İsviçre'de yaşayan Kürdistanlıları sosyal, siyasal ve kültürel alanlarda temsil edecek, 'İsviçre Demokratik Kürt Toplum Merkezi' birinci olagan kongresini gerçekleştirerek yönetimini oluşturdu.

Yeni bir örgütlenme modeli ile Kürdistanlıları temsil edecek Kürt Toplum Merkezi, aynı zamanda ülkede yaşayan Kürdistanlıların ayrı bir göçmen toplumu olmaktan kaynaklı hakları için mücadele edecek.
İsviçre'de yaşayan Kürdistanlılar, önceki gün Solothurn kentine bağlı Gerleffingen kasabasında bir araya gelerek 'Birinci İsviçre Demokratik Kürt Toplum Merkezi'nin ((İ-CDK) ) kongresini yaptı. Yaklaşık 50 bin Kürdistanlının yaşadığı İsviçre'de faaliyet gösteren tüm Kürt kurum ve kuruluşların çatı örgütlenmesini ve koordinasyonunu temsil edecek İ-CDK bu kongre ile kuruluşunu ilan etti.

Baran ve Akdemir anıldı

Lice Direnişi'nde yaşamını yitiren Ramazan Baran ve Baki Akdemir şahsında Kürdistan devrim şehitleri anısına bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan kongrede konuşan Kürt siyasetçi Sabri Agir, yeni örgütlenme modeli olan Kürt Toplum Merkezi'nin amaç ve hedeflerine ilişkin açıklamalarda bulunarak, "İsviçre'de yaşayan Kürdistanlıların, sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel alanda örgütlenme ihtiyaçları yeni bir evreye girmiştir" dedi.

Halkla ilişkiler damgasını vurdu

Kürtlerin toplum olma haklarının yasal çercevede tanınması için mücadele edeceklerini belirten Agir, aynı zamanda doğrudan demokrasi yöntemi ile Kürdistanlıların daha geniş ölçüler içinde kendilerini örgütleyebilecekleri bir mekanizmanın da devreye girdiğini sözlerine ekledi. Agir'in konuşmasının ardından İsviçre Civaka Azad ve Alan Meclisleri'nin bir yıllık faaliyet raporu okunarak tartışmalara geçildi. Yapılan tartışmalara damgasını vuran konu ise halkla ilişkiler, halkın ihtiyaçlarına cevap olabilmek ve örgütlülüğün halka mal edilmesi konuları oldu.

Tüzük belirlendi

Yaklaşık 2 saat süren tartışmalardan sonra, İsviçre'deki Kürdistanlıları temsil edecek İ-CDK'nin tüzüğünün okunmasına ve tüzüğün tartışılmasına geçildi. İsviçre'deki Kürdistanlıların sosyal, siyasal ve kültürel faaliyetlerinin İsviçre yasaları çerçevesinde geliştirilmesi ve meşrulaştırılması üzerine oluşturulan tüzük oybirliği ile kabul edildi.
Kongre ayrıca aldığı kararla, tüzüğün İsviçre'deki resmi kurumlara ulaştırılmasını ve gelişmelerin takip edilmesini karar altına aldı. Tüzüğün onaylanması ve alınan ek kararlarla birlikte, İsviçre Kürt Toplum Merkezi çatı yönetiminin seçimlerine geçildi.

Örgütlülüğü geliştirme sözü

Seçimlerde, İsviçre Kürt Toplum Merkezi'nin eşbaşkanlığına Derviş Arık ve Derya Çelik oybirliği ile seçildi.
 Ardından Zürih, Basel ve Bern bölgelerinde Kürt Toplum Merkezleri'nin eşbaşkanlıklarına seçilen Hasan Sincer, Makbule Dersim, Nazlı Salerbaş, Hanifi Ceylan, M.Fuat Kömürcü ve Fatma Ongan ise kongrenin onayı ile İsviçre Kürt Toplum Merkezi'nin yönetiminde yer aldı. Delegelere kendilerini tanıtan yeni eşbaşkanlar, kongreye ve Kürt halk mücadelesine her alanda sahip çıkacaklarını ve Kürtlerin örgütlü gücünü geliştirecekleri sözünü verdi. Kongre eşbaşkanların konuşmasıyla birlikte sona erdi. 



ALİ ONGAN/GERLEFINGEN




Wipperfürth'ta Alevi Kültür Merkezi kongresi

Almanya'nın Gummersbach kentinde bulunan Wipperfürth Alevi Kültür Merkezi, ikinci kongresini 90 delegenin katılımıyla gerçekleştirdi. Hasan Dede'nin gulbangıyla açılışı yapılan kongrede, dergahın bir yıllık faaliyet raporu okundu. Bir yıllık zaman dilimi içinde birçok hizmet sunan dergahın Alevi toplumunun güncel ihtiyaçlarına cevap vermek faaliyet yürüttüğü belirtildi. Asimilasyon ve kültürel soykırıma karşı dergahın birçok seminer, cem etkinliği, gençliğe dönük aktiviteler gerçekleşttirdiğine dikkat çekildi. Ancak bütün bu çalışmaların yetmediği, kendini daha fazla büyütmesi, gençlere ve çocuklara dönük etkinliklerin daha çok yapılması gerektiğine dikkat çekildi.

Örgütlenmeye ihtiyaç var

Kongre delegeleri, Alevilik kültürünü ve inancını daha fazla yaşamak ve öğrenmek istediklerini de dile getirdi. Özellikle Alevi toplumuna dönük son bir yıldır gerçekleştirilen saldırılara dikkat çekilen tartışmalarda, Alevi toplumunun daha fazla mücadele ve örgütlenmeye ihtiyacı olduğu vurgulandı. Önümüzdeki dönemde Alevi inancının ve kültürünün korunması için bir çok karar alan dergah, 7'si kadınlardan oluşan, 13 kişilik bir yönetim seçerek yeni dönem planlamasına gitti. Yoğun tartışmaların ve önerilerin geliştirildiği kongrede, eşbaşkanlık sisteminin uygulanması ve yönetimde kadın erkek temsiliyetinin eşit düzeyde olması istendi.