İsviçre Gündemi


İsviçre'nin gündeminde şimdi Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile 1970'li yıllarda gizli anlaşma yapıldığı tartışmaları var. Gazeteci Marcel Gyr'in bu yönlü iddaları daha uzun süre tartışılacak gibi gözüküyor. İsviçre'nin ABD ve Avrupa'nın 'terör listesi'ndeki" FKÖ ile İsviçre'ye yönelik saldırı yapmaması koşuluyla gizli bir anlaşma yaptığı, bu anlaşma gereği FKÖ lehine diplomatik çalışmalar sürdürdüğü, uluslararası çıkarlarını savunduğu ve BM'de gözlemci statüsü almasında önemli bir çaba harcadığı belirtiliyor. 

İsviçre hükümeti iddialara karşı "ilke olarak terör örgütleriyle anlaşma olmamalıdır, görüşmeler olsa bile sınırları olmalıdır. Konunun araştırılması gerekir" diyerek tartışmaları daha da alevlendirdi. Bu olay bize devletlerin resmi ve gayri resmi politikalarının olduğunu, söz konusu ülke çıkarları ise uluslararası anlaşmaları bile hiçe sayabileceklerini, gelişmelerin her zaman bize yanıtıldığı gibi yaşanmadığını göstermek açısından da iyi bir gösterge oldu. 

Aynı dönemde Swissair Havayolları’na ait bir uçak Şubat 1970’de Zürih’teki Kloten Havalimanı’ndan kalktıktan kısa süre sonra düşmüş ve 47 yolcu hayatını kaybetmişti. Saldırının arkasında ‘Filistinli teröristler’ olduğu ileri sürülse de bu yönde hiçbir bağlantı bulunamamıştı. Yine Swissair’e ait ve ABD’nin New York kentine giden bir uçak, Eylül 1970’de ‘Filistinli komandolar’ tarafından Ürdün’e götürülmüş ve 157 yolcu bir  hafta boyunca rehin tutulmuştu. Yeni anlaşmanın zamanlaması ve İsviçre'nin anlaşmanın yapıldığı dönemde tutukladığı kimi Filistinlileri serbest bırakması da iddiaların doğruluğunu güçlendiriyor. 


İltica tavan yaptı

İsviçre Federal Yabancılar Dairesi, 2015 yılında İsviçre'den iltica talebinde bulunanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 66 arttığını açıkladı. Açıklama İsviçre Halk Partisi'nin (SVP) Şubat ayında referanduma götüreceği "Yeni Yaptırım Yasası" savunucularının elini güçlendiriyor. Kamuoyu mültecilerin neden, nasıl, hangi koşullarda ve hangi ülkelerin çıkarlarının kurbanı olduğunu irdelemeden rakamların büyüklüğünü manipüle etmekle meşgul. Mültecilerin büyük çoğunluğu uluslararası çıkarların çatıştığı ülkelerden. Afganistanlı, Eritreli, Suriyeli ve Iraklı göçmenler, belki de onların göçüne neden olanlar tarafından şimdi de geldikleri ülkelerde kurban olarak seçiliyorlar. SVP, "Yeni Yaptırım Yasası"yla sadece göçmenleri değil, ülkede oturum almış ve hatta İsviçre vatandaşı yabancıları bile sınırdışı ettirmeyi amaçlıyor. Türk, Kürt ve diğer yabancı derneklerin girişime karşı güçlerini birleştirmemiş olması, girişime karşı seslerini yükseltmemeleri dikkat çekiyor. Bu durum, yasa tasarısına karşı olan Sosyal Demokrat Parti, Yeşiller, sendikalar ve diğer sivil örgütler tarafından da sık sık eleştirilerek gündeme getirilmektedir. 


Erdoğan yargılansın kampanyası

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partısı (SYKP) Zürich'de Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yargılanması kampanyasına start verdi. SYKP, "Erdoğan neden yargılanmalı? sorusuna şu yanıtları veriyor.

* Kürt halkına karşı kirli bir savaş yürütmektedir. 

* Başta Aleviler olmak üzere Sünni Müslüman olmayan inanç ve inançsızlara karşı nefret suçu işlemektedir.

* Suriye ve Irak başta olmak üzere bölge devlet ve halklarına karşı düşmanca politikalar sürdürmekte; IŞİD ve diğer selefi/cihatcı terör örgütlerini her alanda desteklemektedir.

* Kadına yönelik şiddet, cinayet baskı ve tahakkümü artırmaktadır.

*  Türk kimliği dışındaki diğer bütün kimliklerin kendi dil ve kültürleriyle var olma hakkını tanımamaktadır.

* LGBTİ'leri hayattan dışlamakta ve ölümle burun buruna getirmektedir. 

* İşçi hayatını hiçe saymakta, taşerona, güvencesizliğe, sefalet ücretine, mezarde emekliliğe, örgütsüzlüğe mahkum etmektedir.

SYKP taleplerini ise şöyle sıraladı:

1- Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan IŞİD terör örgütleriyle ilişkisi ve başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye ve Ortadoğu halklarına karşı işlediği insan hakları ihlalleri ve savaş suçları incelenerek Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanmalıdır. 

2- AB ve İsviçre savaşlardan kaçan mültecilerin Türkiye'de tutulması talebi nedeniyle Erdoğan'ın suçlarına göz yummaktan vazgeçmeli, her türlü diplomatik, askeri, ekonomik ve syasi ilişkileri askıya almalıdır. 

3- İsviçre hükümeti ve parlamentosu AKP ve Erdoğan'ı işlediği insanlık suçlarından dolayı kınamalı ve kamuoyuna duyurmalıdır.  

Birçok alana yayılmaya başlayan kampanyanın önümüzdeki günlerde İsviçreli çevreleri de kapsayacağı belirtiliyor.