Birbirinden kıymetli şiirleri, okyanusun heybetli dalgaları kadar sarsıcıdır. Ustaca yorumlamış büyüleyici bir eser olduğunu gözlemledim. İlk mısralarda benimle hemfikir olacağınız kanaatindeyim. Çünkü kitaptaki lirik şiirleri kıta kıta, satır satır dolaşırken Temmuzun kavurucu sıcağında ıtır kokan bir bahçede serinliyormuşcasına kendime geldim. Yani şairin şiirleri okurun yüreğini tatlımsı bir şekilde ısırmaktadır.

Şairimiz kalemine öyle sıkı sarılmış ki elinden düşürmesine en ufak bir ihtimal bile vermiyorum. Bu denli kendisine özgüveni olan biridir. Okudukça okuyası geliyor, okudukça hayatın açmazlarını aşıyor insan.

Şiirde yaşanmışlıklar
Toplumsal ihtiyaçlarımızı bir şair duyarlılığıyla, sözcüklerini itinayla seçerek sıralıyor. Kitap taze ekmek buğusu kadar etkileyici mesajlar içermektedir. Acıları ve yarım kalmış sevdaları, küllenmemiş aşkları, söylenmemiş son sözleri ve hasret çekenleri kuş cıvıltısıyla ılgıt ılgıt anlatması bambaşka bir tat bırakıyor zihinlerimizde. Polat bazen okuru hayatın en acımasız yaşamışlıklarıyla tanıştırır, bazen tutar kolundan çağıl çağıl derelerden geçip çulsuzlara ve sevdalara kol kanat geren ucu karlı ulu dağların zirvelerine konuk ettirir. Acılarımızı sevinçlerimizi aktarırken, hayata sıkı sıkıya tutunmamızı yüksek bir tonla hatırlatmaktadır. Ayrıca insanoğlunun kendi bencil tutkuları, hırsları yüzünden gezegenimizde ekolojiye verdiği tarifsiz hasarı anlatmayı da ihmal etmiyor.
Şiir dediğimiz de akla ilk gelen yaşanmışlıkları ve yaşanacakları dile getirme aracı değil mi? Toplumu aydınlatmak değil mi? Tıpkı  Picasso’nun İspanya iç savaşında yapmış olduğu tablosuyla yaptığı gibi. Picasso savaş karşıtı anıtsal tablosuyla tarihe mal olan bir düşünürdür. Her şeyden önce  Picasso’yu bugünlere taşıyan o cesur durşudur. Birçok yazarın yastık kalınlığında yazdıkları romanlarında izah edemediği savaşın yıkımını, Picasso bir tabloyla dünyanın gündemine taşır. Ve bir anda dünya halklarının azizi oluyor. Savaş ağalarını rencide ediyor. Bu tablosuyla generallerin karşısına dikiliyor. Toplum nezdinde egemenlerin prestijlerini bu şaheseriyle derinden sarsmayı başarıyor Picasso. İşte şiir de böyle bir materyaldir. Bir kıtalık şiirle devasa sorunu anlatma becerisidir. Şiirde ekol olarak gördüğümüz Nazım Hikmet ve Amed Arif gibi şairleri referans verebiliriz.

Şair sevgi zengini olmalı

Şiir, edebiyatta bir anlatım türüdür, zor olandır. Her şeyden önce yazı tekniği ve ciddi bir donanım gerektiriyor. Sayısız şiir kitabı okumak ve şairlerden tavsiyeler almak gerekiyor. Şair hümanist duygu ve sevgi zengini olmalıdır. Şayet şair yazmış olduğu hüzünlü şiiriyle okuru hüzne boğmuyorsa ve güldürü maksadıyla yazdığı şiiri ile ağız dolusu güldürmeyi beceremiyorsa demek ki başarısızdır. Açıkçası hüzünlü bir şiiri yazarken yüreğinde fırtına esmelidir şairin. Güldürü maksatlıyla yazılan şiir için de tam tersini yaşamalıdır.
Yazım sırasında sahici davranmalıdır. Demek istediğim şiir yazmak yoğun duygu ve yufka yüreklilik gerektirir. Bu da şiirin olmazsa olmazıdır. Keza yüreği aşk, sevgi ve insanlık için çarpmayanlar halk şairi olamazlar. Halka hitap edemezler. Halkla duygudaşlık kuramazlar. Halkla duygudaşlık kurma becerisine sahip olmayan bir şair üretemez. Gerçek şair kişiliği çok hassastır. İncinmeye gelmez, kırılgandır. Cinayetten, kötülüklerden, kavgadan uzak bir kişiliktir. Kin garez bilmezler, küs gezmezler. Şairler hoşgörülüdür. Artılarıyla böbürlenmezler. Börtü böceğe zarar vermezler. Kazanç ve şöhret kaygısı gütmezler. Düşündüklerini dizelere dökmeyi borç bilirler. Paylaşımcıdırlar. Geçmişten bir örnek verecek olursak Bülent Ecevit şair, Kenan Evren ressam geçindiler. Bir sürü gereksiz niteliksiz insan olarak kabul edemeyeceğimiz bu unsurlar başımıza edebiyatçı kesildiler. Ülkemizde uzun süre bahsi geçen siyasi ve askeri darbeci sadist ruhlu kelle avcılarının sanata musallat olmaları, yozlaşmayı da beraberinde getirdi. Bundan dolayı ülkemizde sanat, edebiyat tahrip edildi. Halkımız şiirden, sanattan, çağdaş müzikten, edebiyattan uzaklaştı, yabancılaştı. Lakin günümüzde Celal Polat gibi halkçı, çoğulcu kimlikli şairlerimiz yollarını bu ayrık otlarından temizleyerek yürümeleri umut vericidir. Bu umutla şairimizin engebeli şiir maratonunda başarılar dilerim.



HÜSEYİN CAN