On binlerin katıldığı gösteri, Türk devletinin Kürtlere karşı yürütmüş olduğu savaş suçlarına karşı gerçekleştirilen uluslararası dayanışmaya örnek olarak, son zamanların en önemli gelişmelerinden biri olarak değerlendirilebilir. 

Haftalardır yürütülen hazırlık çalışmaları, eyleme yoğun katılım sağlandığından dolayı başarıyla sonuçlandı.

Muhtelif kesimlerden katılan demokratik gruplar ve Kürt diasporası, 'Kürtlere karşı savaşı durdur', 'Sessizliği boz' sloganlarını ilke edinerek, dayanışma ruhunun ilk tohumlarını ekmiş oldu. Uluslararası dayanışmanın pratikteki en önemli adımlarından olan bu eylem, gelecek süreçte yapılacak ortak çalışmalar açısından önemli bir adım olacak.


Kürtler yalnız değil

Kürtlerin tek dostunun yalnızca dağlar olmadığını, acılarını ortaklaştırıp, seslerini duyurduklarında kendisine yardımcı olabilecek dostlarının da olduğu bu eylemle ortaya çıktı. İstendiği ve çaba gösterilmesi durumunda uluslararası alanda çok sayıda dostunun olduğunun görüldüğü söylenebilir. 

Eylemin en önemli sonucunun bu olduğunu düşünüyorum.  

Bu tür dayanışma eylemlerinin, İngiltere hükümetinin Türkiye’nin Kürt politikasına tepkisini nasıl etkileyeceğini zaman gösterecektir. Ancak Kürtlerle dayanışma, İngiltere'de geniş bir yelpazeye yayılmaya devam edecek gibi görünüyor. 

Zaten bu amaçla yola çıkılmıştı. 

Dünyanın her yerinde faşizme karşı direnen demokratik güçler, köklü bir değişimin, birlik ve beraberlikten geçtiğini biliyor. Uluslararası dayanışmayla, Türkiye’nin Kürt politikası önümüzdeki dönem için ortak mücadele alanları ve hedefleriyle geniş kitlelere duyurulup, daha çok teşhir edilebilir. 

Mitingde yapılan konuşmalarda verilen temel mesaj, dayanışmanın yeni katliamların önüne geçebileceğiydi. Demokratik katılımcılar ve parti temsilcileri, Batı medyasının ve hükümetlerinin Kürtlere karşı yapılan katliamlar karşında üç maymunu oynamalarından oldukça rahatsız. Bu sessizliğe ortak olmayacaklarını da Kürtlerle dayanışma göstererek açık bir dille ifade ettiler. 

Medyanın bu suskunluğunu protesto etmek amacıyla İngiltere’nin Devlet Televizyonu BBC binasının önü eylemin başlangıç noktası oldu. 

Eylemciler, taşıdıkları pankartlarla ve attıkları 'Terörist Türk devleti, Kürdistan’daki katliamlara son' sloganlarıyla tepkilerini göstererek, hafta sonu Londra kalabalığının ilgisini çekti. 

Tek yönlü trafiğe kapatılan Londra sokaklarında yürüyüşe tanıklık edenler şu pankart ve dövizleri okudu: 'Kürtlere karşı savaşı durdur', 'Sessizliği boz', 'Yaşamak direnmektir', 'Sessizlik ölümdür', 'Çığlıkları duyun, 'Faşizme sıfır tolerans', 'PKK’yi terör listesinden çıkarın', 'Baskının olduğu yerde devrim görevdir', 'Türk devleti DAİŞ’i desteklemeye son ver', 'İşkenceyi görün, gerçekleri söyleyin…'

Eylemin ortalarına doğru başlayan yağmur ve doluya rağmen, sınırların ötesinden Kürtlerin çığlıklarını duyan dostları, eylem yerini terk etmedi.

7’den 70’e dayanışma, yaşam, adalet ve özgürlük mücadelesi ruhunun izlerini taşıyan eylem, İngiltere’nin ünlü meydanı Trafalgar’da marşlarla ve halaylarla sonlandı.


Yasemin KAZAN