AKP’nin baskıcı politikaları nedeniyle can güvenlikleri kalmayan veya tutuklanma riski altındaki Kürt mülteciler, iltica talebiyle geldikleri İsviçre’de ikinci bir darbe yiyor. Birçok siyasi mülteci Brezilya ve Güney Afrika’ya gönderilme tehdidi altında.
HÜLYA EMEÇ / ZÜRİH
Avrupa ülkelerinin mülteci haklarını yok sayan uygulamaları, son günlerde basında mülteci hikayelerinin hatırı sayılır biçimde artmasına neden oldu.
Ekonomik ve refah düzeyi en yüksek ülkelerden İsviçre’de de mülteci kıyımı yaşanıyor. 8 milyon nüfusa sahip ülkede yaklaşık 2 milyon mülteci yaşıyor. Gelen mültecilerin yüzde 80’i savaş, siyasi ve ekonomik sebeplerle iltica talebinde bulunuyor. Mülteciler için gitgide zorlaşan entegre etme(me) çalışmaları, uzayan oturum süreçleri, beslenme, ikamet ve eğitim ödeneksizliği, mülteci kuruluşlarının mobbing uygulamaları ve kimi ırkçı yaklaşımlar, rutin uygulanan bir devlet politikası olarak hayata geçtiği için de parlamentoda gündem konusu olmuyor.
Zürih Havaalanı’ndan zorla göndermeler
Mültecilerin son adreslerinden olan Zürih Havaalanı’na kurulan kampta, insanların hayatını karartacak kararların altına imza atılıyor. Son olarak Diyarbakırlı edebiyat öğretmeni Ramazan Turan tutulduğu havalimanındaki kamptan zorla uçağa bindirilerek Brezilya’ya gönderildi.
Avrupa Birliği üyesi ve Schengen sınırları içindeki ülkeler arasında Dublin Anlaşması ile mülteci değişimi yapabiliyorken, birçok ülke mültecileri ‘güvenli’ olduğunu ileri sürdükleri 3. dünya ülkelerine iade ediyor.
Brezilya ve Afrika’ya yollanıyorlar
Zürih Havaalanı’nda yer alan kampta aralarında çocuk ve kadınların da olduğu en az 20 Kürt mülteci bulunuyor. Bu mülteciler, can güvenlikleri olmaması ve Türkiye’ye iade edilme riskleri bulunmasına rağmen aktarma amacıyla kullandıkları Güney Afrika Cumhuriyeti veya Brezilya’ya iade edilme tehdidi altında. Bir milyonu aşkın mültecinin iltica başvurusunu dahi henüz işleme koymayan Güney Afrika ve silahlı çetelerin kol gezdiği Brezilya, İsviçre tarafından ‘güvenli’ ülke olarak görülüyor. Bu ülkelere gönderilecek insanların karartılan hayatlarının ise hangi kıyıya vuracağı İsviçreli yetkilileri pek ilgilendirir gibi görünmüyor.
Çocuklar hapis koşullarında
Zürih Havaalanı’ndaki bir diğer çarpıcı durum mültecilerin tutulduğu havaalanı kampının koşulları. Aileler ve özellikle çocuklar için gerekli standartların olmadığı havaalanında, daracık bir mekanda kadın, çocuk, tıklım tıpış yaşamak zorunda. Salon ve aynı zamanda yemekhane olarak da kullanılan bölümde yaşam mücadelesi veriliyor. Bu durum çocukların ruhsal ve psikolojik durumlarını oldukça olumsuz bir şekilde etkilediği, çekilen videolarla basına yansıdı.
Kışladan farksız
Bunun yanı sıra mültecilerin tutulduğu alan tamamen kapalı, açılacak pencere dahi bulunmuyor. İnsanlar oksijen alamıyor, dışarı çıkmalarına izin verilmiyor. Yatakhaneler bir kışla biçiminde düzenlenmiş. Yan yana sıralanan onlarca ranzaya sıkıştırılan insanlar yine tamamen kapalı ve havasız bir yerde yatmak zorunda bırakılıyor. Öte yandan havaalanı kampında bulunduğu sürece mültecilerin hiç kimse ile görüştürülmesine izin verilmiyor.