İsviçre Gündemi


İsviçre Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Türkiye’de gittikçe tırmanan iç savaşa tarafların kabul etmesi durumunda arabulucu olabileceklerini açıkladı. Bakanlığın bu açıklaması Kürt-Türk kökenli milletvekillerinin de aralarında bulunduğu bir grup parlamenter ile yapılan görüşmelerin sonrasına denk geldi. İsviçre daha önceleri de uluslar arası konumu gereği tarafların kabul etmesi durumunda Kürt sorununa müdahil olabileceğini açıklamıştı. Fakat yaklaşık 14 Kürt-Türk kökenli milletvekili heyetiyle yapılan görüşmelerde, çatışmaların durması için arabuluculuğun seslendirilmesi önemli bir gelişmedir.

Erdoğan/AKP hükümetinin çözüm sürecini aldatma, oyalama ve iktidarını pekiştirme süreci olarak değerlendirmesi ve ardından çözüm sürecinin bittiğini açıklaması, taraflar arasında güven ortamını iyice ortadan kaldırdı. Bu nedenle İsviçre’nin bu süreçteki tavrı, diğer uluslar arası güçler için de bir emsal oluşturabilir. 

Basel Kanton Parlamentosu milletvekillerinden Sibel Arslan (BastA!/ Yeşiller Birlik), Mustafa Atıcı (SP) ve Bern Kanton Parlamentosu milletvekili Haşim Sancar (Yeşiller), Yvonne Gilli (Yeşiller) ve Carlo Sommaruga (SP) ile Federal Meclis Parlamenterleri'nin Dışişleri Bakanı Didier Burkhalter’la yaptığı görüşme İsviçre basınında da önemli bulundu. 

Le Matin gazetesi, İsviçre Federal Konsey Başkanı Didier Burkhalter'in, farklı partilerdeki parlamenterlerle bir araya geldiğini ve onlara Türkiye'deki çatışmanın bir İsviçreli arabulucunun yardımı ile çözülmesini önerdiğini söylediğini yazdı. Gazete, Federal Dışişleri Daire Sözcüsü Jean Marc Crevoisier'in taraflardan talep gelmesi halinde İsviçre'nin Türkiye'deki çatışma ortamının son bulması ve çözüm sürecinin yeniden başlatılması için girişimde bulunabileceğine dair sözlerine de yer verdi. Gazete, Crevoisier'in Türkiye'deki son günlerde yaşanan gelişmelerden endişe duyduğunu söylediğini, hukuka saygı gösterilmesini istediğini ve şiddetin son bulması çağrısında bulunduğunu yazdı. 

Gazetenin haberinde çatışmanın tarafı olan 'PKK' yerine 'Kürtler' ifadesini kullanması ise dikkat çekti.


Polis şiddeti

Bütün bu görüşmelerin ardından Bern’de Türk faşistlerine karşı yapılan protesto yürüyüşüne İsviçre polisinin kullandığı aşırı şiddet, Türk faşistlerine cesaret verdi ve kitlenin üzerine araba sürecek kadar ileri gittiler. 

Türk Büyükelçiliği'nin faşistleri destekler tutumu adeta polisin de faşistlerin saldırılarına "dokunulmazlık" zırhı giydirmesine neden oldu. 12 Eylül'ün yıldönümünde, faşist cuntanın uygulamalarıyla İsviçre’yi dolduran Kürtler, Türkler ile İsviçrelilerin faşizm ve AKP iktidarıyla tırmandırılan kirli savaşı protesto ettiği bir günde, faşizmi temsil edenlere çanak tutulması, protesto edenlere polis saldırısı İsviçre’nin kara lekesi olarak kalacaktır. Bu polis vahşetini izinli-izinsiz yasal prosedür içine sığdırmak bütün bu şiddetin gerekçesi olarak kabul edilemez. Faşist saldırılarda can kayıbı olsaydı bunun sorumlusu İsviçre polisi de olacaktı.

Kürt ve sol kuruluşlar bütün yasal haklarını kullanarak, bu organize olayın üzerine gitmeli ve sorumlularını açığa çıkarmalıdır. Bu yapılmazsa kitlelere ölümüne saldıranlar daha da cesaretlenecektir. 

Bern olayında İsviçre’nin de, Kürt ve Türk solunun da çıkaracağı önemli dersler bulunmaktadır.