
Almanya Sol Parti Milletvekili Ulla Jelpke, açık bir mektup ile Türk Başbakan Recep T. Erdoğan'ı 'KCK operasyonları'na son vermeye çağırdı.
Sol Parti (Die Linke) Meclis Grubu İç Politika Sözcüsü de olan Ulla Jelpke, Türk Başbakan Erdoğan'a hitaben yazdığı açık mektupta, AKP Hükümeti yönetimindeki Türkiye'nin 12 Eylül cuntası dönem gibi cezaevine dönüştüğünü vurguladı. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar çok sayıda gazeteci ve yazarın tutuklu olmadığının altını çizen Jelpke, Erdoğan'ı kendinden önceki siyasi iktidarlardan ders çıkarmaya çağırdı. Erdoğan'ın Rize'deki konuşmasına atıfta bulunarak, "asıl paralel devleti AKP ve Gülen grubu kurmakta" diyen Jelpke'nin Erdoğan'a açık mektubu şöyle:
Sayın Başbakan Erdoğan,
Dünya çapında tanınan yayıncı ve insan hakları aktivisti Ragıp Zarakolu, geçtiğimiz hafta İstanbul'daki bir mahkeme tarafından KCK'yi desteklemek iddiasıyla tutuklandı. Sayın Zarakolu, tutuklandıktan birkaç gün sonra Potsdam'daki bir panelde Ermeni Soykırımı ile ilgili Türkiye'de yürütülen tartışmalar hakkında sunum yapacaktı. Kasım'ın ortasında ise PEN'in Köln'deki bir etkinliğinde 'Türkiye'de Düşünce Özgürlüğü Mü?' başlığı altında bir konuşma yapacaktı. Etkinliği düzenleyenler artık konu başlığındaki soru işaretini gönül rahatlığı ile silebilir.
Türkiye, zindanlar ülkesi oldu
Düşünce özgürlüğü, basın özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü - AKP'nin 2002 seçimlerinde savunduğu bütün bu temel demokratik özgürlükler, Türkiye'de bugün her zamankinden daha çok ayaklar altına alınıyor. 2009 baharından bu yana 8 bin Kürt siyasetçi ve aktivist gözaltına alınırken, aralarında 15 belediye başkanının ve sayısız belediye meclis üyesinin bulunduğu 4 bin kişi tutuklandı. Dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar gazeteci ve yazar tutuklu değil. Farklı düşünceler ile AKP hükümetine ve onun ardındaki Fethullah Gülen Grubu'na yönelik eleştiriler cezai takibe tabi tutulduğu gibi, eleştirenler absürd bir şekilde uydurulan suçlamalarla cezaevine kapatılıyor. Sizin hükümetiniz altında Türkiye bir kez daha - tıpkı 12 Eylül cuntasında olduğu gibi - bir zindanlar ülkesine dönüştürüldü.
Kendiniz de defalarca, Kürt sorununun çözüm yerinin Meclis olduğunu söylediniz. Ama tutuklamalarla böyle bir çözüm engelleniyor. Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku'nun seçilmiş 6 milletvekili hala cezaevinde tutuluyor. Diyarbakır'da 78 bin insanın oyunu alan Hatip Dicle'nin vekilliği düşürüldü. En son tanınmış anayasa hukukçusu ve Marmara Üniversite öğretim görevlisi Büşra Ersanlı da tutuklandı. Prof. Ersanlı'nın BDP'nin Anayasa Komisyonu'nda yer aldığını biliyor olmalısınız. Görülen o ki, BDP'nin demokratik bir şekilde yeni anayasa sürecine katılımının engellenmesi amaçlanıyor. Ragıp Zarakolu ve Büşra Ersanlı gibi Türk kökenli aydınlar, kardeşlik ve eşit haklar için mücadele etmeleri nedeniyle AKP devletinin düşmanı ilan edildiler.
Duvara çarparsınız!
En son Pazartesi günü Rize'de yapmış olduğunuz konuşmada KCK operasyonları çerçevesinde tutuklananları, Türkiye'de "paralel bir devleti" inşa etmekle suçladınız. Yanılıyorsunuz: Sizin paralel bir devlet olarak yorumladığınız siyasi muhalefet ve AKP'ye bağlı olmayan belediye başkanlarının, milletvekillerinin seçilmesi en basit tabirle demokratik hakların uygulanması anlamına gelir. O bahsettiğiniz paralel devleti gerçekte ise sizin AKP'niz ve onun ardındaki Gülen Grubu kurdu.
Anlaşılan o ki, üniter bölünmez devlet yönündeki totaliter iddiaları nedeniyle başarısızlığa uğrayan o eski generaller ve Kemalistlerin kaderinden ders çıkarmadınız. Sizin totaliter iktidar hayalleriniz de Türkiye realitesinin duvarına çarpacaktır. Çünkü Türkiye gerçeği sadece Türklüğe dayanmıyor; büyük bir etnisite, dil, din, kültür ve siyasi görüş çeşitliliği ülkenin realitesini oluşturuyor. Bunu bir tehlike olarak değil, zenginlik olarak görmelisiniz.
Kürt ve Kürtlerin haklarını savunan politikacılarla sivil toplum aktörlerine yönelik tutuklama dalgalarını durdurun! Toplumsal barışa bir şans verin!