
Rojava’nın Efrîn Kantonu kabinesi, Ekim ayı sonunda Ankara’ya bir ziyaret gerçekleştirerek bazı görüşmeler yapmıştı. Kanton Başbakanı Hêvî Mistefa, Dışişleri Bakanı Sileman Cafer, Dışişleri Bakan Yardımcısı Cîhan Mihemed ve Ekonomi Bakanı Dr. Ahmet Yusuf’tan oluşan heyetin ziyareti, Efrîn Kantonu yöneticilerinin ilk sınırdışı ziyareti de olmuştu. Heyet, Ankara’da hükümetten randevu beklerken değişik siyasi parti ve sivil toplum örgütleriyle görüşmüş; ardından görüşmelerini İstanbul’da da sürdürmüştü.
Heyette de bulunan, Rojava’nın ilk kadın başbakanı Efrîn Başbakanı Hêvî Mistefa ve Êzîdî Kürtlerinin de temsilcisi olan Dışişleri Bakanı Sileman Cafer, hem ziyaretle hem de Efrîn Kantonu’nda devrimin güncel durumu ve ihtiyaçlarıyla ilgili sorularımızı yanıtladı.
Başbakan Hêvî Mistefa, kantonun ambargodan dolayı sorunlar yaşadığına dikkat çekerek, Türkiye’nin açacağı bir kapının hem sorunlarını çözmelerine yardımcı olacağını hem de komşuluk ilişkilerini geliştireceğini belirtti. Hiçbir komşu güçle düşmanlık yapmak istemediklerini kaydeden Mistefa, ekledi: “Fakat saldırı gelişirse de halkımızın iradesi var. Nasıl üç yıldır kendimizi koruyorsak, bundan sonra da koruyacağız.”
- Öncelikle kanton ve heyet bileşenleriyle geliş amacınızı sormak istiyorum. Türkiye’de kimlerle görüştünüz?
Efrîn Kanton Yönetimi’nde Kürtler ve Araplar var. Bunun yanında siyasi partiler, sivil toplum örgütleri yer alıyor. Bunlar, birleşik kadın örgütleri, öğrenci konfederasyonu, Êzidî örgütü. Herkes kendi kimliği ve rengiyle yönetim çalışmalarına katılıyor.
Heyetimiz dört kişiden oluşmakta. Benimle birlikte Dışişleri Bakanı Sileman Cafer, Ekonomi Bakanı Ehmed Yusuf, Dişişleri Bakan Yardımcısı Cihan Mihemmed bulunuyor. Biz Efrîn’den gelince esas olarak ilişkilerimizi geliştirmek ve Efrîn Kantonu’nu tanıtmak istedik. Bu konuda gerek sivil toplum örgütleri, gerekse de siyasi partilerle görüşmek, sistemimizi tanımak istedik. Şu ana kadar sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerle görüşmelerimiz oldu. Bu ziyaretimizin sonuçlarını daha sonra bir basın açıklamasıyla kamuoyuyla paylaşacağız.
- Hükümetle görüşmeye gelirken nasıl bir dosyanız vardı?
Hükümetle görüşme konularında heyetimizle ortak bir karar vereceğiz. Başta da söyledim, bu ziyaretimizin amacı diplomatik ilişkilerimizi geliştirmektir. Ancak Türkiye hükümetine de, herkese de çağrı yapıyoruz. Efrîn Kantonu olarak biz düşmanlık yapmayız, iyi bir komşuluk istiyoruz. İlişkilerin geliştirilmesini, iyi olmasını istiyoruz.
Elbette birçok değişim yaşandı. Herkes kimlik ve rengiyle yönetim çalışmalarına katıldı. Herkesin iradesi açığa çıktı. Yönetime katıldı, rengini yönetime kattı. Demokratik bir süreç yaşandı, eşitlikçi bir yaşam daha çok gelişti. Halkların kardeşliği, inançların birliği, demokratik ve özgürlükçü bir sistem, her geçen gün daha da gelişti, geliştiriliyor. Rojava devrimi için kadın devrimi dendi. Kadın, ilk gününden bu yana devrime öncülük etti. Tüm alanlarda yer aldı. Bu sadece askeri açıdan değil, toplumsal alanda, siyasal alanda, tüm alanlarda öncülük düzeyinde yer aldı, almaya devam ediyor. Kadın devrimde kendisini ispatladı. Halkımızın büyük emeği ve mücadelesiyle bugün bu düzeye geldik. Bugün bölgemize yönelik büyük bir saldırı var. Kazanımlarımıza dönük bir saldırı var. kadın bu kazanımlara sahip çıkacak. Çünkü bu kazanımlara ulaşana kadar büyük mücadele verdi. Nasıl devrimin öncülüğünü yaptıysa, özsavunmanın da öncülüğünü yapacaktır. YPJ bugün Kobanê’deki direnişiyle tüm dünyanın ve insanlığın dikkatini çeken, dünya kadınlarına örnek bir güç haline gelmiştir.
- Devrim sonrası Efrîn’in nüfusu ne oranda değişti?
Efrîn’in nüfusu iki katına çıktı. Şu anda bir milyon ila bir milyon 200 bin kadardır. Savaş sonrası metropollerde yaşayan Kürtlerin büyük bölümü ülkelerine, topraklarına döndü. Yine birçok Arap mülteci de geldi. Efrîn nüfusu genel anlamda çoğunluğu iki halktan oluşuyor; Kürtler ve Araplar yoğunluktadır.
- Devrim sonrası ekonomik sistemde nasıl değişimler oldu. Sistem nasıl işliyor?
Efrîn kendi ürettikleri üzerinden geçimini sağlamaktadır. Son dönemde kooperatifler yavaş yavaş geliştirilmektedir. Küçük küçük projelerden başlamaktayız. Kooperatif sisteminin gelişmesinin önünü açmak ve geliştirmek istiyoruz. Elbette içinde bulunduğumuz ambargo koşullarında zorluk çekmekteyiz. Bu da kantonumuzun nüfusunun artmasından kaynaklanmaktadır.
- Efrîn tarım ağırlıklı bir kent. Örneğin zeytin ihracatı için açık sınır kapısı olması önemli. Türkiye ile sınır kapısı sorunu nasıl halledilecek?
Doğrudur, Efrîn tarım açısından zengin bir yer. Ekonomimizin büyük bir bölümü tarım üzerinden geliştiriliyor. Savaşın gelişmesiyle beraber Efrîn’e yoğun bir göç oldu. Sanayi de biraz gelişmiş durumda. Sanayimizin büyük bir bölümü tarım ürünleri üzerinden gelişiyor. Efrîn’e dönük kuşatılmışlıktan dolayı bir ambargo var. Sınırımız Türkiye ile var. Bu yönlü çağrımız var. Türkiye ile bir kapı açılmasını istiyoruz. Bu kapı İslahiye üzerinden olabilir.
-Baas rejimi döneminde dayatılan eğitim sistemine karşı devrim sonrası Efrîn’de nasıl bir dönüşüm yaşandı?
Baas rejiminin egemen olduğu süreçte eğitim sistemi tekçiydi. Tek dil, tek kimlikti. Devrimin başlangıcıyla birlikte dil devrimi de başladı. Denilebilir ki ilk günden dil kurumu oluşturuldu. Bunun sonucunda da grup grup eğitim alanları oluşturuldu. Dil eğitimi verildi, kitaplar basıldı, okullar oluşturuldu. Bu yıl Efrîn Kantonu olarak üç devre eğitim verildi. Alfabe olarak Latin Alfabesi’ni kullandık.
-Şu an eğitiminiz hangi düzeyde yürüyor?
Kürt dilinde hazırlık, ilkokul, orta ve lise düzeylerinde bir eğitim müfredatı hazırlandı ve bu düzeye geçildi. Önce seçmeli biçimindeydi; Kürt dili ya da Arapça... Ancak bu yıl Kürtçe olarak tüm okul düzeyleri oluşturuldu. Eskiden Arapça’nın yanında duran Kürtçe, bugün her düzeyde.
-Peki Efrîn’de üniversite kurma aşamasına gelindi mi?
Elbette ihtiyacımız var. Özellikle öğrencilerimiz sınav hazırlıkları için Halep’e gidemiyor, sınavlarımızı Efrîn’de yapıyoruz. Ancak verdiğimiz okul diplomasının tanınmasını istiyoruz.
- Klasik siyasal sistemde yer bulmuş ‘otonomi’ sistemiyle Rojava’daki ‘xweseriya demokratik kantonal sistemi’nin farkını nasıl koyuyorsunuz?
Şimdi, tekçi sistemler, özellikle tek dil, tek millet yani ulus-devletçi yaklaşımların günümüzde yetmediği açığa çıktı. Hatta bu sistemler, yaşanan sorunların kaynağıdır. Özellikle Efrîn’de bu sistemin yarattığı sonuçlar ortada. Bu nedenle demokratik özerk sistem, tekçi sistemin yarattığı olumsuzluklara çare olabilecek bir sistem ve daha kabul görüyor. Demokratik özerk sistemde yönetime ortak katılım, çok dilli, çok kimlikli, çok dinli, ortak, eşit ve özgür yaşam vardır; bu sistem, bugün yeryüzünde bulunan en doğru, en demokratik sistemdir. Bu sistemde herkes kendisini ifade edebiliyor. Herkes hakkını alabiliyor. Bu konuda umut ediyoruz ki en kısa sürede demokratik özerk sistemimiz Suriye’nin sorunlarına da çözüm olacak ve tüm Ortadoğu’da sorunların çözümünde rol oynayarak gelişecek.
-Efrîn çevresinde ÖSO gruplarıyla ve El Nusra arasında son dönemde çatışmalar yaşanıyor. Bu çatışmaların Efrîn’e etkileri nasıl olabilir?
Efrîn bölgesi ve çevresinde farklı örgütler var. Böyle bir kuşatma var. Bundan kaynaklı Halep’e gidiş gelişlerimiz yetersiz ve ciddi zorluklar yaşanıyor. Üç yıldan bu yana Rojava’ya, Efrîn’e sürekli saldırılar oldu. Son dönemde bu yönlü propagandalar çok oldu ama bunlar yeni değil; her zaman bu saldırılar vardı. Bu propagandaların amacı halkımızı korkutmak, ancak biz hazırız. Gücümüze inanıyoruz. Saldırı gelişirse, halkımızın iradesi var. Nasıl üç yıldır kendimizi koruyorsak, bundan sonra gelişebilecek saldırılara karşı da kendimizi koruyacağız.
Ne kadar büyük saldırsalar da kaybederler
Kobanê’de yaşananlar bize ciddi tecrübeler kazandırdı. El Nusra Efrîn’e saldırırsa ve tüfekleri göğsümüze dayanırsa halkımız ve bizler savaşırız. El Nusra saldırırsa, ne kadar büyük saldırırsa saldırsın buna cevabımız olur ve El Nusra kaybeder. Bu konuda hazırlıklarımız var.
Efrîn Kantonu Dışişleri Bakanı Sileman Cafer, kendilerine yönelik olası saldırılara hazırlıklı olduklarını ve mutlaka yenilgiye uğratacaklarını belirtti. Savaş isteyen bir güç olmadıklarını da kaydeden Cafer, “Umudumuz Türkiye’nin de bizi tanımasıdır. Biz komşu ve kardeşiz. Yüzyıldan fazladır beraber yaşıyoruz. Bütün dünya halkları gibi kardeşçe, iyi komşuluk ilişkileri içinde yaşamak istiyoruz” diye kaydetti.
- Halep çevresinde çatışmalar artınca KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık eğer El Nusra Efrîn’e saldırırsa çözüm sürecinin biteceğini söyledi. Şu anda durum nedir? El Nusra ve DAİŞ aynı sistemdir ve ortaktır. İdeolojileri aynıdır. Her ne kadar birbirlerine karşı oldukları söylense de, gerçek olan, bir ideoloji ve anlayıştan beslendikleridir. Bu açıktır. Elbette saldırmaları mümkündür. Üç yıldır saldırıların altındayız. Üç yıldır da mücadele etmekten kendimizi geri çekmedik. Efrîn’nin çevresinde savaş halen var. Ancak bu süreçte kimi basın ve medya organları bilinçli olarak halkımızı korkutmak için “El Nusra saldıracak” biçiminde haberler yaptı. Elbette El Nusra Efrîn’e saldırırsa ve tüfekleri göğsümüze dayanırsa, halkımız ve bizler savaşırız. Ancak bu olmazsa onlarla herhangi bir işimiz olmaz. Yaklaşık iki yıldır güvenlik hazırlıklarımızı yapıyoruz. Yine Kobanê’de yaşananlar bize ciddi tecrübeler kazandırdı. Şayet El Nusra saldırırsa, ne kadar büyük saldırırsa saldırsın, buna cevabımız olur ve El Nusra kaybeder. Bu konuda hazırlıklarımız var. Daha önce ÖSO’nun 1400 savaşçısı vardı, onlar gitti. Bugün DAİŞ ve El Nusra var. Bunlar da kaybetmeye mahkum güçlerdir.
- YPG ilk tugayını Eylül 2012’de Efrîn’de kurmuştu. Ekimde ÖSO grupları ilk saldırıları Efrîn’de Qeste Cindo Köyü’ne yapmıştı. Efrîn’de Arap nüfus da var. Geçen zaman içinde YPG ve YPJ içinde Arap tugayları oluştu mu?
Tabii, YPG öncelikle Efrîn’de oluştu. Ancak geçen bu süreçte çok fazla Arap girmedi. Ancak 2013’te DAİŞ saldırıları olduktan sonra çok gelişkin olmasa da Efrîn savunmasında yer aldılar. Onlar da DAİŞ’e karşı mücadele için silah aldılar.
- İskoçya’da, Katalonya’da bağımsızlık referandumu, halk oylaması yapıldı. Kimse kimseye saldırmadı. Rojava’yı da bu konjonktürde tanıma yönünde bir yaklaşım var mı?
Buraya gelişimiz ilktir. Birçok medya kuruluşları bizi ve kantonlarımızı tanımak istiyor, ilgi gösteriyor. Yavaş yavaş bir tanıma da oluyor. Biz de bu konuda daha çok çalışacağız. Sınırımız Türkiye iledir. Umudumuz Türkiye’nin de bizi tanımasıdır. Biz komşu ve kardeşiz. Yüzyıldan fazladır beraber yaşıyoruz. Savaş isteyen bir güç değiliz. Bütün dünya halkları gibi kardeşçe, iyi komşuluk ilişkileri içinde yaşamak istiyoruz.
- Suriye Dışişleri Bakanı Muallim, zamanı geldiğinde Kürtlerin kurduğu sistemi kabul etmeyeceklerini söyledi...
Doğrudur, Suriye sistemi halen değişmedi. Halen geçmişteki gibi tekçi düşünüyorlar. Halen akıl aynı. Bizim de bu sistemle bir ilişkimiz yok. Bizi tanımayan bir sistemi bizim de tanımamız mümkün değildir.
M. ALİ ÇELEBİ/İSTANBUL