Nazlı Çelik... Sözüm ona gazeteci... Şimdi Star Tv’de haber sunuyor. Biraz yeni kuşak Türk devletli gazetecilerinden biri... Türk bayraklı kolyeler, kırmızı beyaz elbiselerle Türk ırkçılığını her fırsatta bir biçimi ile dışa vuran biri.
Nazlı Çelik geçtiğimiz günlerde çelik yelek giyip, zırhlı araçlara binip Yüksekova’ya yani Gever’e doğru yol aldı. Operasyonların kıyısında askerlerle özel savaş haberleri çekti. Askerlerin karavanayı nasıl yediğini, halkın evlerinde nasıl sıcacık karşılandığını çekti! Bunlar yetmiyormuş gibi "abi bir iki ev patlatsanız da çeksek" dedi. Askerler boynunda Türk bayrağı kolyesi olan bu "gazeteciyi!" kırmadı. „Sen biraz kenara çekil kamerayı aç biz yaparız" dediler ve yaptılar. Nazlı Çelik kamerasını açmış, mikrofonu ağzının önünde ve soruyor "Tamam mı", askerler ise "he tamam sen çekimini yap" diyorlar. Ve Kürtlerin evleri havaya uçuruluyor. Nazlı Çelik’in saçları kamera önünde şampuan reklamı gibi savruluyor. Ve Nazlı Çelik "kendisine iliştirilen sözlerle haberi sunuyor!" Bu yetmiyor Türk asker ve polisleri Nazlı Çelik haber çeksin diye iki üç Kürt evini daha havaya uçuruyorlar...
Nazlı Çelik bunlarla yetinmiyor, askerlerle birlikte dar tünellere giriyor. Oradan sunum yapıyor. JİTEM’ciler Nazlı Çelik’in kendilerinden olduğunu sevinç twitleriyle paylaşıyorlar. Nazlı Çelik tam gaza gelmiş; Nusaybin, Gever’deki duruma tanıklık etmiş.
İyi tamam sen gittin ve çektin. Peki orada yaşayan insanlar ne diyor? O patlatılan evler kimin? O evlerdeki insanlar nerde? İnsanların cenazelerinin kediye köpeğe yem yapılması hangi ahlakta, hangi savaş kuralında var? İnsanların yatak odalarına girip fotoğraf çeken o yüzü kapalı çeteler nerdeler?
"Sana böyle haberler yapma fikrini kim verdi? Sen Nusaybin, Gever ve Dağlıca’da ne ettin?" sorularına yanıt vermezden önce; 1990’lı yıllarda böyle haberleri yapanlar var, vardı! Nerdeler ve şimdi ne ile anılıyorlar bileydin iyi olurdu. Ayraca Nazlı Çelik kimin desteği ile Star Tv’de kaldığı da bir muamma. Biz şunu çok iyi biliyoruz ki bu tür haberler yapan ve Nazlı Çelik’in pozisyonunda olanların devletin derinliği ve JİTEM’i ile organik ve inorganik bağlantısı var. Bu konuda fazlasıyla örnek mevcuttur. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nda kendine gazeteci diyen birinin polisle birlikte devrimcilerin işkencesine katıldığı da vardı. JİTEM’in verdiği bilgilerle yıllardır Diyarbakır’dan haber yapan Hürriyet gazetesi muhabirleri de vardı. MİT’ten aldıkları bilgilerle Sabah gazetesinde haber yaptıklarını sananlar da vardı. Ki hala varlar. Yani öyle Kürdistan kentlerinde kadınları, çocukları, yaşlıları, gençleri katledenleri "Kahraman" göstermek çok ahlaklı bir durum değildir. Masum da değildir. Ayrıca "Hele bir iki evi bombalayın da çekelim" demek de gazetecilik olmadığı gibi o savaş suçuna ortak olmak anlamına gelmektedir. Nazlı Çelik de savaş suçuna itilmiş ve asker-polis araçlarına iliştirilmiş olarak suça bulaşmaktadır. Zaten geçmişine bakınca da enterasan ayrıntılar söz konusu...
Nazlı Çelik, Türkiye’de, İsviçre’de, ABD’de eğitim görmüş. 1999’da haberciliğe başlamış. 2002’de ABD Dışişleri Bakanlığı’nın davetlisi olarak Beyaz Saray ve Pentagon’a gitmiş, gezmiş ve eğitim görmüş!.. Sonra NTV’den Star’a geçmiş. O dönem Uğur Dündar vardı Star’da onun yanında biraz muhabirlik yapmış. Uğur Dündar Star’dan ayrıldıktan sonra Nazlı Çelik kalmış. Türkiye’de medya el değiştirdi. Sermaye değiştirdi. Ergenekoncusu, Balyozcusu, JİTEM’cisi, Paralelcisi, Havuzcusu oldu. Yani iktidar blokları içinde çelişki ve çatışmalar oldu. Binlerce gazeteci işten atıldı. Tutuklandı. Ama bu Nazlı Çelik boynunda Türk bayraklı kolyesi, üzerinde kırmızı beyaz renkli elbiseleri ile Star Tv’de anahaber sunmaya devam etti. Kanalın haber yayın yönetmeni oldu!
Peki bu yeni yetme sayılabilecek, boynundaki Türk bayraklı kolyeleri, yapmacıktan vatan-millet-Sakarya ve şehit edebiyatı yaparak ekranda boy gösteren Nazlı Çelik; gerçekten gazeteci mi! Yoksa o televizyona iliştirilmiş JİTEM kayıtlı, derin devletin "koruması altındaki" biri mi!... Aydınlatılması gereken durumlar ve sorulması gereken sorular var.