İsviçre Gündemi


İsviçre'de Kürdistan'daki öz yönetim ve devlet terörüne karşı direniş adeta Kürdistanlıların günlük yaşamının bir parçası durumuna geldi. Kürdistanlılar sürekli eylem halinde. Seslerini duyurmak için çırpınıyorlar. 

Elbette eylemler birçok amacı hedefliyor. Her gün katliam ve zulüm haberleri alan, bunun acısını içinde hisseden, birşeyler yapamamanın dayanılmaz acısını çığlığıyla dışa vurma çabası ile Türkiye üzerinde baskı kurulmasını, yaptırım uygulanmasını ve kamuoyunun Kürdistan'daki insani çığlığı duymasını sağlamak için çırpınıyorlar. 

Havaalanları, tren garları, parti ve basın kuruluşlarını "işgal" etmek zorunda kalıyorlar. Mitingler, yürüyüşler, info standları düzenliyorlar. Kamuoyu ve hükümet sessiz kaldıkça onlar daha çok bağırıyor, daha fazla eylem yapıyorlar. Bu eylemler giderek etkisini göstermeye, yankısını bulmaya başladı. 

Basel Parlamentosu'nda, Zürih'te, Federal Parlamento'da yapılan tartışmalarda, verilen soru önergelerinde Kürtlerin çığlığının duyulması, hükümetin harekete geçmesi, arabuluculuk yapması istendi. 

İsviçre basını da gelişmelere karşı duyarlılığını her geçen gün arttırıyor. İsviçre SFR televziyonu, NZZ, Tagesanzeiger gibi en önemli basın kuruluşları Kürdistan'da öz yönetim ilanını, devlet terörünü, Erdoğan'ın başkanlık sistemi uğruna giriştiği hamleleri ve İsviçre'de yaşayan Kürdistanlıların ülkelerindeki gelişmelere kayıtsız kalmadıklarını haber ve yorumlarında yansıtıyorlar. 

Özetle kamuoyunda Türkiye algısı giderek askeri faşist diktatörlük ya da Erdoğan diktötürlüğü biçiminde somutlaşmış durumda. Bu nedenle Kürtlerin eylemlerine tolerans ve ilgi giderek artmaya başladı. 


Sığınmacılar için referandum

İsviçre'de sağ partilerin hükümet çoğunluğunu ele geçirmesinden sonra ilk hamleler gelmeye başladı. Sığınmacılarla ilgili hazırlanan yasa değişikliği için referandum yapılmasının yolu açıldı. Sığınmacı yasasının değiştirilmesi için İsviçre Halkçı Parti (SVP) tarafından 67 bin imza toplandı. Halk oylaması için ülkede 50 bin imza yeterli bulunuyor. 

SVP Genel Sekreteri Martin Baltisser amaçlarını şöyle açıkladı: "İmzaları inceliyoruz, incelemeler 14 Ocak'a kadar tamamlanmış olacak. Bilindiği gibi halen uygulanmakta olan yasada sığınmacı istekleri aylarca incelenmekte olup kararları da aylarca sürmekte. Bunun maliyeti de büyük bir rakam tutuyor. Hem bu maliyetten kurtulmayı hem de talepleri en kısa zaman içinde sonuçlandırmayı amaçlıyoruz. Ayrıca belediyelerin bizlerden izin almadan sığınmacı isteklerini kabul etmeleri bu referandum ile sonlanacak, yeni uygulama İsviçre için ideal bir uygulama olacaktır, halkımızın da bu referandumda gerekli cevabı vereceğine inanıyoruz."

Bu sığınmacı politikasının merkezileştirilmesi, yerellerdeki inisiyatifin alınması ve İsviçre'nin sığınmacı 'yükünden kurtulması' anlamına geliyor. Yani İsviçre sağı ülkeyi 'yabancılardan temizlemek' için kolları sıvamış durumda ve bunu yeni yaptırımların takip edeceğine kesin gözle bakılıyor. Yeni hükümete merkez sağ Radikal Parti'den Johann Schneider-Ammann'ın başkanlık yapacağını da hatırlatalım.