
Botan’da bir dağ şehridir Şırnak. Dağlar ve şehirler birleşmez algısının tersyüz edildiği kent “Artık kendi kendimi yöneteceğim” dediğinde saldırılar başladı. 1990/1992 serhildanları belleğinde olan Şırnak’ta direnme mevsimi böyle başladı. Devletin saldırıları başladığında sokaklarda ilk barikatları kadınlar örmeye başladı. 23 gündür Şırnak’ta süren görkemli direnişin her tuğlasında kadın emeği gizlidir.
‘Onlar gitmeli buradan…’
Rivayet odur ki; Şırnak 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı’nın hemen yanında bulunan Yeşilyurt Mahallesi’nde Ekin isimli bir öz yönetim savaşçısı ilk tuğlayı tek başına koyar. Çevresindeki herkes “Aman burada yapma, tümenin dibi, erken düşer başka yerlere yapalım” dediğinde Ekin şu cevabı verir: “İşte tamda bu nedenle burada olmalı, şehrin tam ortasına bu tümeni yapanlara buradan git demek için…”
Adım adım yükseldi
Ardından adım adım yine kadınlar ördü her barikatı. Kazmalar, kürekler, torbalar adım adım öz savunma oluşturulurken Yeşilyurt Mahallesi’ne Cumhuriyet, Dicle, Bahçelievler, Yeni, Gazipaşa, İsmetpaşa’da eklendi ve tüm kent kuşandı direnişi.
Asya’nın ardından
Öz yönetim alanlarında emekle yoğrulan Asya’nın, Ekin’in, Rengin’in, Berçem’in, Zeryam’ın, Berivan’ın ardına takıldı kadınlar ve inandılar; özgürlük olmadan, yaşamda hiçbir şeyin yolunda gitmeyeceğine.
Herkesin bir tuğla koyduğu direniş barikat barikat örülürken, Şırnak’ta 5 Şubat’ta ilk (Hidayet Toptamur) Asya düştü toprağa. En çok emeği o vermişti ya kente ardından bıraktığı emek mirası ile Jiyanlar devraldı direniş bayrağını…
Korkuyu yenen kız: Jiyan
14 Mart’ta Şırnak’ta aslında aylardır süren abluka resmiyet kazandığında önce kadınlar direnişe geçti. Direnişin birinci haftasında Gurbet Kaya (Jiyan Amargi) şehit düştü. Her barikatta emeği olan kadınlardan biriydi Jiyan. Dicle Mahallesi’nde barikatın bir adım ötesinde YPS-Jin’in kuruluşuna öncülük etti.
Kenti dört koldan ağır silahlarla kuşatan devlet güçlerinin Dicle Mahallesi’ne girmek için yaptığı saldırıda çıkan çatışmada şehit düşen Jiyan, Şubat ayında özetlemişti direnmenin Kürtler ve kadınlar için anlamını. Jiyan Amargi, genç yaşına rağmen derin bir bilgelikle, “Bizler bu barikatları halkımızın elinden alınmış hakları için ördük. Artık korku yenilmiştir bu topraklarda. Direnişten geri adım yok” diyordu.
‘Biz artık eski biz değiliz’
“Biz artık eski biz değiliz” diyen Jiyan, Hacı Lokman Birlik’in (Siyabend) katledilişi ve ardından cenazesine yapılan saygısızlığı hatırlatarak şu cümleleri kurmuştu: “Direnişimizi gittikçe büyütüyoruz, bunu halk da görüyor. Düşman her gün özel savaş konsepti yürütüyor. Bunun karşısında asla boyun eğmeyeceğiz. Her türlü örgütlülüğümüzü geliştiriyoruz. Halk da eskisi gibi değil. Onlar da her şeyin farkında. Daha geçen günlerde bu mahallelerde şehit verdik. Bu şehitlerimizi unutmayacağız. Siyabend arkadaşımızı bu mahallede panzerin arkasından sürüklediler. Biz de halkımız da hiçbir gencimizi unutmayacağız. Devlet kirli politikalarını yürütmeye devam ediyor ama tüm gençler ve halk bunu biliyor. Biz şehitlerimizden bu gücü alıp direnişimizi sürdürüyoruz.”
Daha fazla olmalı
YPS-Jin’in Botan’da nasıl örgütlendiğini anlatan Jiyan, Öcalan’ın fikirleri doğrultusunda her alanda kadın örgütlülüğünün geliştirilmesine dikkat çekiyordu. Jiyan şu çağrıda bulunmuştu: “Her mahallede YPS-Jin’i ilan ettik. Örgütleme var, katılım da var fakat daha da fazla olmalı. Çünkü bu en şerefli yoldur. Mahallelerde çıkardığımız en ufak ses bile düşmanı korkutuyor.”
Jiyan’ın bıraktığı yerden şimdi 23 günü geride bırakan yoldaşları devam ediyor.
JINHA/ŞIRNAK
Kepçelere de direniriz
Aylardır Kürdistan ilçelerindeki işgal operasyonlarıyla halkı zorunlu göçe tabi tutan AKP hükümeti, Sur’a dönük ‘acele kamulaştırma’ kararı ile tehciri resmileştirdi. 4 ayı aşkın bir süredir operasyonlara karşı kentlerini terketmeyen Sur kadınları, tanklar gibi kepçelere karşı da direneceklerini söylüyor.
Bir kez daha yıkım görmek istemeyen 61 yaşındaki Nazime Karadeniz, 5 yıl önce de TOKİ‘nin kendilerini evlerinden çıkartmak istediğini ancak kadınların buna direndiğini hatırlatarak, “30 kadın TOKİ kepçesi önünde durduk. Yıktırmadık. Satmadım evimizi. Ama şimdi hükümet yine bizi evlerimizden çıkarmak istiyor. Yine direniriz, yine vermeyiz evimizi. Biz 4 ay boyunca bomba ve tank, tüfek sesleri altında uyuduk. Ama yine de emellerine ulaşamayacaklar. Bizler yine o vinçlerin önünde dururuz” diye konuştu.
“Ben son nefesimi bu evde veririm, gerekirse ölürüm ama kimseye vermem evimi”diyen Karadeniz sözlerini şöyle sürdürdü: “Kimin evini kimden alıyor. Gerekirse yıktıklarında o evin altında kalırıma ama yine de bırakmam evimi. O kepçelerin önüne yine geçer, direniriz ve yıktırmayız evlerimizi. Devlet hep aynı şeyleri yapıyor ama bizi parasıyla satın alamayacak.”
JİNHA/AMED