus, Avrupa Barış Meclisi İsveç Temsilcisi:
AKP Hükümeti tüm demokratik muhalefeti sindirmek ve baskı altına almak istiyor. Bunun için de muhalefetin en dinamik kesimi olan Kürt hareketine yöneliyor. 'KCK operasyonlarını' da bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor. AKP Hükümeti seçimlerden sonra PKK’ya müsamaha göstermeyeceğini söyleyerek Kürt halkına karşı yeni saldırılara girişeceğinin işaretini verdi. AKP Hükümeti Kürtlere ve aydınlara karşı toplu tutuklamaları sürdürürken, gerilla hareketini zayıflatmak için de kimyasal silahlar da dahil olmak üzere her türlü silah kullanıyor. Ama AKP yanılıyor. Kürt hareketi savaşan HPG gerillaları ve tutuklanan Kürt aydınları ile sınırlı değil. Kürt hareketi Kürt halkının desteğini kazanan ve tüm dünyada bilinen bir harekete dönüşmüştür. Böylesi bir harekete darbeler vurabilir ama kesinlikle yenilgiye uğratamaz. AKP ve Türk devletinin bu gerçeği görmesini gerekir.

Massoud Mafan, yazar, Stockholm İşçi Eğitim Merkezi  Yöneticisi:
Kürt sorunu tutuklamalar ve savaşla çözülemez. Türk devletinin kimyasal silah kullandığı iddiaları ciddiye alınarak araştırılmalıdır. Bu konuda kamuoyu oluşturulması çok önemli. Başta Avrupa Birliği olmak üzere dış dünyanın tutum alması ve iddiaların açığa kavuşturulması için girişimlerde bulunulması gerekir.


MURAT KUSEYRİ/STOCKHOLM





KCK duruşmalarına katılma çağrısı

İsveç’te son seçimlerde % 5,4 oranında oy alarak parlamentoya 19 milletvekili göndermeyi başaran Sol Parti, 6 Aralık günü yeniden başlayacak olan KCK duruşmalarını izlemek için Diyarbakır’a 4 kişiden oluşan bir heyet gönderme kararı aldı. Ann-Margarethe Livh, Naile Aras, Mats Lindström ve Yekbun Alp’ın yer alacağı heyet duruşmadaki izlenimlerini bir rapor haline getirerek parti yönetimine iletecek.
Sol Parti KCK duruşmalarının yeniden başlaması dolayısıyle bir basın açıklaması da yaparak Türkiye ve Kürdistan’da toplu tutuklamalara dikkat çekti. Açıklamada 2009 yılının Nisan ayında halkın seçtiği belediye başkanları, parti yöneticileri, gazeteciler ve avukatlara yönelik tutuklamalara hatırlatılıyor ve duruşmaların başladığı 18 Ekim tarihinden itibaren Sol Parti’nin aralarında milletvekilleri, belediye ve parti yöneticilerinin yer aldığı heyetlerle duruşmaları izlediği belirtiliyor.


MURAT KUSEYRİ/STOCKHOLM