Karara tepki gösteren ve 2003 yılından bu yana yerel yönetimler ve siyasette kadın temsiliyetinin arttırılmasını hedefleyerek çalışmalarını sürdüren Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA-DER) Ankara Şube Başkanı Hatice Kapusuz, mahkemenin kararına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kürt Kadın Hareketi tarafından uygulanan eşbaşkanlık sistemini yakından takip ettiklerini belirten Kapusuz, eşbaşkanlığın, mevcut erkek egemen sistemin mekanizmalarını dönüştürmek adına bir kazanım olduğunu söyledi. Kürt siyasal hareketinin yüzde 30 kadın kotası ile siyasette kadın temsiliyetine başladıklarını belirten Kapusuz, bu rakamın yüzde 50'ye ulaşmasının çok değerli olduğunu belirtti.

Yasalar ataerkil zihniyetle yorumlanıyor

"Kadınlar adına kazanımlar gerçekleşiyorsa desteklemeye devam edeceğiz" diyen Kapusuz, sözkonusu kararın, son zamanlarda kadın haklarına yönelik yapılan saldırılara uygun düştüğünü ifade etti. Yasaların ataerkil bir zihniyetle yorumlandığına işaret eden Kapusuz, "Aslında yasallığı sözkonusu ediliyor, demokratikleşme paketi içerisinde çıkan bir uygulama olarak çıkıyor. Bunun yargı tarafından hukuka aykırı gerekçesi ile durduruluyor olması, bizim yasaları yorumlama noktasında ataerkil zihniyetle genel durumun bütünleşmesidir" dedi.

Kapusuz, yargının istismardan şiddet vakalarına kadar, her konuda kadınların aleyhine karar verdiğinin altını çizdi.


Türkiye'de kadın temsili kötü durumda
Yerel yönetimlerde kadın temsiliyetinin ise Türkiye'de çok kötü bir durumda olduğunu vurgulayan Kapusuz, şunları aktardı: "Yereldeki hizmetlerin kadınların bu kadar hayatına doğrudan etkiliyor olması ve kadınların yüzde 3'lük bir oranla temsil edilmesi kabul edilemez. Bu durum sadece eşbaşkanlık sistemi ile daha yüksek oranlara ulaşabilir" diye belirtti.

Kadın kazanımlarına tahammül yok

Kapusuz, verilen mahkeme kararının aksine, eşbaşkanlık sisteminin yaygınlaşması ve diğer partilerde de uygulanması gerektiğini belirterek, şunları söyledi: "Eşbaşkanlık sistemi kadın hareketinin temel kazanımıdır. AKP hükümeti uyguladığı politikalar temelinde kadınları sadece aile içinde tanımlıyor. Son dönemlerde kadın hareketinin kazanımı olan Kadın Bakanlığı'nın adının değiştirilip Aile Bakanlığı olması bununla ilgilidir. Yine kadın hareketinin kazanımı olan şiddet yasasının aile için şiddet olarak değiştirilmesi de, aile içinde kendini var eden hiçbir kadına tolerans gösterilmediğini gösteriyor. Bu nedenle kadının siyasette olması ve kadının bu süreçte yaşamı değiştiriyor olması zaten erkek egemen zihniyet tarafından kabul edilmeyen bir durum."

DİHA/ANKARA