Hamburg Eyalet Parlamentosunun büyük Plenar salonunda yapılan müzikli toplantıya 300’e yakın davetli katıldı.
Ev sahibi Alman tarafı olmasına rağmen Alman katılımcıların sayısı oldukça azdı. Salondaki etkinliğe katılanların hemen büyük çoğunluğu Türkiyelilerdi. Etkinlikte Sezen Aksu’nun “İstanbul olalı” ile “Duydum ki unutmuşsun” adlı iki ayrı şarkısını Alman müzisyen Mario Rispo grubu eşliğinde seslendirerek, geceye katılanlara adeta bir nostalji yaşattı.
Katılmcıların özel bir itina ile seçildiklerini iddia edemeyiz.
Alevi, Kürt ve diğer demokratik kitle dernekleri çevrelerinden, hatta camii derneklerinden bile neredeyse tek-tük katılımcı varken, işveren, sanatçı, spor ve bilim insanlarının sayısı parmakla sayılırken, SPD üyelerinden katılımcı sayısı daha fazlaydı.
SPD Hamburg milletvekili Aydan Özoğuz’un moderatörlüğünde yapılan etkinlikte ilk konuşmacı Hamburg Eyaleti Başbakanı SPD’li Olaf Scholz oldu. Olaf Scholz konuşmasında, günün önemine ve 50 yıl önce Türkiye-Almanya arasında yapılan işçi alım antlaşmasına değindi. (Buna salonda bulunan ilk kuşaktan emekli bir amca haklı olarak ‘kölelik antlaşması’ yakıştırmasında bulundu.) Scholz’un konuşma metnindeki satırlar da emekli amcanın söylemini doğrular nitelikteydi. “Yapılan ilk anlaşmanın metnine ve ruhuna bugün baktığımızda, daha ziyade entegrasyonu engelleyici bir yasa olduğu izlenimine kapılıyoruz. Burada Almanlar ile Türkler arasında ayırıcı faktörler vurgulanmaktadır. Türk işçiler en fazla iki yıl kalacaklardır, ailenin birleştirilmesi öngörülmemektedir ve doktorlar tarafından yapılan uygunluk muayenesi, birçok insan tarafından onur kırıcı olarak algılanmıştır.”
Sevgili Yılmaz Güney’in “Baba” filminde Almanya‘ya gelecek işçilerimizin nasıl tepeden tırnağa doktor muayenesinden, sağlık taramasından geçerek diskrimine edildiğini, horlandığını ve buna mevcut hükümetlerin sessiz kaldığını görenler o zamanlar pek de inanmak istememişlerdi filme.
Olaf Scholz, konuşmasını “size ihtiyacımız var, idarede, memur olarak, şirket sahibi olarak, ama aynı zamanda seçmen ve seçilen olarak. Alman vatandaşı olduğunuz takdirde hem kendi çıkarlarınız, hem de kadın/erkek tüm Hamburgluların çıkarlarını temsil edeceksiniz, toplumsal sistemimizin bir parçası olacaksınız ve bu sistemi temsil edebileceksiniz… Bu fırsatı kullanın, bu demokrasidir” dedi.
Alman vatandaşı olmadan da yukarıdaki sayılanlara sahip olmanın çok doğal olmasını dile getirmesi, hatta bunun bir insan hakkı olmasını vurgulaması halinde Hamburg Eyalet başbakanı Olaf Scholz, dinleyicilerden inanıyorum ki, daha çok destek bulacaktı.
Ne diyelim meşhur halk ozanımız Emekçi bir türküsünde “umut gelen senede” der.
Bize şimdilik öyle söylemek düşüyor.
Hamburg Türk Baskonşolosu Devrim Öztürk ise yaptığı konuşmada “Almanya’nın 50 sene önce kucak aştığı sizler bütün zorluklara rağmen burada yeni bir hayat kurarak sizden sonra gelen nesillere, çocuklarınıza, torunlarınıza en iyi geleceği sağlamak için çaba gösterdiniz… Türk toplumu biraz Almanlaşmış, Almanlar da bir parça Türkleşmiştir. Türkler iş disiplini ve planlı çalışmayı öğrenirken, Almanlar da daha açık ve misafirperver olmayı öğrenmişlerdir” derken önemli bir durumu nedense konuşmasında gözardı etmiştir.
Birinci nesilden onbinlerce göçmenin, yalan vaadlerle parasını dolandıran Kombasan, Yimpaş, Endüstri Holding vb. bugünkü hükümet ortağı yeşil sermaye holdingleriyle ilgili söz etmemesi göç etkinliğine elbette ki, gölge düşürdü. Öztürk konuşmasında ayrıca, Hamburg hükümetinin Türkçe dersleri konusundaki katkıları, desteği ve iki dilli örnek okul projelerinden dolayı teşekkür etti.
Türkiye’deki ana dilde eğitim dedikleri için KCK operasyonlarına maruz kalan, aydın-yazar, genç yaşlı demeden tutuklanan Kürtlerin ve dostlarının kulakları çınlasın.
Hamburg Eyalet Parlamentosundaki etkinlikte herkesce alkışlanan bu haklı tutum, Türkiye’de “bölücü olmak” için yeterli bir gerekçe sayılabilmektedir.
Katılımcıların dikkatle izlediği Göçün 50. yıl anlaşması Hamburg etkinliği birinci nesilden iki emekli göçmenin geçmiş anılarından kesitler sunması ve bir halk şairi emeklinin şiir dinletisiyle son buldu.
Türk ve Alman basını etkinliğe yoğun ilgi gösterdi.
Sakin bir atmosferde geçen etkinlik sonrası küçük bir büfe ile misafirlere çeşitli içecekler ikram edilirken gözler toplantı sonrasını beklemeyen, Eyalet başbakanı Olaf Scholz’u, Çalışma Sosyal İşler, Aile ve Uyum bakanı Detlef Schelee ve diğer alman katılımcıları aradı.
Hamburg Eyalet Parlamentosunu himayesinde yapılan böylesi etkinlikler ümit edelim ki, geçmişin antidemokratik göç anlaşmalarını, uygulamalarını sorgulayıp geleceğe umutla bakılacak kalıcı dostluklar ve demokratik yasaların pratikleşmesine köprü olur ve sadece Hamburg’la sınırlı kalmaz.
ADİL YİÐİT / Serbest gazeteci