”Asya’daki halklar birer birer özgürlüklerine kavuşurken, Asya’nın en batısında yer alan bir halk olan Kürtlerin bağımsızlığını kazanmadıklarını gördük. Bunun üzerine dikkatimizi Kürdistan’a çevirdik. Kürtlerin gasp edilen haklarını elde etmeleri için yardım etme kararı aldık.”
”Japonya-Kürt Dostluk Derneği olarak ayda bir defa Kürdistan Report adında bir dergi çıkarıyoruz. Bu dergi dört parça Kürdistan’daki güncel olayları, Kürdistan’ın sosyo politik konumunu da içine alan geniş bir içeriğe sahip. Dergimiz çıktığında Japonya’daki tüm basın ve medyaya dağıtıyoruz.”
ERKAN GÜLBAHÇE / BRÜKSEL
Japonya’da Kürtlerin geçmişi yaklaşık 30 yıl öncesine dayanıyor. Nüfusları az olsada ülkedeki Kürtlerin örgütlendiği ”Japonya Kürt Kültür Derneği”, ”Heyva Sor a Kurdistan” gibi dernekler bulunurken; Japon-Kürt ilişkilerinin gelişmesine öncülük eden kuruluşlar da bulunuyor.
Japonya-Kürdistan Dostluk Derneği Başkanı Kinoshita Akinobu aynı zamanda Japonya Parlamentosunda iktidar ve muhalefet partileri vekillerinin yer aldığı Japonya-Kürdistan Parlamentolararası Dostluk Grubu Genel Sekreteri. Siyaset bilimci ve uluslararası ilişkiler uzmanı Akinobu ile derneklerinin çalışmalarından yürüttükleri projelere, Japon halkının Kürtlere ve Abdullah Öcalan’a bakışına kadar çeşitli konuları konuştuk.
Japonya-Kürdistan Dostluk Derneği ne zaman ve nasıl kuruldu?
Japonya-Kürdistan Dostluk Derneğinin kuruluşunda Güney Kürdistan’daki yetkililerin rolü var. Bizimle iletişime geçerek Japonya ile Kürdistan arasında köprü olmamızı, Japonya ve Kürdistan arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için yardımcı olmamızı istediler. Bu başvuru üzerine Kürdistan ile Japonya halkları arasında nasıl bir ilişki geliştirebiliriz tartışmasını yürüttük. İlk adım olarak Japonya-Kürdistan Derneğinin kuruluş fikri oluştu. Ve 10 sene önce derneğimizi kurduk. Derneğimiz aktif olarak çalışmalarını sürdürüyor.
Hazırlanan projeler için bir bütçe çalışması gerçekleştirdik. Dostluk grubu üzerinden bu yardımları sağlıyoruz. Japonya-Kürt Dostluk Derneği olarak ayda bir defa Kürdistan Report adında bir dergi çıkarıyoruz.
Bu dergi dört parça Kürdistan’daki güncel olayları, Kürdistan’ın sosyo politik konumunu da içine alan geniş bir içeriğe sahip. Dergimiz çıktığında Japonya’daki tüm basın ve medyaya dağıtıyoruz.
Kürtler ve Kürdistan, Japon halkı tarafında yeterince tanınıyor mu?
Ne yazık ki derneğimizin kuruluşuna kadar Japonya’da Kürtler hiç tanınmıyordu. Derneğimizin kuruluşu ve çalışmaları ile birlikte Japonya’da Kürtler tanınmaya başlandı. Özellikle Parlamentolararası Dostluk Derneği ile birlikte Kürtler tanınmaya başladı. Japonya basını da Kürtlere pek yer vermiyordu. Ancak Kürtler, DAİŞ ile mücadelesinden sonra Japonya medyasında yer bulabildi.
Japonya’da 1200 Kürdistanlı iltica talebinde bulunmuş durumda. Bunların tamamı da Kuzey Kürdistanlı.
Az da olsa bu ilticacılar sayesinde de Japonlar Kürtleri tanımaya başladı. Ve bu insanların durup dururken ülkelerini terk etmediklerini ülkelerinde yaşanan savaştan dolayı Japonya’ya geldiklerini anlamaya başladılar.
Bunun dışında ne yazık ki Japonya ana akım medyasında Kürtlere pek yer verilmiyor. Sanıyorum Japonya ile Türkiye arasında var olan ticari ilişkiler bunda önemli bir rol oynuyor.
İki yıl önce Kürtleri tanıtmak için Kürdistan’ın dört parçası ve Avrupa’dan farklı kurum, kuruluş ve partilerden temsilcileri Japonya’ya davet ettik ve basın açıklaması yaptık. Japon medyasında bir ilgi uyandırsa da istediğimiz oranda bir ilgi uyandıramadık.
Rojava Devrimini nasıl görüyorsunuz? Hiç Rojava’ya gittiniz mi?
Rojava ile her zaman ilişkilerimiz vardı. Rojava’ya yapılan saldırılara anında tepki gösterdik; mitingler gerçekleştirdik, eylem ve etkinlikler düzenledik. Rojava’nın siyasi liderleri ile de ilişkilerimiz her zaman var. Rojava’dan davet aldım maalesef gidemedim. Parlamento Dışilişkiler Komisyonu’ndayım, ne yazık ki Japonya Dışilişkiler Bakanlığı Rojava’ya gitmemi uygun görmedi. Şimdiye kadar gidemezsem de en kıza zamanda Rojava’ya gitmek istiyorum. İran Kürdistanı ile istediğimiz düzeyde ilişki geliştiremezsek de diğer üç parça ile ilişkilerimiz iyi.
Kürdistan ve Japonya halkları arasındaki bağların daha gelişmesi için neler yapmak gerekiyor?
Türkiye ile Japonya arasında çok iyi ekonomik ilişkiler var. Bundan dolayı da Kürt sorununu tanıtmanın en kısa ve en hızlı yolu Türkiye Kürdistanını, Türkiye’deki Kürt sorununu özellikle Japonya’da biraz daha bilinir hale getirmektir. Japon medyasını ve kitle iletişim araçlarını Türkiye Kürdistanına çevirmemiz gerekiyor. DAİŞ ile olan savaşın ötesinde bunu süreklileştirmemiz gerekiyor. İletişimi o kadar iyi kullanmalıyız ki; Japon halkı ”bu ülkede böyle bir sorun var” demelidir.
Ben bu konuda girişimlerde bulunuyorum, bulunduğum her alanda bir farklılık yaratarak ilgiyi Kürt sorununa çekmeye çalışıyorum. Kürt sorununun her yerde anlatılması gerekiyor. Bugün burada bir konferans gerçekleştiriliyor. Brüksel’deki konferansı raporlaştırarak parlamentolararası grubun gündemine taşıyacağım.
Japonya ve Kürdistan’ın coğrafi olarak uzak olmaları bizim için bir dezavantaj. Japonların dikkati Çin sorununa, Kuzey Kore ve Rusya sorunlarına odaklı. Ortadoğu biraz uzak olduğu için Ortadoğu’da neler yaşanıyor, Kürdistan’da neler yaşanıyor biraz arka planda kalıyor. İşte bu engelleri ortadan kaldırmak gerekiyor. Halkınız bizi tanıyor. Aynı şekilde Kürtleri de Japonya’da daha fazla tanıtmalıyız. Medyanın ilgisini Kürtlere çevirmeliyiz ki, halklar birbirlerini tanısınlar, kaynaşsınlar.
Öcalan’ın rolünü biliyorum
Elbetteki Öcalan’ın tanıyorum, projelerinden haberdarım. PKK’nin tarihini okudum. Öcalan’ın PKK için ve Kürtler için ne ifade ettiğini biliyorum. Barışı ne kadar istediğini, Türkiye’yi barış masasına çekmek için ne kadar çaba sarf ettiğini biliyorum. Türkiye’yi barış masasına çekmesine rağmen barış masasının Erdoğan tarafından devrilmesinden de büyük üzüntü duyduğumu belirtmek isterim. Eğer barış görüşmeleri başarı ile tamamlanmış olsaydı; Türkiye’nin Rojava’ya bakışı da farklı olacaktı. Türkiye ile Rojava ilişkileri de farklı bir konumda olacaktı. Sayın Öcalan’ın konumu da daha farklı olacaktı.