Cinsiyet eşitsizliği olduğu müddetçe sağlıklı bir toplumun olamayacağının vurgulandığı sonuç bildirgesinde jinelojinin tartışmaya açılması istendi
Amed’de, DTK Sosyal Politikalar Komisyonu Sağlık Grubu tarafından 13 Ekim’de düzenlenen ‘Kadın ve Sağlık’ konulu çalıştayın sonuç bildirgesi açıklandı. SES, TTB, İstanbul ve İzmir Sosyalist Feminist Kolektifi (SFK), KAOSGL, Amed Hebun LGBT, VAKASUM, DİKASUM, Ceren Kadın Derneği, SELİS, Bağlar Kadın Kooperatifi üyeleri ve 19 Mayıs, Kocaeli ve Ege üniversitelerinden akademisyenlerin katılımı ile gerçekleştirilen çalıştayın sonuç bildirgesinde erkek hakimiyetinde gelişen ‘modern’ toplumun kadının özgürlüğü ve üretkenliğini kısıtladığına ve elinden aldığına vurgu yapıldı. 
Kadının geçmişten günümüze tıp tarihindeki rolünü giderek kaybettiğine dikkat çekilen açıklamada şöyle denildi:
 
İlk şamanlar kadındı


“İlk çağlarda, hekim şamandı ve her türlü bitkisel ve uygulamalı tedavi ile ilgiliydi. Halkın sağlığının devamından da sorumluydu ve bunu da büyü ile yapıyordu. Çünkü salgınların kaynağının büyü olduğu düşünülüyordu. Önceleri şamanların kadın oldukları, daha sonra erkek olsalar bile kadın kıyafetleri giydikleri bilinir. Devletleşme deneyimleri ile birlikte toplumda önemli bir yeri olan kadın, giderek bu konumunu kaybeder. Tıp tarihinde de bununla eş zamanlı devam eden bir süreç yaşanmıştır. Kadın önceleri sağlık işleri ile yakından ilgilenirken, daha sonraları bu iş de sadece erkeklerin yapabildiği bir iş haline gelmiştir.” 




Kaybeden kadın değil sadece...

Sağlık sektöründe de kadının karar mekanizmalarının dışında bırakıldığını kaydeden sonuç bildirgesinde, “Gelinen noktada, teknik işler erkeğin göreviymiş gibi yansıtılmıştır. Bu durum kadının, en temel fonksiyonlarından ve karar alma süreçlerinden dışlanmasına neden olmuştur. Tıpta, erkeğin kadını dışlayan ve eksilten kör hâkimiyet savaşı, erkek tarafından kazanılmış gibi görünse de aslında kaybeden sadece kadın değil, toplumun kendisi olmuştur” ifadelerine yer verildi. 
Bedenle ilgili her konunun sağlık endüstrisinde tüketim malzemesi haline getirildiğini, fakat sağlığın, fiziksel-ruhsal-sosyal-siyasal ve iyilik hali olarak tanımlanması gerektiği dile getirilen sonuç bildirgesinde, “Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin var olduğu bir toplumun, sağlıklı bir yaşam ortamı olduğu söylenemez” denildi.



Bilimsel incelemeler yapılmalı

Bildirgede şu taleplerde bulunuldu: “Jineoloji’nin sosyolojinin bir alt dalı olarak mı, yoksa disiplinler toplamı ayrı bir bilim olarak mı ele alınması boyutuyla yapısal temelde ele almak üzere buluşmalar gerçekleştirilmelidir. Tüm kadın çevreleri bu tartışmalara dahil edilmelidir. Üniversitelerde mevcut bulunan kadın çalışmaları incelenerek bir rapor haline getirilmelidir. Dünyada 25 ülkede ve yılda 2 milyon kadına sünnet uygulanmasına rağmen, bu vahşetin görünür olmadığı, kadınların yaşadığı bu vahşeti görünür kılmak, tarih boyunca kadınların yaşadıkları tüm sıkıntıları bilimsel bir temelde ele alıp üzerinde çalışmalar yürütmek ve kamu oyununa sunmak için etkinlikler düzenlenmelidir. Sonuç olarak, “Cinsiyetçilikten arındırılmış, sömürüden arındırılmış, iktidardan-devletten arındırılmış, teknolojisi, endüstriyel hegemonyadan arındırılmış, geleneksel birikimi de kapsayan, amatörleştirilmiş (anti hiyerarşik), toplumsallaştırılmış, doğanın dengesini bozmayan, doğayla uyumlu bir sağlığı hedefliyoruz.” 

ANF/AMED