Almanya’nın Stuttgart şehrinde iki seneden beri, kendilerini K-21 olarak adlandıran çevreciler, eyalet hükümetinin S-21 demiryolu projesine karşı büyük bir mücadele yürütüyor. K-21 İnisiyatifi’nin, örnek çevre mücadelesi, Almanya’nın gündemine çoktandır girmiş bulunmaktadır. Her hafta pazartesi günleri yaptıkları protesto eylemleriyle artık Stuttgart’ın ayrılmaz bir parçası durumuna geldi. Ancak, K-21 İnisiyatifi 27 Kasım’da eyalet genelinde yapılan referandumu kaybetti. Referandum, eyalet hükümeti’nin S-21 Projesi çerçevesinde firmalarla yaptığı anlaşmaları iptal edip, etmeyeceğini içeriyordu. 7,5 milyon seçmenin olduğu ancak katılım oranının yüzde 48’de kaldığı referandumda, yüzde 59’luk bir kesim ‘evet’ oyu vermişti.
Kuşkusuz bu sonuç, K-21 İnisiyatifi’nin bundan sonraki mücadelesi  için önemli. Zira, İnisiyatif, S-21 Projesi kapsamında yapılacak olan yer altı ve yer üstü yeni ray hatlarının Stuttgart Merkezi Tren İstasyonu ve kentin tarihi ve doğal yapısına zarar vereceği belirtiyor, iki yıldan beri de önemli bir çevre mücadelesi veriyordu. Avrupa çapında 1500 kilometrelik hızlı tren hattının bir parçası olan S-21 projesi dahilinde çevreciler, yaşı yüzlerce yılı bulan ağaçların kesilmemesi için park koruyuculuğunu organize etmişti.

‘Mücadeleyi değil çoğunluğu yitirdik’

Referandumda çoğunluğu sağlayamayan aktivistler, şimdiye kadar yapılan pazartesi eylemlerinin devam etmesine karar verdi. Şubat 2010’dan beri park korucuyucularının basın sözcülüğünü yapan Matthias von Herrmann, “Biz mücadeleyi kaybetmedik, sadece çoğunluğu yitirdik” şeklinde durumu açıklıyor.
Matthias von Herrmann bundan sonraki süreci şu şekilde açıklıyor: “ Park korucuyuları olarak, S-21 Projesi iptal edilene kadar eylemlerimize devam edeceğiz. Bu çerçevede 5 Aralık’ta 150 civarında kadın sabah saat 05:30’da demiryolunu bloke etti. Referandumdan sonra istasyonun güney kısmının da, kuzey tarafı gibi yıkılması için demiryolları şefi açıklama yaptı. Ama, ağaçların kesilmesi konusunda hala verilmiş bir karar yok. Kesilecek bu ağaçların masraflarına dair, eyalet hükümeti adına Maliye Bakanı Nils Schmid’in izin sözleşmesi hazırlaması gerekiyor. Ama şimdiye kadar böyle bir sözleşme hazırlanmış değil. Bundan dolayı, Schlossgarten bahçesindeki ağaçları korumak için kurduğumuz nöbet çadırlarındaki arkadaşlarımız, nöbet tutumaya devam edecekler.”

‘Halk korkutuldu’

Peki neden referandumda çoğunluk sağlanamadı? şeklindeki sorumuza Herrmann şu cevabı veriyor: “Referandumdan önce SWR’in yaptığı bir ankette 43% oranında bir halk kesimi, projeden çıkılırsa 1,5 milyar Euro masraf olacağı korkusundan dolayı, mukavelelerin iptal edilmesine karşı oy vereceklerini açıklamışlardı. Halbuki bu rakam, insanları korkutmak için yapılan propagandadan ibaretti. Gerçek masraf 350 milyon Euro olacaktı. Bu yüzden halk, eğer hükümet anlaşmadan çekilirse, zararın 1.5 milyar Euro olacağı korkusuna düşürüldü. Bu zararı önlemek (!) için ‘hayır’ oyu kullanıldı.
Şimdi biz park korucuları ve genel İnisiyatif olarak, pazartesi eylemlerimize devam edeceğiz. Bu konuda eyalet hükümetinin sorumluluk almasını talep edeceğiz. Şimdiye kadar söylendiği gibi hayali değil, gerçek rakamlarla gelip, bu projenin neye mal olacağını masaya yatırması gerekirdi. S-21 gerçekten neye mal olacağı, en geç şubat 2012’ye kadar açıklanması gerekiyor. Bu yapılmadan, şimdiki istasyon binası yıkılamaz, inşaat devam edemez. Çünkü eğer masraflar 4,5 milyar Euro’nun üstündeyse, bu fazla masrafların kim tarafından ödeneceği kesinleşmek zorunda.”

‘Uyduruk suçlamaların kurbanıyım’

Sorunun çözümü noktasında SPD ve Yeşiller’den oluşan eyalet hükümetinden pek de umutlu olmadıklarını söyleyen Matthias von Herrmann, “SPD’li İçişleri Bakanı, bir önceki hükümetteki bakanın aynı yolunda gidiyor. Bunlar da polis gücünü öne çıkarıp, eylemcilere sudan bahanelerle davalar açıyorlar. İnsanlar yapmadıkları suçlardan yargılanıyorlar. Yani kitle kriminalize edilip, suçlandırılıyor. Onun için, bu konuda yeni hükümetten de hiçbir değişiklik yok. Bildiğimiz kadarıyla şu anda 3 bin 500 kişi aleyhine dava sürüyor. Ben de uyduruk suçlamaların kurbanıyım. Bir polis arabasını bloke ettiğim iddiası ile yargılandım” dedi. 
Herrmann bunları söylerken, Yeşiller Partisi’nin geçen seçimlerde S-21 karşıtı propaganda ile eyalette büyük bir başarı sağlaması ve hükümet ortağı durumuna gelmesi tabii ki ayrı bir ironi durumunda.


 GÜL GÜZEL/STUTTGART