İsviçre Gündemi


İsviçre’de yıllardır yabancılar üzerinden yürütülen siyeset “nur topu” gibi bir Nazi örgütlenmesi yarattı. “Kurt Adam”.
Ekonomide sorun çıksa suçlu yabancılar, işsizlik biraz kıpırdasa suçlu yabancılar, kriminal olaylar çıksa yine suçlu yabancılar, iç düşman yabancılar… SVP’nin siyah koyunları, din düşmanlığı, yabancıları kamplarda toplamak için bastırdığı boy boy afişler. İsviçre basınının yabancılara ilişkin negatif haberleri manşetlere taşıması, TV programlarında halkın gözüne, beynine sokması… Yıllardır süren yabancı düşmanlığı, ayırımcılık, İsviçreli böbürlenmesi sonuç verdi. “Kurt Adam” üstelik “yer altında” örgütleniyorlar. Gazetelerde boy boy silahlı fotoğrafları var, Gamalı haç görüntüleri de cabası. Neo-Nazi yer altı örgütlenmesi Almanya, Hollanda neo-nazilerle de bağlantılı, birlikte hareket ediyorlar.
Adını savaş yıllarında, SS dairesini düzenleyen ve Nazi polis örgütünün Başdanışmanı Heinrich Himmler’den alan “Kurt Adam”lar, partizan örgütlenmesinden esinlenir. Yorulan askerleri dinlendirmek ya da işlerini kolaylaştırmak için ön saflarda sabotajlar ve terör eylemleri düzenlerler. En önemli felsefeleri Kurt Adamların tek başlarına bulundukları alanlarda eylem koyma ilkeleridir.  
Böyle bir grubun varlığı artık şüphe götürmez biçimde açığa çıkarılmış durumda. Kurt Adamların İsviçre de binlerce üyesi bulunduğu belirtiliyor. Örgütleniyorlar, haberleşiyorlar ve buluşuyorlar. Amaçları ap açık ortada. Fedaral Almanya temelli bir Neo-Nazi iktidarı kurmak. Düşmanlarından bahsetmeye gerek yok; YABANCILAR!
Hedeflerine uluşmak için örgütlenmişler. Amaçlarını gerçekleştirmeleri için ise sabotajlar, cinayetler, sokak saldırıları gerçekleştirmek zorundalar. Himmler bu grupları morali bozulan halkı yeniden canladırmak için de kullanmış. Bunlar da İsviçre halkının “moralini” yükseltmek, yabancılara karşı açtıkları cephede buluşturmak için mi örgütleniyorlar?
Böyle bir örgütlenme biçimi İsviçre’de nasıl şekillendi? Kimlerden destek aldı, hangi politikaların sonucu oluştuğunu elbette bizler biliyoruz. Ama birilerinin İsviçre halkına gerçekleri anlatması gerekir. Yabancıları dışlayan, ayırımcılık yapan, hedef gösteren, ırkçı politikalar izleyen partiler son yıllarda büyük bir yükseliş içindedir. Bu partiler ve politikacılar en uç noktalarda bu tutumlarını sürdürdüler ve asla ciddi bir soruşturmaya uğramadılar. Onlar yükseldikçe, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve ayırımcılık İsviçrelilerin gözünde adeta meşrulaştı, olağan bir tepki, meşru bir siyasete dönüştü.
Bir ülkede siyasi partiler düşmanlarını “yabancılar” olarak belirliyorsa, hedef tahtasına oturtuyorsa, bu örgütlenmelere de zemin hazırlıyor demektir. Bu politikalar terkedilmedikçe, Neo-Nazi örgütlenmelerin önünü almak mümkün olmayacaktır. Almanya’daki ‘Dönerci Cinayetleri’nin kimlere kadar uzandığı, destek gördüğü bilinmektedir.
Bu nedenle İsviçre Neo-Nazilerin bu ülkede yapacağı her saldırının, işleyeceği her cinayeten faili bir ya da bir kaç kandırılmış genç değil, sistemin kendisi olacaktır.