
Bir kadın hareketi olan PKK'de, kimlik ve irade sahibi insanın her şeyiyle açığa çıktığını, kendisini tanıyarak yaşamı yeniden inşa ettiğini belirten YJA Star gerillası Nûda Karker, bunu başarabildiği için çok şanslı olduğunu vurguladı.
YJA Star gerillası Nûda Karker, 2013 yılında Rojhilat'tan PKK saflarına katılırken evli ve iki çocuk annesiydi. Rojhılatlı bir kadın olarak çıkış nedenini ANF’ye anlatan Karker, “Erkek zihniyeti, kendisine göre bir yaşam formu belirliyor. Kadın, ezilen, hor görülen ve varlığı kabul edilmeyen bir cins olarak görülüyor. Sistem için çok fazla emek harcıyorduk ama görünür değildi. Bir kadın neden devrimci olmalı ve nasıl bir devrimci olmalı üzerine yoğunlaşıyordum. Özellikle de heval Nûda'nın (HPG Askeri Konsey Üyesi ve YJA Star komutanlarından Nûda Karker/Nazan Bayram, 1 Nisan 2008'de 16 yıllık gerillayken Besta'da şehit düştü) yaşamı ilgimi çekiyordu. Ülkesine olan sevgisi, ideolojisi, fedakarlığı, parti sadakati, arkadaşlarına ve halkına bağlılığı ilgimi çekti. Onun gibi bir Kürt kadını olmak istedim. Bu nedenle onun adını aldım.”
Nasıl bir kadın sorusu
Sistem içerisindeyken arayışları sırasında önüne binbir engelin çıkarıldığını ifade eden Karker, şöyle devam ediyor: Hareketi tanımaya başladığımda Kürt kadını gerçekliğinin de farkına vardım. Kürt kadını adım atmış ve zulme karşı bir direniş geleneği oluşturmuştu. Zîlan ve Berîtan'ın yaşamını öğrendim. Sistem içerisinde de mücadele eden Şirin Elemhuli gibi isimler vardı. Neden ben böyle bir Kürt kadını değilim, sorusunun cevabının peşindeydim. Sistem, evin içinden itibaren ağını ördüğü için zorlanıyordum. Annen, ağabeyin, baban, kız kardeşin; herkes senin yaşamına müdahildir. Sistem içerisinde bir evin veya araban varsa tamamdır. Ben buna ikna olmadım. Mücadele yürüten Kürt kadınları gibi özgürlüğün izinde yürümeyi esas aldım.”
‘Kendimi sistemin dışına attım’
İran’ın kadın katliamlarının en çok yaşandığı ülkelerden biri olduğunu ifade eden Nûda Karker, sistemin kadın uygulamalarına dair şu değerlendirmeyi yapıyor: “İran devleti sözde 'Müslüman' bir devlet. Kadın katliamların en çok yaşandığı ülke. Kadınları fuhuşa sürüklüyor; okullarda, hastahanelerde bunun önünü açıyor. Küçük yaşlarda kız çocuklarını evliliğe hazırlıyor. Önce seni rahat bırakıp kendisine çekiyor, sonra da bir kafesin içerisine hapsedip hiçleştiriyor. Aile de çocuklarını bu şekilde eğitip 'terbiye' ediyor. Sistem içerisinde evi, arabası ve çocuğu olanlar kendilerini özgür sanıyor. Kadın, farkına varmadan bu köleliğe rıza gösteriyor. Ben de aynı durumu yaşadım. Bunun sonucu medeni ölümdür. İşte anlattığım gibi her şeye rağmen bundan kurtulmak için çabaladım ve kendimi sistemin dışına attım.”
‘İsyanımı, itirazımı örgütledim’
Nûda Karker, İran sistemine karşı mücadele eden onca örgüt içerisinde neden PKK’yi tercih ettiğini şöyle ifade ediyor: “PKK, aynı zamanda kadın hareketidir. PKK saflarında kadın özgürlüğü var. Burada insan kimlik ve irade sahibidir. PKK'de insan, her şeyiyle açığa çıkıyor, kendi farkına varıp kendisini tanıyor, yaşamı yeniden inşa ediyor. PKK, bilgidir, yol gösterendir, akıl verendir, hepsiyle birlikte ahlaktır. PKK saflarına katılarak varlığımı anladım. Hırsımı, öfkemi, isyanımı ve itirazımı, PKK saflarında örgütleyip açığa çıkardım. Bunu başarabildiğim için çok şanslıyım. Bu şansı değerlendirmeye ve Nûda Karker ismine layık olmaya çalışıyorum.”
PKK’de bölük, taburlarla örgütlenen kadınların bağlılık, irade ve mücadelelerinin kendisini olağanüstü etkilediğini belirten Karker, kendisinin de saflarda özgür irade sahibi olduğunu söylüyor. 10 yıl evli kalıp iki çocuk annesi olduğunu söyleyen Karker, “Bunlar hiçbir şekilde önüme engel olmadı. Her Kürt kadını, Kürt Özgürlük Hareketi saflarında kendisini yeniden var edebilir” diyor.
HABER MERKEZİ