Tamil Kaplanları’nın 1983 yılında başlattığı hareket 30. yılını geride bırakırken, 4 yıl önce yaşanan topyekün imha hareketinden sonra kaderleri değişmeyen Tamiller’e İsviçre ve Avrupa ülkeleri darbe vurmayı sürdürüyor.

Birleşmiş Milletler bünyesinde faaliyetlerini sürdüren çok sayıda hükümet dışı örgüt (NGO), Sri Lanka’da insan hakları raporlarında, muhaliflerin, aktivistlerin, gazetecilerin ve azınlıkların ciddi insan hakları ihlalleri kurbanı olduklarına dikkat çekmelerine rağmen, İsviçre’nin Tamillere yönelik sınırdışı işlemlerini sürdürdüklerinden söz ediliyor.

En büyük diaspora topluluğu

Yaklaşık 50 bin nüfusuyla İsviçre’nin en büyük diaspora topluluğunu oluşturan Tamillere karşı İsviçre özel bir sorumluluk taşımasına rağmen, ülkedeki gelişmeleri irdelemeyi ve takip etmeyi görev alanlarından biri saymıyor. Sri Lanka hükümeti de insan hakları ihlalleri ve savaş suçlarına ilişkin araştırma yapılmasını reddediyor.

Hayatları tehdit altında

İsviçre Federal Göç Dairesi (FOM) de Tamillere yönelik, baskı, işkence, takip olaylarının sürdüğünü belirterek, Tamil göçmenlerin ülkelerine gönderilmemesini talep etti. Açıklamada İngiliz medyasının geri gönderilen Tamil göçmenlere ilişkin takip ve işkence haberlerine de yer verilerek, İngiltere’nin sınırdışıları durdurmasının örnek alınması istendi.
İsviçre politikasını değiştirmeli
İsviçre’nin Tamil politikasına ilişkin sorularımızı yanıtlayan Tamil Youth Organization Temsilcisi, Tamillere karşı korkunç bir katliamın gerçekleştirildiğini hatırlatarak “Ülkede katliam sonrası baskılar, gözaltılar devam etmektedir. İnsan Hakları örgütlerinin raporları da bunu göstermektedir. İsviçre buna göre bir yol izlemelidir. Ayrıca ülkeye turist olarak gidenler de bu gerçekleri göz önüne alarak, bu ülkenin turizm için uygun bir ülke olup olmadığına karar vermelidirler” diye konuştu.

ALİ ÖZŞERİK/ZÜRİH