
Ölüm üzerine yazmak, ölümün soğukluğunu hissetmektir. Yaşamın öyle anları vardır ki duyduğuna inanmak istemezsin. Gerçek ne kadar çıplak ve yakıcı olsa da kabullenilmeyeceği anlar vardır. Cemal Kavak’ın ölüm haberi anı da işte böylesi bir andı.
Yaşamı mücadele ile geçmiş bir insanın artık tensel de olsa var olmayacağına inanmak kahredici ve inanılması zor bir durum. Film şeridi gibi gözlerin önünden akan geçmiş, gerçeği bırakın ona inanma olasılığına dahi izin vermiyor. Ama ölümün acı yakıcılığı ile bir kez daha yüz yüze kaldık. Özgürlük ateşinin giderek harlandığı, gürleştiği bir zamanda yine bir özgürlük sevdalısının ölümüyle sarsıldık. İliklerimize kadar ürperdiğimiz, titrediğimiz ve inanmak istemediğimiz kahredici bir boşluğun dehlizlerindeyiz şimdi.
Cemal arkadaş aslında uğrunda yaşamını feda ettiği Kürt halkının trajedisi gibidir. Zindanlar, işkenceler ve sürgün ile sonlanan bir trajik yolculuk... Uğruna ağır bedeller ödediği ülke hasretini yüreğinde biriktirip sürgüne çıktığında bu acıyı da kaldırabileceğini sanıyorduk ama olmadı. Welat hasreti sürgünü taşıyamadı.
Şimdi yüreğimiz kanarken Cemal arkadaşı anlatmaya çalışmak çok zor... Bir ömür süren özgürlük kavgasının mütevazi bir döneminde yürüttüğümüz mevzi yoldaşlığı buna ne kadar yeter bilinmez.
Cemal arkadaşı ifade edecek en iyi cümle belki de „O’nun iyi bir kavga adamı olduğudur.“ Çekilen acılara, ödenen bedellere rağmen, sömürgeciliğin yaratmış olduğu köle kişiliğine karşı isyanın adı olan Cemal Kavak’ın kısa yaşamı kavga ile geçti.
Kavga ile süren onurlu yaşamın içerisinde Cemal Kavak demek öncelikle bedel demektir. Amed’de başlayan aydınlanma sürecinde çıktığı yolun üzerindeki barikatları fazlasıyla biliyordu. Attığı her adımın bedelini fazlasıyla ödemişti. Ne kendisi ne ailesi Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin yiğit neferlerinden farklı değildi. „Mücadelede önemli olan bulunduğun her alanı aydınlatmak, direniş mevziisine çevirmek gerek“ derdi ve bütün mücadele yaşamında bunu da başardı.
Cemal Kavak özveri, fedakarlık ve emek demektir. Sıkıntılarla süren metropol yaşamında bir yurtsever devrimci olarak üzerine düşenleri yapmaktan hiçbir zaman çekinmedi. Sömürgeciliğin tüm kuşatmalarına, kendinden özveride bulunarak cevap verirdi. Metropoldeki sürgün hayatında faşistlerin ağırlıkta olduğu alanda özgürlük mücadelesine yeni bir mevzi açarak ilçe örgütü kurduğunda herkes şaşırmıştı. Oysa başarının sırrı, Cemal Kavak kişiliğinde gizli olan özveri ve fedakarlık anlayışı ve bunu sağlamlaştıracak olan emek ile bağlantılıydı.
Cemal arkadaş bir görev adamıydı. Mücadele içerisinde istemek yerine hep uygun görülen zor görevlerin adamı oldu. İstanbul’daki sürgün yaşamında mahallelerden ilçeye ve il örgütüne kadar mücadelenin ihtiyaç duyduğu her alanda görev bilinciyle sorumluklar üstlendi ve hiçbir görevden kaçmadı.
Hayatı özveri, emek, fedakarlık ve görev ile geçen özgürlük sevdası olan bir Kürt yiğitinin arkasından ne yazılabilir ki başka... Cemal arkadaşı ifade etmek, O’nu mücadelesini anlamakla mümkündür.
Şimdi ise O’nu anlamaya çalışırken sorguluyoruz yaşamı yeniden. Sürgünleri, trajedileri halkımıza reva görenler, bu halkın seçkin evlatlarını aramızdan alsalar da, kirpiklerimize düşen her damla yaş yüreğimizi kanatsa da, unutmayacağız asla, ne Cemal arkadaşı ne de ona ve halkımıza bu trajedileri yaşatan ceberut cellatları...
Sen bizi derin acılarımızla baş başa bıraksan da gözün arkada kalmasın, güneşin yoldaşı. Emanetlerin ve mücadelen başımızın tacıdır. Bu halk var oldukça, güneş doğdukça asla unutulmayacaksın. Kavgamız ağır, umudumuz diri. Mücadele aşkı ile yaşamın karşısına çıkanlar her daim sol yanımızda büyüyeceklerdir, kuşkun olmasın heval... Biliyoruz ki her ölüm erken ölümdür ve ölüm senin adın da kalleş olsun...
ERGİN DOÐRU