Partiya Karkerên Kurdistanê (PKK) her anı mücadele dolu olan tarihiyle, yapılması çok zor olan birçok şeyi başardı. Sonuç olarak da toplumsal bir devrime dönüştü. En önemlisi de yeni bir zihniyet ve kültür yarattı. PKK öncülüğünde halkımızın yaşadığı bu devrimler dünya halklarını da etkiledi, etkiliyor.
Kürt halkının yaşadığı devrim, toplumsal bir devrimdir. Bu tarz bir devrim ile Kürt insanı, yaşama en güzel anlamları yükleyebilen bir insan oldu. Özgür bir Kürt olarak sömürgeciliğin insanı olmaktan kurtulduğu gibi, aynı zamanda özgür insanlığın öncülüğünü yapacak iddiaya sahip, bir özgür ve devrimci kişilik kazandı.
Bu zihniyet devrimini anlamak ve oluşan anlam gücüne katılmak Kürt halkı için olduğu kadar insanlık için de oldukça önemlidir. Bu anlamıyla PKK’nin doğumu Kürt halkının yeniden doğumu olmuştur.
Önder Apo’nun başlattığı bu yürüyüş, bugün milyonların katılımı ile her gün büyüyerek devam etmektedir. Küçük bir grupla başlayan mücadele dolu bu örgütlü yaşam, bugün milyonların yaşam tarzına dönüşmüş, toplumsal bir düzeye kavuşmuştur. Kürt halkının ihtiyacı olan örgütlenme ve birleşme, önder ve öncü kadroların yarattığı coşku ve moral gücüyle, umutla, fedakarlıkla, yetenekle, kahramanlıkla, direnişle sağlanırken, Kürdistan’da yaşam tam anlamıyla her saniye savaşarak kazanılmıştır.
Türk devleti ise bu devrimlerin kalıcılaşmaması için yıllarca bütün imkanlarını seferber etmiş fakat sonuçta bu savaşta başarısız olmuştur.
Son olarak kültürel ve fiziki soykırımın bütün yöntemlerini deneyerek belki, demektedir. Soykırımcı güçler her parçada açık-gizli her şeylerini ortaya koyarak gerici dünyanın da desteğiyle saldırmaktadır. Özgür Kürt ve Kürdistan’ı yok etmek için yeniden planlar yapmaktadır. Ama AKP-MHP gericiliği bilmelidir ki, Kürt halkı ve onun gerillası asla tasfiye edilemez ve ortadan kaldırılamaz bir kültürel ve toplumsal düzeye ulaşmıştır. Bunun için AKP- MHP siyaseti artık her istediğini yapamaz, önünde insanlık adına mücadele yürüten bir insanlık hareketi vardır. Dünya gericiliğini arkasına almak için kapı kapı gezmesi de kesinlikle fayda sağlamayacaktır.
PKK gerillası ve Kürt halkı verdiği özgürlük mücadelesi ile her yerde Türk devletinin gerçek zihniyetini deşifre etmiş, bu devleti artık sadece Kürtler değil tüm dünya halkları tanımıştır.
Böylece Ortadoğu ve Kürdistan’da yeni bir mücadele dönemine girilmiştir. AKP-MHP şahsında faşist Türk devletinin bitirilme koşulları oluşmuştur. Bu aynı zamanda yeni bir mücadele dönemidir. Bu yeni dönem Önder Apo’nun özgürlüğü ve soykırım siyasetinin sona erdirilmesidir. Çünkü Önder Apo’nun varlığı ve özgürlüğü Kürt halkının varlığı ve özgürlüğüdür. Geçen yüzyılı kaybeden Kürtler bu yeni yüzyılı PKK ve Özgürlük Hareketi ile kazanmıştır.
Gerçek her zaman başlangıcında gizlidir. PKK’nin gerçeği de, TC’nin gerçeği de kendi başlangıcında gizlidir. Türkiye devleti bu zihniyetiyle hiçbir güzellik yaratamaz. Kimseyi kazanamaz. PKK ise başlangıcından itibaren öze ve köklere dönüş hareketi olarak kendini tanımladı. Ortadoğu gibi bir yerde böyle büyümesi ve yeşermesi bu temele olan bağlılığından geliyor. PKK’nin başlangıcı Önderliğinde ve onun gerçeğinde gizlidir.
PKK onlarca yıllık emeğiyle yeni bir insan, özgür ve demokratik bir toplumun öncülüğünü yaptı ve hala da bu öncülüğüne devam ediyor. Bu bir devrimdir. Sosyal ve kültürel yanı olan bir devrimdir. Devrimler ile sosyal-kültürel gelişmelerin arasında her zaman büyük ve güçlü bir bağ vardır. 1789 Fransız Devriminde de, 1917 Rus Devriminde de bu böyledir, PKK devrimi de böyledir. PKK dünya devrimlerini incelemiş, değerlendirmiş ve kendine özgü olanı yaratmıştır. Kendine özgü olanını Kürt toplumunun tarihsel toplumsal birikimleri, demokratik insanlığın yarattıklarını ve yakın dönemde yürüttüğü mücadelede açığa çıkan değerleri sentezleyerek yarattı. Neolitiğin ana kültürüyle yeni Kürt insanının özgürlük mücadelesini birleştirdi. PKK’nin farkı da burada ortaya çıktı. Kim nasıl yapmışsa bende öyle yapayım demeden, yaşanan dünyayı doğru bulmayarak güçlü ve iddialı bir hareket oldu. PKK’yi büyüten toplumuna, halkına, köklerine uzak kalmaması ve inkarcılara karşı tavır sahibi olmasıydı.
41 yıl sonra artık kimse bizi kendimiz olmaktan vazgeçiremez, artık Türk devleti Kürt halkını bir gün bile yönetemez…
Bilmelisiniz ki 42. yılda soykırım siyasetinizi yerle bir edeceğiz.