Yürüyüş korteji yola çıkar çıkmaz, bir kamyon eylemcilerle arasında iki saatlik mesafe bırakarak uygun bir yerde duruyor. 

Yürüyüş korteji kamyonun yanına vardığında çay ve kahve de hazırlanmış oluyor. 

Çay ve kahve dondurucu soğukta eylemcilere servis ediliyor. Yürüyüş korteji yola çıkarken, çay ekibi, seyyar satıcı misali apar topar, bir başka noktaya yol almaya başlıyor. 

"Eylemin hızına yetişemiyoruz. Seyyar satıcı gibiyiz. Bir bakıyoruz önümüzden vızır vızır geçiyorlar..." diyen çay ekibinin üyeleri, her gün yeni durumlara yeni çözümler arıyor. 

Bir mola bitiminden hemen sonra, diğer molanın hazırlıkları ve ellerindeki bütün elektrikli çaydanlık, ketil ve diğer malzemeleri devreye koyarak eylemcilerin hızına yetişmeye çalışıyorlar. 


Doktoru ikna ediyorlar 

Eylemin büyük emektarlarından biri de doktor. Ayak incinmesi, ayaktaki patlamalar, şişkinlikler adeta onun uzmanlık alanı olmuş. Annelerimizin, kırk yıllık sızılarını ana anlatışlarını da görmek lazım. Doktor kimi anlarda çaresiz kalıyor. 

Ağrılara çözüm bulmaya çalışıyor. Analara biraz dinlenmeleri için yalvarıyor ama doktor onları ikna edeceğine onlar doktoru yürümek için ikna etmeyi başarıyor. 

Yürüyüşte 30 erkek bulunuyor. Yanlarından her geçişimizde "iktidar kadınlara geçti. Basın bizi çekmiyor" diye espriler yapıyorlar. 

"Baş tacı yaptık da bizi de ezmeyin kadınlar" diyen erkek eylemciler, eylemin en arka bölümünde yürüyor. Kimi yerde derin sohbetlere dalıyorlar. Kimi anlarda sloganlarıyla kadınlarla yarışa giriyorlar. Eylemin kadın bölümü yüzün üzerinde eylemciyle onların sesini bastırıyor. 

Yürüyüşün Bern, Basel bölümünde Almanca konuşuluyordu. Fransa'ya geçince dil Fransızca. Bu nedenle sloganların dili Almancaydı. Farklı ülkelerden gelen eylemciler, Almanca sloganları Kürtçeye uyarlayarak çevredekileri güldürmeyi başarıyor. İki dilde zorlandıkları anda kadınlar "Jin Jîyan Azadî" diyerek işten sıyrılıyor. 


Apocu olun yıl boyu koşun

Yol güzergahlarında spor için koşan ve yürüyen insanlarla günlük olarak görmek mümkün. Bu durum eylemcilerin gündemi oluyor: "Apocu olun, yıl boyu yürüyün. Eylem, yürüyüş bitmiyor. Sporun çaresi Apoculuk. Sağlıklı yaşam burada." 

Ülke ülke değişen eylemci profili arasında daha hızlı yürüme yarışları mevcut. Gruplar arasındaki bu tatlı rekabet bazen komik görüntülere sebep oluyor. 

Yürüyüş kolunun sabah kolunda dinlenmiş vücutlarla hızla koşturan analar, öğleden sonraki bölümde sıkça kilometre sorularını yineliyorlar. Böylesi anlarda eylemin tertip komitesinde önde yürüyenler, anaların bu sabırsız final bekleyişlerine esprilerle "Hala 20 kilometre var" diye takılıyorlar. Eylemci analar, "Sibê jî heye keçemin, sibê jî" diye espriye espriyle yanıt veriyor. 


Yollar keyifle arşınlanıyor 

Geçilen köyler, dağ yolları eski anıları canlandırıyor. Eski köy yaşamları, zorluklar, bostanlardan çalınan sebze ve meyvelerin tadı, köylerdeki espriler yürüyüşçülerin sohbetlerine konu oluyor. Bu sohbetlere Avrupa'ya gelişin ilk hikayeleri ekleniyor. Kaybolma, polis hikayeleri, dil bilmemenin getirdiği komik durumlar, ilk Avrupa eylemleri; bunları anlatan eylemcilerden kahkahalar yükseliyor. Tüm bu detaylarla yürüyüş kolu strasbourg'a doğru yol alıyor. "Biz bu hızla herkes Strasbourg'dayken daha ileri daha ileri diye yürüyeceğiz" diyen kadınlar, ayak ağrıları, bel ve kas sorunlarına rağmen yolları keyifle arşınlıyor...



SELMA AKKAYA