Programda 5 sanatçı, bir folklor ekibi, çocuk korosu, şiir dinletisi, tiyatro gösterimi ve davul zurna; ayrıca HDP ile NAV-DEM temsilcilerinin konuşmaları... Göreni büyük beklentilere sokacak bir program olduğu kesin. 

Etkinliğin yapılacağı Pazar günü, saat üç civarında ancak salona ulaşabildim. "Geç kaldım" diye telaşlanıyorum; çünkü başlangıç saati 13:00 olarak duyurulmuş. Böylesi etkinliklerde yarım saatlik, bir saatlik gecikmeler vakayı adiyeye dönüşür; ama açıkçası bu kadar gecikme beklemiyordum. Ancak 15:30'a doğru açılış sunumu yapılabildi, saygı duruşuna eşlik eden çocuk korosunun söylediği "Çerxa Şoreşê" marşıyla etkinlik başladı.

Büyük ve güzel bir salon... Burada tahminen 700 kişi, rahatlıkla misafir edilebilir; üstüne geniş bir halay alanı da kalır. Sahne güzel, salon dışında yemek içmek için kullanılacak alanlar güzel, kapı önü güzel... Tek sorun: Kimse yok. İçeride ancak 150-200 kişi var. Salona bakan herkes, kabahati kendisine hiç dokundurmadan "vah vah"lıyor. Bir dolu sandalyeye karşılık en az üç boş sandalye... Görenin motivasyonunu kıracak bir tablo...

8 çocuktan müteşekkil çocuk korosu, arkalarında hiçbir enstrüman olmadan, belli ki çok hazırlanmadan şarkılarını söylüyor. Diğer şarkıcılar da, açılıp kapanan kapılar eşliğinde sahne alıyor. Çocuklar oradan oraya koşturup duruyor, etkinliğin tek konuşması olan NAV-DEM Eşbaşkanı'nın konuşmasını, ancak bir avuç insan dinliyor. Diğer konuşmacı ise önce Faysal Sarıyıldız, ardından Ertuğrul Kürkçü olarak duyuruldu; ama ortada yok. 

Etkinliğe katılanlara ve Frankfurt Demokratik Kürt Toplum Merkezi'nin iki eşbaşkanına katılımın neden bu halde olduğunu sorduğumuzda ise standart cevap kalıpları:

"İnsanlarımız gelmiyor. Ne yapsak da gelmiyorlar işte."

"Bugün iki tane cenaze vardı, dün düğün vardı, o yüzden katılım azaldı."


'Bizim de eksimiz var… 

Yeteri propaganda yapmıyoruz'

Eşbaşkanlar, ancak bunların yanında, "Tabii bizim de eksiğimiz vardır. Yeterince propagandası yapılmadı" diyor. Ama genel olarak herkeste, sorumluluğu kendisinden uzaklaştırma hali, net biçimde göze çarpıyor.

Frankfurt, Almanya'daki en eski derneği kurmakla övünüyor. Gerçekten de burada, 1978 yılında kurulan dernek, Almanya'nın en eskilerinden... Oysa bu ve aynı salonda yapılan bir önceki dayanışma gecesi, "en eski derneğin", 40 yıla yaklaşan emeğin karşılığı gibi görünmüyor. On binlerce Kürdistanlı ve Türkiyelinin yaşadığı, ciddi olanaklara sahip Frankfurt'un gerçeğiyle örtüşür bir tablo da değil bu. Öyle ki aynı kentte, HDP seçim çalışmaları sırasında, Fraport Arena'da yapılan etkinliğe on binin üzerinde insan katılmış; birçok kişi, yoğunluktan dolayı salona bile girememişti. Kobanê sürecinde bu kentte, binlerin katıldığı yürüyüşler, birkaç günlük emekle organize edilebilmişti. Yeni Özgür Politika'nın dayanışma gecesinde de binlerce insan salonu doldurmuş, binlercesi dışarıda kalmıştı. Son bir yılında böyle deneyimleri olan bir kentte düzenlenen etkinliğe ancak 200 kişinin gelmesi, "halkın teveccüh göstermemesiyle" izah edilebilir mi?

Kuşku yok ki bu dayanışma gecesi, hepimizin şahit olduğu gibi büyük emekle çalışmaları sürdürenlerin "Nerede eksik/yanlış var" demesi için bir dönüm noktası olmalı. On binlerin mobilizasyonunun mümkün olduğu kentte, Kürtlerin en önemli kurumu olan DKTM'nin önemli etkinliğindeki bu tablo, ne mücadelenin geldiği düzeyle ne de Frankfurt'un olanakları/potansiyeliyle örtüşüyor.



OSMAN OÐUZ