Bu edebi metinlerde, oyun ya da filmlerde kadın, erkeğin temsil ettiği değerleri yozlaştıran, erkeği toplumsal doğrulardan saptıran, erkeğin içine düştüğü tüm sapmaların müsebbibi olan bir rolle görevlendirilir ve erkek tüm anlatı boyunca bu şeytan-kadın merkezli sapmayla mücadele etmek; ya bu şeytan-kadının şeytanını yenerek onu melekleştirmek, ya da tüm çabalara rağmen şeytan yanına yenik düşen kadını cezalandırarak (öldürerek, hayatından sürerek, itibarsızlaştırarak, düştüğü kötü yola onu terk ederek) toplumsal düzene kabul edilme mücadelesini vermek zorundadır. Bu dramatik değişim çizgisi boyunca erkek çeşitli zaaflarına ama özellikle de kadın tarafından kışkırtılan cinsel zaaflarına yenik düşerek çeşitli savrulmalar, acılar, maddi-manevi kayıplar yaşar, ama sonunda bu zaaflarıyla baş ederek olgun bir erkek olarak toplumsal düzene eklemlenir. Yaşadığı kayıplar, dramatik yapı boyunca çektiği acılar, erkekliğe kabul edilmenin ödenmesi gereken bedelleridir. Ki bu bedelleri ödeyemeyen, zaaflarına ve kadının fendine yenik düşen nice erkek dramatik anlatı çarkının dişlileri arasında kaybolup gitmiştir. Kadını yanına çekemeyen, kadının yanına düşen erkeğin hazin sonu.
Bilinen Adem-Havva anlatısı. Bu bir imtihandır ve her erkek adayı, erkekliğe kabulünde bu acılı süreçten geçmek ve bir kadınla savaşarak erkekliğini ispatlamak zorundadır. Erkekliğin sınandığı en güçlü sınav kadın tuzağıyla sınandığı yerdir.
Anlatı dünyasında kadının bir diğer görevi çeşitli kötülüklerle mücadele eden ana karakter erkeğinin yanında yer almak, onu bu mücadelesinde desteklemek ve onun bu kötü güçleri yenerek yuvasına geri dönmesini sabırla beklemektir. Bu kadın melek-kadın rolündeki kadındır. Yani ilk şeytan-kadın rolündeki kadının, erkeğin büyük mücadelesiyle dönüştürüldüğü rol.
Bu roller dışında kadının, anlatının ve ana çatışmanın merkezinde olduğu, kendi başına kendini var ettiği, bir erkeğe tamamlanmak zorunda olmadığı çok az hikaye vardır. Bütün toplumsal alanları olduğu gibi anlatı dünyasını da bir egemenlik kurma, iktidarını gerçekleştirme alanına çeviren erkek egemen zihniyet burada da yine egemenliğini öncelikli olarak kadın üzerinden gerçekleştiriyor. Kadını, kadın dünyasını, kadın karakterin hikayede var olma, değişim ve dönüşüm süreçlerini hep erkek merkezli düzenleyip kurguluyor.
Sanat dünyasını neredeyse bir bütünün egemenliğinde tutan eril zihniyet burada ne özgün kadın karakterin gelişip serpilmesine izin veriyor ne de bu özgün kadın karakterleri yaratıp, kurgulayıp geliştirebilecek kadın yaratıcıların, kadın anlatıcıların var olmasına izin veriyor. Bu alanda verilecek açığın, açılacak gediğin gerçek hayata birebir yansımasının yapacağı etkinin, gerçek hayatta da erkeğin egemenliğine girmeyen özgün kadın karakterleri yaratabileceği korkusu öykü, roman, tiyatro, sinema gibi anlatıya dayanan sanat alanlarında gittikçe büyüyen bir erkek muhafazakarlığı yaratmaktadır. Zira erkek egemenlikli sisteme geçildiğinden bu yana kadınlar hiç bu kadar yaşamın ana öznesi, ana savunucusu olmaya yakın olmamışlardı. 20.yüzyıl nasıl sınıf savaşımları çağı olduysa 21. yüzyıl cins özgürlük savaşlarının çağı olacaktır. Ve cins özgürlük savaşları, sınıf savaşlarını kat be kat aşan onu da içeren bir kapsamla dünyayı özgürleştirecek yegane dinamiktir.
Bugün Kürt Özgürlük Mücadelesi özelinde ortaya çıkan büyük kadın özgürlük mücadelesi kadınsal var oluşunu, cinsler arası eşitsizliği ortadan kaldırmayı, mücadelesinin temeline alan; devlete, babaya, iktidara, hiyerarşiye karşı mücadele eden özgün ve güçlü çok sayıda kadın karakteri var edebilmiştir. Gücünü bu mücadele alanından alan kadın yaratıcı ve anlatıcıların kurgulayacağı özgün kadın karakterler tüm eril anlatı dünyasını alt üst edecek, tüm kurgu ve yaratım kuramlarını yeni baştan örecek ve bu kurgusal düzlemi gerçek yaşam düzleminde yeniden kuracaktır. Kahramanlarının Sakine, Delila, Dayıka Berfo, Zilan, Beritan olduğu romanlar, filmler, hikayeler yaratmış bir halk mücadelesi karşısında hangi iktidar ayakta kalabilir. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun. Yaşasın kadın özgürlük mücadelesi.
JiNETOGRAFİ
Dramatik yapılı metinlerin, kurmaca anlatıların büyük çoğunluğunda kadın karakterler, dramatik yapının ana belirleyeni, çatışmanın ana öznesi olmaktan uzak, çatışmanın derinleştirilmesine ve erkek karakterin özelliklerinin altının çizilmesine, erkek karakterin dramatik anlatı boyunca yapacağı yolculuğun, geçireceği değişim ve dönüşümlerin geliştirilmesine katkıda bulunacak bir yardımcı unsur olarak kullanılmıştır.