
Şiddet ve saldırı yerine diyalog yönteminin tercih edilmesinin önemine vurgu yapılan açıklamalarda, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın da daha önce defalarca dile getirdiği “İzleme Komisyonu”nun içinden geçilen süreç açısından aciliyetine dikkat çekildi.
İHD: Görüşmeler sürerken yıkıldı
Devletin yaşanan sorunlar karşısında her zaman diyalog ve müzakere yöntemlerini devreye sokması gerektiğini dile getiren İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, “Lice’de yapılan anıt mezarlığından devletin haberdar olmaması mümkün değildir. Heykel açılışının yapıldığı andan itibaren Diyarbakır Valiliği’nin STÖ’lerle yaptığı görüşmeler daha sonuçlanmadan bir müdahale gündeme geldi” diye konuştu. Vali’nin “mahkeme kararı vardı” savunmasına da tepki gösteren Türkdoğan, “Sonuç itibariyle Lice halkı kendileri için değerli buldukları Mahsum Korkmaz’ın heykelini kent merkezine değil, kendileri için önemli ve değerli buldukları çocuklarının mezarlığına dikmişler. Bu pekala diyalog yöntemiyle çözülebilirdi” diye konuştu.
Müsteşarlık devreye girebilirdi
Lice’de yaşanan son gelişmeler ile birlikte İzleme Komisyonları’nın bir kez daha gündeme gelmesi gerektiğini söyleyen Türkdoğan, “Son yaşanan olaylarda bir İzleme Komisyonu olmuş olsaydı şu an bu gelişmelerle karşı karşıya kalmazdık” şeklinde konuştu. Devlete şiddet yöntemine son verme çağrısında bulunan Türkdoğan, “Kaldı ki, siz bir çerçeve kanun çıkartmışınız ve artık taraflarla doğrudan doğruya görüşme yetkiniz var. Kamu Güvenliği Müsteşarlığı elemanları isteseler Lice’deki PKK’lilerle doğrudan doğruya görüşebilirler ama yapmıyorlar. Böylece devlet kendisinin çıkartmış olduğu bir yasasının verdiği yetkileri kullanmakta adeta imtina etti ve yine konuştuğu tek dil olan şiddette başvurdu” dedi.
Lice’de daha önce yaşanan saldırılara da dikkat çeken Türkdoğan, askerlerin en küçük bir olayda dahi silah kullandığını dile getirdi. Türkdoğan, “Orada silah kullanmaktan hoşlanan askerler var. Bir heykelin kaldırılması için yapılan müdahalede insanlar ölüyorsa orada bir sorun var demektir” dedi.
Baro: Hassasiyetleri dikkate alın
Amed Baro Başkanı Tahir Elçi, Lice halkının yıllardır bir mezarı olmayan gerillalar için mezarlık oluşturulduğunu ve oraya sembolik bir heykel diktiğini hatırlatan Elçi, halkın bu hassasiyetine yine silahlarla ve şiddetle cevap verilmesinin hiç kimseyi olumlu bir noktaya götürmeyeceğini kaydetti. Elçi, “Tek taraflı hassasiyetlerle bu yolun devam etmesi zor görülüyor. O nedenle her iki taraf da birbirinin hassasiyetini dikkate almalı. Bu gibi durumlarda hemen şiddete, hemen silaha davranmak doğru değil ve sürece hiçbir yararı yoktur” diye konuştu.
KESK: Sivillere ateş provokasyon
Lice’de son bir yıldır halkın demokratik ve barışçıl taleplerine silahla karşılık verilmesinin irdelenmesi gerektiğini belirten KESK Genel Başkanı Lami Özgen, “Hem kolluk kuvvetleri hem de askeri güçler böylesi süreçlerde silaha saldırıp sivil halka kurşun yağdırmaları provokasyondur. Halka karşı silah kullanan yetkililere yönelik hükümet hukuksal bir süreç başlatmalıdır” dedi. Özgen, sorunun diyalog yoluyla çözülme zeminin varlığına dikkat çekerek, “Artık bu ülkede silahla yurttaşlar yaşamını yitirmemeli” diye belirtti.
DİSK: Barış önünde engeldir
DİSK Genel Başkanı Kani Beko da, Türkiye’de barışa katkı sunulacağı yerde heykelin bahane edilerek halka ateş açılmasını kabul edilemez olduğunu ve saldırının barışın önünde engel oluşturduğunu belirtti. Beko, “Kalıcı barış kesinlikle sağlanmalıdır. Bu ülke demokratik bir ülke olmalıdır. Birbirimize ve değerlerimize tahammül etmeliyiz. Halka ateş açılıp insanlarımız ölecekse bu ülkede barış olmaz. Biz kesinlikle savaş çığlığı atanlara karşı, barış çığlığı atmaya devam edeceğiz” dedi.
DİHA/HABER EKİBİ