Kardeş Türküler’de uzun yıllar perküsyon çalan ve solistlik yapan Burcu Yankın ilk solo albümünü çıkardı. Albümdeki Kürtçe şarkıların tüm sözlerini kendisinin yazan Yankın, şarkılarında göçü, ayrılığı ve hasreti dile getiriyor.

Kardeş Türküler’de uzun yıllar perküsyon çalan ve solistlik yapan Burcu Yankın ilk solo albümünü çıkardı. Yankın, “anakök” anlamına gelen ‘Ji/Mother-Root’ ile köklerine doğru yolculuğa çıkarıyor dinleyicileri. Azeri ve Kürt bir ailede büyüyen Yankın, Kürtçeyi üniversite yıllarında öğrenmiş. Albümdeki Kürtçe şarkıların tüm sözlerini kendisinin yazmış olmasının da bu nedenle ayrı bir önemi var.

Şarkılarında göçü, ayrılığı ve hasreti dile getiren Yankın, ilk klibini ise albümdeki ‘Meryem’ adlı şarkıya çekti. Yayınlanması için var olan tüm medya organlarının kapatılmasından dert yansa da “Alternatif ağlar kurarak, dayanışarak bir şekilde sesimizi duyurmaya çalışacağız. Sonuçta illaki bir alternatif üretiliyor” diyor.

Kendi yolculuğu

PİR-HA’dan Sevim Kahraman’ın haberine göre Birol Topaloğlu, Mikail Aslan, Erkan Oğur, Miraz gibi birçok sanatçı ile farklı müzik projelerinde yer alan Burcu Yankın ‘Jî’nin kendi yolculuğu olduğunu belirtiyor.

“Albüm genellikle benim şarkılarımdan oluştu. Besteleri ve müzikleri bana ait oldu. Bir tane Fırat Alkış’ın Zazaca şarkısı bir de Vedat Yıldırım’ın katkısının olduğu bir şarkı var. Benim kendi yolculuğum gibi de oldu bu. Çünkü albüm Kurmanci dilinde. Benim anadilim değil. Köklerimde taşıdığım bir kültür ama kültürel bağlarım aslında oluşamadı. Sonradan öğrenmeye çalıştım ve yazmaya çalıştım.

Kendi hayatımdan, İstanbul’daki yaşamdan biraz daha şehirli temalar yer alan bir albüm. Göçün alt metinde yer aldığı bir albüm. Geleneksel değil ama geleneksel unsurları taşıyan, gerek sözler gerek ezgiler açısından öyle bir albüm oldu.”

Kürt kadınlarının direngen ruhu

Albümün adı ‘Jî’. Burcu Yankın’a göre ‘Jî’ anakök demek. Bu isimle kendi köklerime bir gönderme yaptığını belirtiyor ve ekliyor: “Hem de albümde ‘Jî’ adında bir kadın şarkısı var. ‘Jî’ biraz aslında Kürt kadınlar özelinde bütün dünya kadınları için mücadeleci ve direngen ruhu ifade ediyor’’ diyor.

“Üniversitede folklor kulübüne girdikten sonra orada Kürt müziğiyle daha fazla tanıştım. Çünkü ailemde Azerilik ile Kürtlük eşit oranda olmasına rağmen kültürümüz daha çok Azerilikti. Kürtçeyle çok kültürel bağımız yoktu. İnkar edilen bir kimlik değildi ama bağ yoktu. Aslında benim o kimliği edinmemle ilgili süreç üniversite yıllarında oluştu. Kürtçe anadilim değil. Fakat en azından belli kitaplar okuyarak şiir okuyarak o açığı kapatmaya çalıştım. Zaten işimiz müzik olduğu için sürekli Kürtçe ile haşır neşir oluyorsun.’’

Mütevazı bir buluşma

Sonradan öğrendiği bir dilde beste yazmanın zor olduğunu söyleyen Burcu Yankın, “Dolayısıyla albümde de belirttiğim aslında mütevazı bir buluşma çabasıydı bu benim için. Dolayısıyla çekingen bir çalışmaydı. Yapmaya çalıştım ama bilmiyorum Kürtçesi iyi olan arkadaşlarım da bakıp yardımcı oldular’’ diyor.

Albümde Aleviler imgeleri taşıyan bir şarkı da bulunuyor. Fırat Alkış’ın bestesi ‘Şiliya Usari’ yani ‘Bahar Yağmuru’ var. Aslında bu bir aşk şarkısı.

Meryem, Botan bölgesinden

Albümde ‘Meryem’ adlı şarkıya klip çeken Yankın, ‘’Neden Meryem’ sorusuna şu yanıtı veriyor:

“Aslında Meryem geleneksel bir şarkı idi. Botan bölgesinden. Biz 2007’de Eruhlular Derneği ile bir çalışma yaptık. Harbiye Açıkhava’da sahneye çıkarmıştık. Meryem’i de belli bir kalıbı vardı bunu açmak istedik. Ve biz zorunlu göç hikayesi ekledik. Meryem aslında göçle İstanbul’a gelmek zorunda kalan bir kızın hikayesi oldu. Vedat Yıldırım’ın katkısı oldu. Biz sözler yazdık. Üçüncü bir bölüm ekledim. Klipte de kadın arkadaşlarım oynadı. Farklı Meryem’leri sembolize ettik. Onun hayatlarından kesitler görüyoruz. Finalde bu kadınlar bir araya geliyor. Ortak paydaları, dertleri olan kadınlar. Onların buluşması gibi oldu.’’

Alternatifler azaldı

“Meryem’ şarkısına klip çektik. Ama nerede yayınlayacağız. Eskiden birkaç yer vardı. Ama şimdi yok. Ancak internetten yayınlanabilir. Alternatif televizyon kanalları yok. Zaten şarkı Kürtçe olduğu için yayınlanma şansı da yok. Ama biz de diğer taraftan alternatif ağlar kurarak, dayanışarak bir şekilde sesimizi duyurmaya çalışacağız.’’

Müzisyenler yurtdışına çıkıyor

“Gözaltılar, tutuklamalar sürüyor. Bizim çevremizden müzisyen çok fazla arkadaşımızın yurt dışına çıktığını biliyorum. Orada kendilerine bir hayat kurmayı düşünüyorlar. Sonuçta bir mücadele tarihimiz var. Biz de üretimlerimizde bir şekilde buna katkı sunmaya çalışıyoruz. Kürtçe yasaklanıyor, biz de Kürtçe işler yaparak en azından buradan ses vermeye çalışıyoruz. Dolayısıyla biz şarkılarımızı söylemeye devam edeceğiz. İllaki bir şeyler değişecek…’’

 

KÜLTÜR SERVİSİ