Yüksek Hızlı Tren (YHT) denen ulaşım aracı, şehirler arası trafikte uçak hızına ulaşmak amacıyla rekabet kaygısıyla geliştirilen bir model. Bu modelin ilk örneğini, Japonya’daki troleybüsler oluşturuyor. Yüksek hızlı trenler, bir yanda çevre üzerinde ciddi etkiler yaratırken, altyapı inşa çalışmaları nedeniyle de oldukça masraflı.
Bask Ülkesi’nde yaşayan insanlar açısından, dünyanın birçok yerinde doğayı ve yaşam alanlarını tahrip eden Yüksek Hızlı Tren gerçeği, 2000’den sonra gündeme geldi. Öncesinde Avrupa Birliği, 1990 yılında saatte 300 kilometre azami hıza sahip Yüksek Hızlı Trenler için demiryolu ağının genişletilmesi yönde karar vermişti. 2020 yılına kadar tamamlanması öngörülen proje için 600 milyar Euro bütçe oluşturulmuştu. Bu projeden en çok faydalanacak olan ise, en önemli 47 Avrupalı çok uluslu şirketi barındıran Avrupa Sanayiciler Yuvarlak Masası (ERT). Yüksek Hızlı Tren teknolojisinden en çok kazanan şirketler, Siemens ve Alstom.
Bu çerçevede İspanya ve Fransa devletleri de, YHT altyapısının oluşturulması için anlaşmaya varmıştı. İnşa edilecek 460 kilometre uzunluğundaki hattın hemen hemen tümü Bask Ülkesi’nden geçiyor. 194 kilometresi, ülkemizin sadece bir kısmını oluşturan Özerk Bask Bölgesi’nden geçerken, 200 kilometrelik demiryolunun tarihsel olarak Bask Ülkesi’ne bağlı olan Nafarroa (Navarra) topraklarından geçiyor. Geri kalan 70 kilometrelik hat da Fransa Devleti sınırları içindeki Bask şehirleri Lapurdi, Dax ve Behobia’dan geçecek.
Resmi olarak “büyük bir ilerleme” olarak lanse edilen bu projenin sorgulanması için birden fazla nedenimiz var. Temel sorunlar, ekonomik, ekolojik ve sosyal zararlar yanı sıra bilgilendirme, şeffaflık ve yurttaş katılımı ile ilgilidir. Bu nedenle Bask Ülkesi’nde bu projeye karşı büyük bir hareket oluşturuldu. AHT Gelditu Elkarlana (Yüksek Hızlı Treni Durdurun) adlı koordinasyon, sendikalar, sosyal hareketler, çevre grupları, siyasi partiler, yerel inisiyatifler ve bu projeden etkilenen/etkilenecek olan halkın ortak platformudur. Koordinasyon, 15 Mart 2001’de, projeye mutlak karşıtlık temelinde kuruldu. O günden bu yana yüzlerce kampanya, yürüyüş, halk oylaması ve çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi. Devlet bu direnişe baskı ile yanıt verdi ve çok sayıda aktivist tutuklandı da. İspanya bu projeyi “devlet meselesi” olarak gördüğünden, buna karşı örgütlendirilen aktiviteleri de “terör eylemi” kapsamına alıyor. Hızlı tren hattı için inşaata uzun bir süre önce başlandı. Birçok yerde yıkım çok net bir şekilde karşımıza çıkıyor. Ancak ülkedeki ciddi ekonomik durum ve sosyal protestolar, projenin tamamlanmasını önleyebildi.
Yüksek Hızlı Tren’e karşı olmak için birden fazla sebep vardır. En önemlisi, bu tarz projelerin çevre üzerindeki olumsuz etkileri. Ayrıca şu an serbest geçtiğimiz yerlerde ileride önümüze bariyerler çıkacak, sürekli hasta edici bir gürültü altında yaşayacağız. Ve bu tarz projeler doğa açısından tam bir yıkım, şiddetli bir saldırı demektir. Çünkü toprağı işgal ediyorsunuz. Yeraltı suyunu tutan ve ileten kayaç ortamı harap ediliyor. Enerji tüketimi artıyor. Bir bütün olarak ekosistemi yok ediliyor.
YHT, bölgeler arası dengesizliklerin büyümesine neden olacaktır. Sadece eyalet başkentleri arasında bağ oluşturacağı gibi, şehir ve kasabalar arasındaki bağlantı olumsuz etkilenecektir. Tarım ve hayvancılık bölgelerini bozacak. Yine genel olarak kırsal yaşam biçimini bozacak, yaşam kalitesini düşürecek.
YHR, kamu ulaşım hizmetlerine de karşıdır. Çünkü kamu ulaşım araçlarını kullanma olanağına sahip olmak, evrensel bir haktır. Ancak YHR özel şirketlerin elinde olacağı için, özelleştirilme prensipleri doğrultusunda işletilecektir. Hızlı trenler pahalı olduğundan toplumun çok az bir kısmı bu ‘hizmet’ten faydalanma imkanına sahip olacaktır.
Trenin inşaatına harcanan bütçe, yapılan yatırımlar ve ileride de oluşacak giderler nedeniyle sosyal hizmetlere ayırılan bütçe düşürüldü. Dolayısıyla halkın refahı için ayırılan bütçe, mevcut durumda kapitalizmin refahına harcanmaktadır.
Bask Ülkesi’nde hızlı tren diye bir şey yok, hiçbir zaman olmadı. Tarihimizin en büyük ve en masraflı altyapı projesi ile karşı karşıyayız. Tamamlandığında yaklaşık 6 milyar Euro harcanmış olacak. Oysa bu miktar ile bütün toplumun yüksek kaliteli ulaşım hizmetlerinden faydalanması sağlanabilir, farklı ihtiyaçları karşılanabilir. Ancak ne yazık ki toplumsal ihtiyaçlar pek önemsenmiyor.
Yüksek Hızlı Tren ile trafik sorunları çözülmeyecektir. Zira en fazla, kasaba/köy ile şehirler arasında trafik var. Yine ülkenizin yollarından geçen TIR’ların sayısı geçen her sene ile birlikte daha da yükseliyor ve hızlı tren projesinin bu soruna verilecek yanıtı yok. Yine sıkça ifade edilen bir argüman, YHT ile birlikte trafiğin azalacağı yönde. Ancak tam tersi olacaktır.
Şimdiye kadar yürütülen inşaat esnasında 6 işçi kazalarda yaşamını kaybetti. Projenin masraflarının düşürülmesi için ucuz iş gücü esas alındı ve bu da, prekariyatı ilerletiyor. Yine sanayi yerdeğiştirmeyi kolaylaştırıyor. Böyle dev bir altyapıya sahip olduğunuzda, ekonominin ve pazarların küreselleşmesini ve uluslararasılaşmasını kolaylaştırmış olursunuz. Bu bağlamda Bask Ülkesi’nin yapısal bağımlılığı artacaktır ve ekonomik bağımsızlığı daha güçleşecektir. Bu çerçevede tipik bir neoliberal politika örneğidir de.
Ama YHT aynı zamanda ve özellikle de adaletsizlik ve zorla kabul ettirmenin simgesidir. Trenle ilgili, ilk planlama aşamasından tutalım inşaatına kadar bilgilendirmede her türlü şeffaflıktan yoksun olan bu yıkım projesinin sahipleri, aynı zamanda hem belediyelerin hem de etkilenecek olan insanların görüşlerini zerre kadar umursamadı. Kamuoyunu doğru bilgilendirmek yerine propaganda yapıldı, kamu katılım ve karar alma süreçlerine katılım hakkı otomatik olarak sınırlandırıldı. Toplumsal gruplar ve sendikaların, projenin durdurulması yöndeki çağrıları - solun dışında Özerk Bask ve Navarra meclislerinde temsil edilen - Bask Milliyetçi Partisi (PNV), Navarra Halk Birliği (UPN), Halk Hareketi İçin Birlik (UMP) ve İspanya Sosyalist Partisi (PSOE) tarafından dikkate alınmadı.
Şimdi ise yeni bir siyasi durum ile karşı karşıyayız. Son yerel seçimlerden sonra Yurtsever Sol’un (Abertzale Left) belediye sayısı büyük ölçüde arttı. Bu durum, bütün projeyi yeniden sorgulama ve oluşturulan bütçeyi ekonomik krizin mağduru olan yoksul kesimlere yönlendirme imkanını doğurdu. Bu büyük mali krize rağmen, projenin temel sorumlusu olarak İspanya hükümeti YHT’i ekonomiyi canlandırmanın aracı olarak görmeye/göstermeye devam ediyor. Oysa ekonomi uzmanları da, tam tersini yapma tavsiyelerde bulunuyor. Bask Ülkesi’nin kuzeyinde, yani Fransa devleti sınırları içinde kalan parçada bütün siyasi partilerden seçilmişler projeye karşı çıkıyor ve inşaata başlanıp başlanmayacağı konusu bile kesinleşmiş değil. Bu konuda halk ve seçilmişler başarılı olursa, o zaman İspanya’daki YHT hattının Paris’le ve Orta Avrupa ile bağlantısı olmayacaktır.
Bask halk hareketi, Yüksek Hızlı Tren’e karşı mücadelesini sürdürüyor. Umarız, bu projeyi durdurup bütün Bask yurttaşların faydalanacağı ve bütün Bask bölgeleri için yararlı olacak bir sosyal demiryolu sistemine kavuşuruz.
JON ANDONI LEKUE: Bask Ülkesi’nde yıkıma karşı mücadele